Vallaha bırakmaz Üye Ol

Reklam / Sponsor

Gönderen Konu: Adolf Hitler (1889-1945)  (Okunma sayısı 560 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Fosil_Heart

  • Ziyaretçi
Adolf Hitler (1889-1945)
« : Aralık 28, 2006, 01:49:31 ÖÖ »



Adolf Hitler (1889-1945)


20 Nisan 1889’da Avusturya’nın Braunau am Inn kasabasında doğdu. Gümrük memurluğu yapan babası gayet ciddi ve otoriter bir yaradılışa sahipti. Küçük Hitler’i hayatın zorluklarıyla baş edebilmeyi öğrenebilmesi için sıkı bir disiplin altında büyüttü. Hitler’in babası memur olana kadar açlık ve fakirlik dolu çok zor yıllar geçirmişti ve oğlunun da kendisi gibi olmasını istemiyordu. Bu yüzden oğluna memur olması konusunda baskı yapmaya başladı. Fakat karşısında en az kendisi kadar inatçı olan küçük Hitler ressam olmayı kafasına koymuştu, bu isteğini yerine getirmek için babasıyla çatışmaktan da geri durmuyordu. Fakat sonunda otoriter baba galip geldi ve Hitler kararından vazgeçmemekle birlikte babası karşısında sessiz kalmaya karar verdi.

İlk öğrenimini tamamladıktan sonra yetenekleri doğrultusunda realschule’ye devam etti. Okulda genel anlamda başarılı bir öğrenci sayılmazdı. Sadece sevdiği derslerle ilgileniyordu. Bu derslerin başında da tarih gelmekteydi. Tarih öğretmeni milliyetçi kişiliğiyle Hitler’in gelecek yıllardaki fikirlerinin gelişmesinde büyük etkide bulunmuştur. Hitler, tarih öğretmeninin kendi üzerinde yaptığı etkiyi şu sözleriyle dile getirmiştir: “ Tarih öğretmenimin beni genç bir ihtilalci yaptığı bir gerçektir. Zaten Alman tarihini böyle bir öğretmenden okuyup da ...hanedana düşman olmamak ve milliyetçi olmamak mümkün değildir.” [1] Realschule yıllarında Hitler’in kafasında mimar olmaya karşı da bir ilgi oluştu. Ancak önce babasının ve iki yıl sonra da annesinin ölümü üzerine henüz on beş yaşında olan Hitler yalnız kaldı. En büyük hayali olan Güzel Sanatlar Akademisi’ne baş vurmak için Viyana’ya gitti. Kabul edileceği konusunda kendinden emindi. Ancak Akademi onu çok başarısız bularak, başvurusunu üst üste iki kez reddetti.[2] Bu Hitler için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Bu olayı atlattıktan sonra mimar olma hayallerini gerçekleştirmeye karar verdi. Ancak mimarlık bölümüne girebilmesi için yüksek okul bitirmesi gerekiyordu. Realschule’yi yarım bırakmış olduğu için mimarlık bölümüne girmesi imkansızdı ve Hitler bu hayalinden de vazgeçmek zorunda kaldı. Bu olaylar, henüz, kişiliğinin gelişmeye başladığı ergenlik döneminde olan Hitler’in psikolojik yapısını kötü yönde etkilemiş onu sertleştirmiş ve olaylara bakışını, insanları yorumlayışını radikalleştirmiştir. Bundan sonra Viyana’da beş yıl daha kaldı. Bu süre içinde boyacılıktan ameleliğe pek çok işte çalıştı. Kazancı çok azdı. Açlık ve sefaletle geçen bu yıllarda anti semitik[3] Karl Leuger ve Lanz von Liebenfel’in ırklarla ilgili teorilerinden çok etkilenmiştir. Radikal fikirlere açık olan mentalitesi ile kendine ait fanatik bir anti semitizm geliştirdi.

1913 yılında Münih’e gitti. Bir yıl sonra I. Dünya Savaşı[4] başlayınca Alman ordusuna gönüllü olarak kaydoldu. Batı cephesinde savaştı. İki kez yaralanıp, cesaretinden ötürü Birinci Sınıf Demir Haç madalyasıyla ödüllendirildi. Savaştan sonra siyasete ilgi duymaya başladı. Versailles antlaşmasına tamamen karşıydı ve Almanya’nın bu antlaşmanın angaryalarından kurtulması gerektiğini savunuyordu. Bunun yanında Almanya’yı Versailles antlaşmasından kurtarmak için planlar yapmaya da başlamıştı. 1919 yılı Eylül’ünde Alman İşçi Partisi’ne davet üzerine katıldı. Kısa sürede parti içindeki faaliyetleri arttı. Partinin en ateşli ve etkileyici hatibi oldu. 1921 yılında partinin Führer’i (lider) olmayı başardı. Aynı yıl partinin adı Hitler’in fikirlerine de uygun olarak Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi[5] olarak değiştirildi. Partinin adının başın Nasyonal Sosyalist kelime grubunun eklenmesindeki amaç; partinin Marksist değil milliyetçi olduğunu ancak yine de - partinin işçi ve anti kapitalist tabanını kaybetmemek adına - sosyalist ilkelere bağlı olduğunu göstermekti.[6] Parti sivil ve askeri olmak üzere iki kanattan meydana geliyordu. Askeri kanata Fırtına Askerleri (SA) de denmekteydi. SA’nın amacı mitingler sırasında düzeni sağlamak ve siyasi karşıt gruplara karşı Führer’i ve diğer ileri gelenleri korumaktı. Partinin diğer bir belirgin özelliği ise askeri bir disiplin altında çalışıyor olmasıydı. Parti üyeleri askeri üniformalara benzeyen kıyafetler giyerdi.



I. Dünya Savaşından Darbeye

Birinci Dünya Savaşı’nda yenilen devletler itilaf devletlerince çok ağır koşularda antlaşmalar yapmaya zorlandılar. Almanya’nın imzaladığı Versailles Antlaşması bütün bu antlaşmalar arasında en ağırlarından biriydi.[7] Antlaşmanın imzalanmasıyla birlikte Almanya’da karşı sesler yükselmeye başladı. Bunlardan biri de Hitler’di. Hitler’e göre antlaşma Alman ırkını yok etmek amaçlıydı ve ortadan kaldırılmalıydı. Nazilerin başına geçmesinden itibaren antlaşmanın ağır hükümlerinden Alman ırkını kurtarma çalışmalarına başladı. Hitabet yeteneği çok kuvvetli olan Hitler mitingler düzenleyerek fikirlerini halka anlatmaya başladı. Çok kısa bir sürede hem partinin üye sayısı arttı hem de Hitler’in kendisine ve Nazilere olan güveni.

1920 yılında yapılan Kapp Darbesi başarısızlığa uğramıştı. Ancak halk da hükümetin politikalarına karşıydı. Ayrıca İtalya’da da Mussolini darbeyle başa gelmişti Bundan ilham alan Hitler, 1923 yılında Münih’te halkı da kışkırtarak bir darbe( Beer Hall Putsch) girişiminde bulundu. Ancak beklediği gibi başarılı olamadı. Yakalandı ve yandaşlarıyla beraber hapse atıldı. Cezası ilk önce beş yıldı ancak daha sonra bir yıla indirildi.

Siyasi Görüşleri ve “ Kavgam ”

Hapiste geçen yıllarında Nazi Partisinin resmi planı niteliğinde olan Kavgam’ın (Mein Kampf) ilk cildini sadık taraftarlarından Rudolf Hess’e dikte ettirmiştir. Kitabın orijinal adı “ Yalanlara Budalalıklara Ve Korkaklıklara Karşı Dört Buçuk Yıllık Mücadele ” idi. İkinci cildi 1926 yılında Berchtesgaden’de tamamlandı.[8]

Hitler milliyetçiliği abartarak bir çeşit ırkçılık fikrine saplanmıştır. Ona göre dünya üzerindeki ırklar eşit yaratılmamıştır. Bazıları üstün özelliklere sahipken bazıları düşüktür. Yahudiler ve Slavlar düşük ırka mensupken Almanlar en üstün ırktır. Kitabın genelinde, Hitler Yahudi düşmanı fikirlerini tekrarlayıp durmaktadır. Ona göre Yahudiler ırkın saflığını bozmaktadırlar ve yok edilmeleri gerekmektedir. Yahudilerle birlikte Slavlar da düşük ırktandır ve yaşamalarının bir değeri yoktur. Hitler’in Yahudilere karşı olan bu düşmanlığının nasıl başladığını Kavgam’dan bir bölümle görelim:

“ .......ilk başlarda Yahudileri sadece farklı bir dine mensup Almanlar olarak görüyordum ve onlara karşı olan fikirleri anlayamıyordum........... bir gün Viyana’nın eski mahallerinden geçerken, uzun pelerinli, uzun siyah saçlı bir adamla karşılaştım. Bu da bir Yahudi miydi?.....bana yabancı gelen yüzünü inceledikçe.... az önce kendi kendime sorduğum soruyu değiştirdim. Bu bir Alman mıydı? Bu konuda kitaplarda şüphelerimi yok edecek bilgiler aramaya koyuldum.........zamanla dinsel açıdan özel bir mezhebe mensup Almanların konu edilmediğini, tamamen ayrı bir ırkın, yani Yahudiliğin üzerinde durulduğunu anladım.......Viyana’da oldukça dal budak sarmış olan büyük hareket Yahudi ırkının niteliğini göze çarpar bir biçimde ortaya koyuyordu. Bu hareket Siyonizm’di....Siyonist Yahudiler arasındaki yapmacık kavgalar bende büyük bir tiksinti doğurdu......bu heriflerin suya ne kadar yabancı oldukları yüzlerine bakınca derhal anlaşılıyordu....yavaş hareketlerinin sırrını keşfetmeye başladım. Sosyal hayatta nerede olursa olsun, herhangi bir kötülük varsa Yahudi ona kesinlikle katılıyordu....... Tiyatro ve sinemadaki faaliyetlerini incelemek bende Yahudi aleyhtarı birçok düşünce biriktirdi.......insan ister istemez Yahudilerin amansız bir düşmanı oluyordu...bu sinsi faaliyet Viyana halkını zehirleyen bir ahlak vebasıydı.....”[9]



Hitler kitabında Alman ırkı için gelecek planlarından da söz eder. Oral Sander bunları Hitler’in dış politikasının anahtarları olarak yorumluyor: Bunlardan birincisi: Almanların Versailles barış antlaşmasından kurtulması, ikincisi: Almanya dışında yaşayan bütün Almanların Alman sınırları içine alınması yoluyla bir “ulus devlet” ilkesini gerçekleştirilmesi, üçüncüsü: Lebensraum yani hayat sahası programıyla, Alman devletinin gönencinin ve mutluluğunun en üst seviyeye çıkarılması.[10]

Hitler kitabında kitleleri etkileme programından bahsederken yalanın önemini savunur.

“ Yalanın büyüklüğü ona inanılmasını sağlayan başlıca faktörlerden birisidir....çünkü liderler büyük işlerde daima küçük yalanlar söylerler ve büyük yalan atmaktan utanırlar. Bu yüzden kalabalıklar büyük bir yalandan hiç şüpheye düşmezler, bir insanın gerçeği bu kadar saptırabileceğine inanmazlar.” [11]

Hitler’e göre Marksizm de Alman ırkına Yahudiler kadar zarar vermektedir. Marksizm işçi sınıfını kandırmanın yollarından biridir. Zaten fakir olan işçi sınıfını kendi milletine karşı kışkırtmaktan başka bir işe yaramaz Marksizm. Ayrıca Marksizm milletin içindeki ahlak duygusunu da yok eder.[12]

Kitapta değinilen başka bir görüşte Hitler, doğum kontrolüyle ilgili fikirlerini savunur. Hitler’e göre doğum kontrolü tamamen yanlış bir uygulamadır. Çünkü insanlar eşit bir şekilde doğmazlar bazı bireyler güçlü bazıları ise güçsüzdür ve doğa güçlü olanı seçmekte güçsüz olanlar hayat kavgasını kaybederek ölmektedirler eğer doğum sınırlanırsa doğması engellenen bireyler arasındaki güçlülerden ırk mahrum kalacak öte yandan doğum oranı azaldığı için her doğan yaşatılmaya çalışılacak ve ırk içindeki güçsüzlerin sayısı artacaktır. Nihai sonuç: ırkta bozulma ve zayıflama olacaktır.[13] Bu fikir kendi hayatıyla bağlantılıdır. Hitler zorlu hayat tecrübeleri geçirmiş ve sonunda hayatta kalmayı başarmıştır yani bunu hak etmiştir. Kendisi “ güçlü ” bir Alman’dır ve diğer Almanlar da kendisi gibi güçlü bireyler olursa ırk daha da güçlenecektir.

Kitabın tamamında Hitler’in aşırı fanatik ve mantık dışı fikirleri göze çarpmaktadır. Ancak yine de kitabın halk üzerinde büyük bir etkisi olmuştur. Bunu Almanya’nın o zaman içinde bulunduğu zor koşullarla açıklayabiliriz. Halkın içinde bulunan öfkeyi katalize edebilecek bir yer olarak bu kitap ve Hitler’in fanatizmi tam zamanında yetişmiştir.

İktidara Gelişi

Başarısız olan darbeden sonra Hitler yönetime demokratik yollardan gelmeye karar vermiştir. Bunun için hazırlıklara ve propagandalara başladı. 1930 yılında yapılan seçimlerde 230 sandalyeyle meclise girmeyi başardı. Bu en yakın rakibinden 100 sandalye fazlaydı. Hitler amaçlarına ulaşmak üzereydi. Ancak başkan Hindenburg Hitler’in hak ettiği en yüksek koltuğun posta idaresi şefliği olduğunu söylüyordu. Hitler’e şansı yardım etti ve bazı çıkar grupları onu kendi amaçları için kullanabileceklerini düşündüklerinden Başkana baskı yaptılar ve Hitler 30 Ocak 1933’te yeni Alman şansölyesi oldu.[14] Başa geldikten hemen sonra gücünü sağlama almak için girişimlere başladı. 1933 Martında yapılan seçimlerde Nazi partisi oyların yüzde 44’ünü aldı ve Hitler’in gücü iyice pekişti. Daha sonra meclisin bütün yetkilerini kendi elinde toplamasını sağlayan yetki kanununu da meclisten aldı. Daha sonra kendisine tehdit olarak gördüğü SA’ların yerine SS’leri (Schutzstaffel)[15] kurdu.

Almanya’nın kalkınması için üretimin önemini bildiğinden kapitalist işletmelere dokunmadı. İşçi ücretlerini artırdı. Sanayicilere kamu sektöründe işler verdi. İşsiz olanları otoyol yapımı için işe aldı. Sendikaları kapatıp yerine devlete bağlı zayıf işçi birlikleri kurdurdu. İşsizlik oranı azaldı. Çalışma koşulları iyileştirildi.[16] Böylece halkın desteğini yanına çekmiş oldu. Fakat bir taraftan gençliğinden beri nefret ettiği Yahudilere karşı da bazı yaptırımlar koymaya başladı. Genel olarak Yahudileri toplumdan soyutlamayı amaçlayan politikalarının son halkası soykırımdı böylece Alman ırkı Yahudilerden temizlenmiş olacaktı. Yahudilere karşı açık politikalar, Yahudi dükkanlarının camlarının kırıldığı Kristal Gece ile başlamıştır . Daha sonra Yahudilerin bir kısmı sınır dışı edildi. Bir kısmı ise toplama kamplarına gönderildi. Bu kamplarda ağır koşullarda çalıştırılan Yahudiler, gaz odalarında öldürülerek toplu mezarlara gömülmüşlerdir. Hitler’den kaçmayı başaran Yahudiler genellikle entelektüeller olup gittikleri ülkelerin entelektüel ve bilimsel gelişmelere katkıda bulunmuşlardır.[17]

Dış politikasının üç anahtarından daha önce bahsetmiştik. Hitler’in bu üç hedefinden ilk ikisini gerçekleştirmesi Avrupa için çok büyük önem taşımıyordu. Avrupa yeniden savaşa giremeyecek kadar kötü durumdaydı ve kendi güvenliklerini tehdit etmeyecek bazı hareketleri Avrupa’nın barışı için görmezden gelebilirlerdi. Ancak Hitler üçüncü politikasını yürürlüğe koyduğunda bu II. Dünya savaşına sebep olmuştur.

Hitler sırayla önce Saar bölgesini sonra İngiltere’nin yatıştırma politikalarının yardımıyla Südetler bölgesini(sonradan bütün Çekoslovakya’yı işgal etti)ve sonra Avusturya Başbakanı ile antlaşma imzalayarak (Anschluss) önce Avusturya üzerinde tam bir Nazi hakimiyeti kurdu daha sonra da bir oldu bitti ile Avusturya’yı Alman topraklarına kattı. Böylece Hitler ulus devlet hedefine de ulaşmış oluyordu. Bu arada Avrupalı devletler gerek kendi iç sorunları yüzünden gerekse kolonilerindeki sorunlar yüzünden etkili bir tepki göstermemişlerdir.

II. Dünya Savaşı

Savaşın en önde gelen nedenlerinden biri I. Dünya Savaşından sonra yenen devletlerin yenilenlere imzalattıkları ağır koşullu antlaşmalar olmuştur. Ayrıca İtalya gibi savaştan umduğunu bulamayan devletler de saldırgan tutumları sayesinde ortamın gerginleşmesinde pay sahibi olmuşlardır.[18]

Avrupa’da savaş Hitler’in Polonya’yı işgaliyle başladı. 1 Eylül 1939’da Alman birlikleri Polonya’ya girmeye başladı. 3 Eylül’de İngiltere ve Fransa Almanya’ya savaş ilan ettiler. Alman birlikleri Polonya’yı 17 Eylül 1939 günü tamamen işgal etmiş durumdaydı. Hitler’e karşı yine fazla bir şey yapılamadı. Sovyetlerle saldırmazlık paktı ve İtalya ile Berlin Roma Mihverini imzalamıştı ve özellikle İtalya Hitler’e sürekli yardım etmekteydi. Daha sonra Hitler Hollanda, Belçika ve Fransa’ya saldırdı. 14 Haziran 1940 gününde bütün Fransa Alman işgali altındaydı. Hitler’in diğer hedefi İngiltere’ydi. Temmuz 1940’ta Almanlar İngiltere’ye savaş açtı. Ancak hava bombardımanları etkisiz kalmıştı. Büyük zarara uğrayan Hitler, Ekim 1940’ta saldırıya son verdi. Bu olaydan sonra Alman Sovyet ilişkileri de bozulmaya başladı. Hitler, Ekim 1940’ta Sovyet dışişleri bakanı ile görüştü; ancak antlaşma sağlanamadan taraflar ayrıldı.

Hitler’e göre Slavlar düşük ırktı ve Almanlara yaşam sahası olabilecek yer Rusya idi. Hitler’in Rusya’yı işgal planı Operation Barbarossa’dır.[19] Hitler harekata her zamanki büyük güveniyle başlamıştır. Ancak Napolyon’un askerlerinin karşılaştığı engeller Alman askerlerinin de önüne çıkmış ve askerin bir kısmı Rus steplerinde ölmüştür. Bir kısmı direnen halk tarafından yok edilmiştir. Harekat genel anlamda başarıya ulaşmak üzereyken mahvolmuştur diyebiliriz. Bunun çeşitli nedenleri vardır. Alman askerleri Moskova’nın varoşlarına kadar girmişler ancak halk direnişi sebebiyle şehri ele geçirememişlerdir.1941 yılında savaş tüm dünyaya yayılmıştır.[20] Hitler’in sonunu hazırlayan gelişmelerden biri Sovyet savaşında yenilmesi ve bir diğeri ise 1941 yılında savaşa giren A.B.D.’ye savaş açması olmuştur. A.B.D.’ye savaş açması büyük bir hata olmuştur.

Savaşın sonu Anglo Amerikan birliklerce Fransa’nın işgaliyle başladı. Haziran 1944’te Normandiya kıyılarına yapılan bu çıkarma (Operation Overlord) ile Ağustos 1944’te Fransa Alman işgalinden kurtuldu. Tüm çabalarına rağmen yenileceğini anlayan Hitler 30 Nisan 1945’te karısı Eva Braun’la birlikte zehir içerek ve kendini vurarak intihar etti.

Hitler Hakkında

Hitler inanılmaz hırsları olan ve bunları gerçekleştirmek için hiçbir engel tanımayan bir karaktere sahipti. Onun bir deli mi yoksa dahi mi olduğu hala tartışılmakta. Hakkında onlarca kitap yazılan Hitler çok genç yaşta yalnız kalmış hayatın zorluklarıyla tek başına savaşmak zorunda kalmış zayıf karakterli ve sabit fikirli oluşundan dolayı da en ufak tecrübelerinin sonunda bile hayatı boyunca vazgeçmeyeceği aşırı bir fanatizm oluşturmuştur. Kendi başarısızlıklarının faturasını masum insanlara – Yahudiler kastediliyor – kesebilecek bir psikolojiye sahiptir.

Çok kuvvetli bir hitabet yeteneği vardı. Bunu amaçları doğrultusunda kullanmaktan da hiç çekinmezdi. Siyasi karşıtları bile Hitler’in hitabet yeteneğine olan hayranlıklarını gizleyememişlerdir. Uzun bir cümleye yavaş başlar hızlanır, güç kazanır ve müthiş bir vurguyla bitirirdi.[21] Konrad Heiden Hitler hakkında: “ Bu çirkin görünüşlü yaratığı birkaç kez dinleyin ve sesinin mucizesine tanık olun” demiştir. Heiden, Hitler’in konuşmasını çarpan bir yıldırıma benzetmiştir. Otto Strasser ise “ Kelimeleri hedefe yönelmiş oklar gibidir. ” demiştir.[22]

Hitler’in çeşitli batıl inançları da vardır. Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği gün onu yaralayan mızrak kutsal sayılmaktaydı, ona sahip olanın büyük bir güce de sahip olacağına ve dünyayı yöneteceğine inanılmaktaydı. Hitler de Avusturya’da yaşadığı yıllarda Kader Mızrağının hikayesini duymuş ve çok etkilenmişti. Almanya’nın Avusturya’yı işgalinin hemen ardından Hitler Mızrağı Berlin’e getirtmişti. Mızrak askeri kampanyası boyunca harekatların en önemli parçası olarak kalmıştır. Ancak Hitler’in intiharından birkaç gün önce mızrağın, korunduğu St. Catherine Kilisesinden çalındığı söylenmektedir. Bugün mızrak, Avusturya’da Hofburg Müzesinde sergileniyor[23].



--------------------------------------------------------------------------------

1 - Adolf Hitler, “ Kavgam ”, Toker yayınları, Ankara, 16. Baskı, 2001, ss: 21,22.

2 - Encyclopedia Britannica CD, 1999 Standard Edition/Adolf Hitler

3 - Anti semitizm: Irk ve dini bir grup olarak Yahudilere karşi düşmanlık ve ayrımcılık.

4 - Savaşla ilgili ayrıntılar için Bkz: Oral Sander, Siyasi Tarih ( ilk çaglardan 1918’e) İmge yayınevi, 9. baskı, Haziran 2001, ss: 354-393; Richard Goff, The Twentieth Century A Brief Global History, McGraw Hill, Beşinci Baskı, 1998, ss: 99-126.

5 - Nasyonal Sosyalist parti Naziler olarak bilinir.

6 - Richard Hanser, Putsch! How Hitler Made The Revolution, Peter H. Wyden Inc., New York,1970.s: 243.

7 - Antlaşmanın hükümleri için Bkz: Oral Sander, Siyasi Tarih ( ilk çaglardan 1918’e) İmge yayınevi, 9. baskı, Haziran 2001,s: 402. Richard Goff, The Twentieth Century A Brief Global History,McGraw Hill, Beşinci Baskı, 1998 ss: 145,146.

8 - Robert B. Browns, “ Dünyayı Değiştiren Kitaplar”, çev: Erol Güngör, Ötüken Yayınları, İstanbul 2000, s: 167.

9 - Hitler, a.g.e., ss: 64-65.

10 - Oral Sander, Siyasi tarih (1918-1994), İmge yayınevi, 9. baskı, Haziran 2001, s: 46.

11 - Browns, a.g.e. s:175.

12 - Hitler, a.g.e., ss: 29-39.

13 - Hitler, a.g.e. s:136.

14 - Goff, a.g.e., s: 230.

15 - SS’ler Hitler’in özel, seçkin güvenlik kuvvetleridir.

16 - A.g.e.,s: 231.

17 - Bu entelektüellerden Albert Einstein başta olmak üzere A.B.D.’ye gidenler atom bombası yapım projesi olan Manhattan Projesinde aktif olarak çalismislardir.

18 - Konu bütünlüğü sağlamak için savaşin ayrıntılarına çok fazla değinilmeyecektir

19 - Ayrıntılar için bkz: Sander, a.g.e., ss: 154-159.

20 - İkinci Dünya Savaşinın tüm ayrıntıları için bkz: Sander a.g.e.,123-183; Goff, a.g.e., ss: 254-280; İbrahim Artunç, İkinci Dünya Savaşi, Kastaş yayınları.

21 - Hanser a.g.e., s: 246.

22 - Hanser, a.g.e., s: 247.

23 - Roma’dan Hitler’e Uzanan Mistik Güç, Fenomen dergisi, sayı: 25, 15 Mart 1998,ss: 55-58.
« Son Düzenleme: Aralık 28, 2006, 11:34:54 ÖÖ Gönderen: albayrak »
Konuyu Paylaş:
  facebook  twitter  google  google

Çevrimdışı albayrak

  • ****************
  • İleti: 19561
  • Rep Puanı : 64626
  • Cinsiyet: Bay
  • ATATÜRK' ÜN ASKERİ
    • http://www.albayrakforum.com
Ce: Adolf Hitler (1889-1945)
« Yanıtla #1 : Aralık 28, 2006, 11:36:42 ÖÖ »
paylaşım için çok tşkler yanlız izninle makalenin rengini değiştirdim koyu renk çok zor okunuyordu:i-3:

Seo4Smf Tagleri: hitler adolf 1889 1945 
 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
282 Gösterim
Son İleti Aralık 03, 2006, 03:51:36 ÖS
Gönderen: albayrak
0 Yanıt
227 Gösterim
Son İleti Mart 17, 2008, 12:20:33 ÖS
Gönderen: salbayrak
0 Yanıt
260 Gösterim
Son İleti Haziran 09, 2008, 09:32:40 ÖÖ
Gönderen: albayrak
0 Yanıt
200 Gösterim
Son İleti Ekim 12, 2008, 06:01:10 ÖS
Gönderen: Yusuf_066
0 Yanıt
314 Gösterim
Son İleti Şubat 11, 2009, 01:06:30 ÖÖ
Gönderen: albayrak
2 Yanıt
407 Gösterim
Son İleti Temmuz 16, 2010, 06:29:37 ÖS
Gönderen: ataatak