ÜNİTE
AKARSU VE AKARSU ŞEKİLLERİ
HAZIRLIK ÇALIŞMALARI
1. Akarsu, sel ve akan su kavramlarını araştırınız. Bunlar arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları öğreniniz.
2. Çevrenizde akarsu var mıdır? Dere, öz, çay, su, ırmak ve nehir kavramlarını araştırarak öğreniniz.
3. Türkiye’deki akarsular hangi denizlere dökülmektedir? Bir harita üzerinde inceleme yaparak öğreniniz.
4. Havza, açık havza ve kapalı havza kavramlarını araştırarak öğreniniz.
A. TÜRKİYENİN AKARSULARI
Türkiye akarsular bakımından şanslı bir ülkedir. Özellikle doğu vegüney komşularına göre zengin bir ülke sayılır. Akarsularımız uzunlukakıttıkları su miktarı (Debi), beslenme şekilleri ve su miktarının yıliçindeki değişimi (Rejim) bakımından farklı özellikler gösterir. AncakTürkiye akarsuları bütünüyle düşünüldüğü zaman bazı ortak yönleriortaya çıkar.
1. Akarsularımızın Genel Özellikleri
Türkiye akarsularının ortak özelliklerinin başında genellikle kısaboylu olmaları gelir. Kızılırmak, Yeşilırmak Fırat ve Dicle dışındakiakarsularımız kısa boyludur. Sınırlarımız içinde doğup ve kendikıyılarımızdan denize dökülen en uzun akarsuyumuz olan Kızılırmak’ınboyu 1355 km’dir. Akarsularımızın boylarının kısa olmasının başlıcanedeni; ülkemizin bir yarımada olması ile Kuzey Anadolu dağları veToros dağlarının uzanış biçimidir. Bu dağlardan kaynaklanan ve denizedökülen akarsuların boyu çok kısadır. Çünkü bu dağlar, kıyıya çok yakınve paralel olarak uzanmaktadır. Akarsularımızın bir başka ortaközelliği de hızlı akmalarıdır. Bunun başlıca nedeni, ülkemizde dağlarınfazla olması ve genellikle sıradağlar şeklinde uzanmasıdır. Buakarsuların hızı da fazla olmaktadır.
Türkiye akarsularının pek çoğunun akıttığı su miktarı, mevsimlere göreönemli farklılıklar göstermektedir. Bu da ülkemizdeki farklı ilkimözelliklerinden kaynaklanmaktadır. Genellikle yaz mevsimindeakarsularımızın akıttığı su azalır. Küçük akarsuların pek çoğu kurur.
İç Anadolu, Ege, Akdeniz, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolubölgelerinin büyük kısmında durum böyledir. Buna karşılık ilkbahar vekış mevsimlerinde akarsular birden canlanır ve bol su taşırlar. Çünkübu mevsimlerde artan yağışlar ve eriyen kar suları akarsuları besler.Ancak Karadeniz Bölgesi’nin akarsularında durum farklıdır. Çünkü bubölge ikliminin özelliği olarak, her mevsim yağış düşmekte veakarsuları beslemektedir.
Akarsularımızın pek çoğu ülke sınırları içinden doğmakta ve kenditopraklarımızdan denize dökülmektedir. Fırat, Dicle, Aras, Kura veÇoruh ırmakları ise topraklarımızdan doğdukları halde ülke dışındandenizlere veya göle ulaşmaktadır. Meriç ve Asi ırmakları da ülkemizdışından kaynaklarını alarak kıyılarımızdan denize dökülmektedir.
Resim 1: Yurdumuzdan bir akarsu görüntüsü
Akarsularımız genellikle açık havzaya sahiptir. Van gölü, Tuz gölü vegöller yöresi kapalı havzalarındaki küçük akarsular dışında kalanlardenizlere ulaşırlar. Yani açık havzaya sahiptirler.
Akıttıkları su miktarının yıl içinde değişmesi, sel olaylarının sıkçagörülmesi, yatak eğimlerinin ve hızlarının fazla olması nedenleriyle,akarsularımızda ulaşım imkanları çok sınırlıdır.
2. Başlıca Akarsularımız
a. Karadeniz’e Dökülen Akarsular
Çoruh: Mescit dağlarından doğar. En önemli kolları Doğu Anadolu’dangelen Oltu ve Tortum çaylarıdır. Bu ırmağın vadisi çok dar ve derindir.Çevresindeki dağlık alana göre 1000 metreden daha fazla gömülmüştür.Gürcistan topraklarında Batum’dan Karadenize dökülür.
Yeşilırmak: Bu ırmağın en uzun kolu olan Kelkit, Doğu Karadeniz’deGümüşhane dağlarından doğar. Batıya doğru Kelkit oluğu boyunca akar.Erbaa Ovası’nı geçtikten sonra batıdan gelen Yeşilırmak kolu ilebirleşir ve kuzeye yönelerek oluşturduğu Çarşamba DeltasındanKaradeniz’e ulaşır.
Kızılırmak: Sınırlarımız içinde doğarak kendi topraklarımızdan denizedökülen en uzun akarsuyumuzdur. En uzun kolu, Sivas doğusundan (Kızıldağ) kaynağını alır. İç Anadolu’da büyük bir yer çizer. Kırmızırenkli tortullar arasından geçerken suları kırmızımsı bir renk alır.Tuz gölünün kuzeyinde, kuzeye doğru yönelir. Delice, Devrez ve Gökırmakkollarını aldıktan sonra oluşturduğu Bafra Ovasından denize ulaşır.Üzerinde Hirfanlı ve Altunkaya baraj gölleri bulunur.
Resim 2: Kızılırmak’tan bir görünüş
Sakarya: Bu ırmak, Afyon kuzeyindeki Emir Dağından doğar. BatıdanPorsuk, doğudan da Ankara Çayı’nı alır. Batıya doğru büyük bir kavisçizdikten sonra kuzeye yönelir. Adapazarı Ovası2nı geçtikten sonraKaradeniz’e ulaşır. Üzerinde Hasan Polatkan ve Gökçekaya barajlarıkurulmuştur.
b. Marmara Denizine Dökülen Akarsular:
Bu akarsular Marmara denizine güneyden dökülürler. Güney Marmarabölümüyle İç Batı Anadolu’dan kaynaklanırlar. Kısa boylu olan buakarsuların en önemlisi Susurluk Çayı’dır.
Susurluk: Simav Çayı adıyla, Simav yakınlarından doğar. KaracabeyOvasını geçtikten sonra Uludağ’dan kaynağını alan Nilüfer Çayı ilebirleşir ve Susurluk olarak Marmara denizine ulaşır.
Susurluk Çayı’ndan başka güney Marmara bölümünden doğan bazı küçükçaylar da vardır. Bunların bazıları denize ulaşırken bazıları dagöllerde son bulmaktadırlar.
c. Ege Denizine Dökülen Akarsular:
Ege denizine dökülen akarsular, Marmara ve Ege bölgesi topraklarıüzerindedir. Bunların başlıcaları kuzeyden güneye doğru Meriç, Gediz,Küçük Menderes ve Büyük Menderes ırmaklarıdır.
Meriç: Kaynağını Bulgaristan topraklarından alır. Edirne’de Tunca ilebirleşir. Genel olarak kuzey – güney yönünde akarak Türkiye –Yunanistan sınırını oluşturur. Doğudan gelen Ergene Çayı’nı da aldıktansonra Ege denizine ulaşır.
Gediz: İç Batı Anadolu Eşiğindeki Murat Dağından doğar. Çeşitli kollarıaldıktan sonra Gediz grabenini takiben batı yönünde akar. Yakın birzamana kadar İzmir Körfezinin iç kesimine dökülürken, yatağınındeğiştirilmesi sonucu, Menemen Ovası’nı geçtikten sonra Foça güneyindedenize ulaşmaktadır. Gediz ırmağı üzerinde Demirköprü Barajıbulunmaktadır.
Küçük Menderes: Bozdağlardan kaynağını alır. Birçok küçük kollabirleşerek Küçük Menderes Grabeni içinde büklümler yaparak akar.Kuşadası Körfezi’nin kuzeyinde Selçuk yakınlarında denize ulaşır.
Resim 3: Yurdumuzdan bir akarsu görüntüsü
Büyük Menderes: Önemli kaynaklarını İç Batı Anadolu, Göller yöresi veMenteşe yöresinden alır. Ana akarsu aynı adı taşıyan graben içinde batıyönünde, menderesler yaparak akar ve denize dökülür. Bu akarsuyunüzerinde Adıgüzel ve Kemer barajları kurulmuştur.
d. Akdeniz’e Dökülen Akarsular:
Asi dışındaki Akdeniz’e dökülen akarsular, Toros dağlarından gelensulardır. Bunların başlıcaları batıdan doğuya doğru şöyle sıralanır:
Aksu: Kaynağını Isparta yakınlarından alır. Karstik alanlardagenellikle kuzey – güney yönünde akarak Antalya Körfezi’ne dökülür.
Göksu: Taşeli Plâtosu’nun kuzeyinden kaynaklarını alır. İki büyükkolunu Mut yakınlarında aldıktan sonra oluşturduğu Silifke Ovası’ndandenize ulaşır. Göksu’nun vadisi kalker araziye çok yerde yüzlerce metregömülmüştür. Yer yer kanyon vadiler oluşturmuştur. Akarsu bazen dekarstik tünellerden geçer.
Seyhan: Zamantı Çayı adıyla Uzunyayla’dan doğar. Göksu kolu ilebirleşerek Seyhan adını alır. Adana yakınlarında oluşturduğu AdanaOvası’na ulaşır. Burada büklümler yaparak Mersin Körfezi’ne dökülür. Buırmak üzerinde Seyhan barajı kurulmuştur.
Ceyhan: Elbistan havzasını kuşatan dağlardan kaynaklarını alır. Büyükbir yarma vadi ile Kahramanmaraş düzlüğüne ulaşır. Osmaniyeyakınlarında Çukurova’ya girer. İskenderun Körfezi’nin batısında,Yumurtalık yakınlarında denize dökülür. Bu ırmak üzerinde Aslantaş veMenzelet barajları vardır.
Asi: Lübnan’dan doğar. Kızıldeniz’den Kahramanmaraş’a kadar uzananbüyük bir grabeni kuzey kesimini takip ederek Antakya’nın doğusundantopraklarımıza girer. Amik Ovası’nın güneyinde bir yay çizerek tekrargüneye yönelir. Samanda yakınlarında Akdeniz’e ulaşır.
Resim 4: Asılı Vadi
e. Basra Körfezi’ne Dökülen Akarsular:
Fırat: Kaynağını topraklarımızdan alan ve sınırlarımız dışında denizedökülen en uzun akarsuyumuzdur. En önemli iki konu Karasu ve Murat’tır.Doğu Anadolu’daki dağlık yörelerden, çeşitli boğazlardan geçerek akanbu iki büyük kol Keban Barajı’nda birleşir. Daha sonra MalatyaHavzası’ndan geçer. Güneydoğu tarafları Torosları boğazlarla geçtiktensonra Gaziantep – Şanlıurfa platolarını derin bir biçimde yararaksınırımızı terk eder ve Suriye’ye girer. Irak’ın güneyinde BasraKörfezi yakınlarında Dicle ile Şat-ül Arab’da birleşerek BasraKörfezi’ne dökülür. Üzerinde Atatürk, Karakaya ve Keban Barajlarıvardır.
Dicle: Güneydoğu Toroslardan geçen çok sayıdaki küçük kollarlabeslenir. Cizre güneyinde Türkiye – Suriye sınırını oluşturduktan sonraHabur ( Hezil) Çayı ile birleşir ve Irak topraklarına girer. Dahasonra, Hakkari Bölümü’nden beslenen Zap suyu ile birleşir ve güneyedoğru akar. Şat-ül Arab’da Fırat ile birleşerek Basra Körfezi’nedökülür. Üzerinde başta Devegecidi barajı olmak üzere çok sayıda küçükbaraj vardır.
f. Hazar Denizi’ne Dökülen Akarsular:
Bunlar topraklarımızdan çıkarak Azerbaycan’da birleşip Hazar gölüne dökülen Kura ve Aras ırmaklarıdır.
Kura: Kars yakınlarından kaynaklarını alır. Ardahan plâtosunu geçtiktensonra Gürcistan topraklarına girer. Daha sonra Azerbaycan topraklarınagiren Kura, Aras ile birleşerek Hazar gölüne dökülür.
Aras: Erzurum’un güneyinde Bingöl dağlarından sonra büyük bir yayçizerek Ağrı Dağı’nın doğusundan Dilucu mevkiinde Türkiye – Ermenistan– Nahcivan – İran sınır kavşağından geçer. İran’ın kuzey sınırınıoluşturduktan sonra Azerbaycan topraklarında Kura ile birleşerek Hazargölüne dökülür.
3. Akarsu Havzalarımız:
Akarsularımızın çoğunun havzası açıktır. Yani bu akarsular, açıkdenizlere dökülmektedir. Bazı akarsularımız ise sularını açık denizlereulaştıramamaktadırlar. İşte bunların havzaları kapalı havzalardır.
Kura ile Aras ırmakları Türkiye dışında bulunan Hazar gölü kapalı havzasına akarlar.
a. Türkiye’deki Kapalı Havzalar:
Konya Kapalı Havzası: Kuzeyden Obruk plâtosu, güneyden ise Torosdağlarının etekleriyle sınırlandırılmıştır. Doğu – batı yönünde uzananbüyük bir kapalı havzadır. Beyşehir Gölü ile Toroslardan ve ObrukPlâtosundan gelen sular, bu kapalı havzada toplanır. Ancak bu sularfazla değildir. Konya, Karapınar, Karaman ve Ereğli yakınlarında tuzlubataklıklar ve geçici göller oluşmuştur. Onun için verimsiz düzlüklergeniş alanlar kaplar.
Tuz Gölü Kapalı Havzası: Haymana Cihanbeyli ve Obruk plâtoları arasındayer alan tektonik bir çukurluktur. Gölün çevresinde tuzlu topraklarvardır. İçerisinde tuz gölünün de bulunduğu bu kapalı havzaya, çevredençok küçük ve geçici akarsular su taşımaktadır. Bu sular çevrearazilerden çözdükleri tuzları, bünyelerine alarak göle taşırlar. Onuniçin göl suları çok tuzludur. Çözelti halinde bulunan tuzlar, şiddetlibuharlaşma sonucu göl dibinde kristalleşerek tuz oluşturur.
Afyon Akarçay Kapalı Havzası: Sultan Dağlarının kuzeyinde yer alır.Çökme sonucu oluşan bu kapalı havzada Akşehir, Eber ve Karamut gölleribulunur. Sultan dağlarında ve çevreden gelen küçük derelerin suları bugöllerde toplanır. Akşehir Gölü’nün suları, tuzlu olduğu için içme vekullanmaya uygun değildir. Eber gölü sularını, daha çukurda olanAkşehir Gölü’ne boşaltır. Bunun için bu gölün suları tatlıdır.
Afyon Akarçay Havzası, tuz gölü ve Konya Havzası kadar kurak bir havza değildir.
Kırşehir’in doğusunda çok küçük bir kapalı havza olan Seyfe Gölü havzası bulunur.
Resim 5: Seyfe Gölü
b. Göller Yöresi Kapalı Havzaları:
Burdur Kapalı Havzası: Burdur Gölü’nün de içinde yer aldığı havzadır.Bu havza, kuzeydoğu –güneybatı yönünde uzanan tektonik bir çukurluktur.Havza, en çok güneyden beslenir. Ayrıca çevreden gelen bir çok küçükderelerde vardır.
Harita 1: Türkiye’nin akarsu havzaları
Acıgöl Kapalı Havzası: Merkezinde acı göl bulunur. Çevreden gelen küçükgeçici sular hep bu göle dökülür. Beslenmesi zayıf, buna karşılıkbuharlaşma fazla olduğu için gölün suları acıdır.
Ayrıca bu iki kapalı havzanın güneyinde Salda, Çorak ve Kestel gölleride çevrelerine göre küçük birer kapalı havza oluştururlar.
c.Van Gölü Kapalı Havzası: Yurdumuzun doğusunda bulunan büyük birkapalı havzadır. Bu kapalı havzanın oluşumunu tektonik hareketler veNemrut Volkanı sağlamıştır. Havzanın en çukur yerini Van Gölüdoldurmuştur. Bu havzanın etrafı, yüksek dağlarla çevrili durumdadır.Buralardan gelen sular Van Gölü’ne toplanır. Göl, en çok doğudan vekuzeyden gelen derelerle beslenir.
Van Gölü’nün suları sodalıdır. Bu durum gölün kuzeyinde bulunan ve sodaiçeren volkanik kökenli kayalardan, sodanın sular tarafından çözülerekgöle taşınmasının sonucudur.
4. Akarsularımızın Rejimleri:
Akarsu rejimi, akarsuların akıttığı su miktarının yıl içindekideğişmelerine ve beslenme şekillerini ifade eder. Bazı akarsularınyatağındaki su miktarı, yıl içinde belirgin bir azalma ve çoğalmagöstermez. Sürekli yağışlarla beslenen Doğu Karadeniz Bölümü akarsularıböyledir. Bir kısım akarsularda ise akım yılın belirli aylarındadüzenli olarak azalır ve çoğalır. Kurak dönemde sular iyice çekilir,hatta tamamen kururken, yağışlı dönemde yatak tamamen sularla dolar.Yurdumuzda bu tür akarsuların tipik örnekleri, Akdeniz ikliminin etkiliolduğu yerlerde görülür. Bu özellikleri gösteren akarsularınrejimlerine düzenli rejim denir. Düzenli rejimli akarsularda her yılınakım grafiği bir birine çok benzer. Ancak bu rejimde de zaman zamandüzensizlikler görülür. Sağanak yağışlara ve hava sıcaklığındakibeklenmedik artışlara bağlı olarak ortaya çıkan kar erimeleri sonucuseller oluşmaktadır.
Bazı akarsuların yataklarındaki su miktarı ise yıl içinde belirsizzamanlarda artar. Kurak bölgelerdeki akarsular böyledir. Çünküburalardaki yağışlar çok düzensizdir. Bu bölgelerdeki akarsularınrejimlerine düzensiz rejim denir.
Akarsular genellikle yağmur, kar, buz ve kaynak sularıyla, bazıakarsularda göl sularıyla beslenir. Bunlardan sadece bir tanesi ilebeslenen akarsulara sade rejimli akarsular denir. Ancak sade rejimliakarsular çok azdır. Ülkemizdeki akarsular genellikle hem yağmur hemkaynak hem de kar ve buz suları ile beslenir. Bu akarsuların rejiminede karma rejim denir.
Harita 2: Türkiye’nin başlıca baraj gölleri, gölleri ve akarsu ağı
5. Türkiye’deki Sade Ve Karma Rejimli Akarsular:
a.Yağmur Suları ile Beslenen Akarsular:
Ülkemizdeki akarsuların bir kısmı yağmur suları ile beslenir.Genellikle Akdeniz iklimi özelliklerinin etkili olduğu yörelerimizde,yaz kuraklarının etkisi akarsulara doğrudan yansımaktadır. Bu nedenleyaz aylarında bu akarsularımızın yataklarındaki sular ya çok azalmaktaya da tamamen kurumaktadır. Kasım ayından sonra su miktarında hızlı birartış görür. Ocak, şubat ve mart aylarında akarsuların debisi en yüksekdeğerine ulaşır.
Grafik 1: Ceyhan ırmağının yıllık akım grafiği
Ege Bölgesi’ndeki akarsular ve Akdeniz Bölgesi’nde karstik kaynaklarlabeslenmeyen akarsular bu rejime sahiptir. İç Anadolu Bölgesi’ndekiakarsularımız da yağmur sularıyla beslenen akarsulardır. Buralar da azda olsa, kar suları akarsuların beslenmesine katkıda bulunmaktadır.
b. Kar ve Buz Suları ile Beslenen Akarsular:
Bu akarsular, yüksek dağlardan beslenirler. Buralarda bulunan kar vebuzlar, sıcak aylarda eriyerek akarsulara karışır. Bunun sonucu olarakTürkiye’de ilkbahar aylarında ve yaz başlarında akarsuların debisi enyüksek değerine ulaşır.
Türkiye’de kar ve buz sularıyla beslenen akarsular, Doğu Karadenizbölümünden, Hakkari bölümünden ve Doğu Anadolu’nun yüksek dağlarındanbeslenen akarsular.
c.Kaynak Sularıyla Beslenen Akarsular:
Türkiye’de kaynak sularıyla beslenen akarsular, genellikle küçükakarsulardır. Manavgat Çayı buna güzel bir örnektir. Bu çay, Torosdağlarından doğan karstik kaynaklarla beslenir.
Bir kısım akarsularımızın bazı kolları da kaynak suları ilebeslenmektedir. Bu kaynaklar genellikle karstik kökenlidir. Fırat’ınbir kolu olan Sultan suyu, bir karstik kaynaktan beslenmektedir.
d.Çölden Çıkan Akarsular:
Bazı akarsularımız kaynaklarını göllerden alırlar. Göl sularınıboşalttıkları için bu akarsulara göl ayağı (gideğen) da denilmektedir.Bunlar küçük akarsulardır. Yağışlı dönemde gölün suları yükseldiğizaman bu akarsular canlanır. Göl suyu seviyesi düştüğü zaman iseakarsular kurumaktadır. Onun için bunların çoğu geçici akarsulardır. Buakarsuların başında Çarşamba suyu gelir. Beyşehir Gölü’nün sularınıKonya Ovası’na akıtır.
Eğridir Gölü’nden çıkan Kovada suyu, güneye doğru akarak Kovada gölüne dökülür.
Göllerden kaynaklanan akarsulardan başka, bataklıklardan çıkan akarsular da vardır.
Grafik 2: Kızılırmak’ın yıllık akım grafiği
e. Karma Rejimli Akarsular:
Ülkemizde kısa mesafelerde iklim özellikleri değişmektedir. Bu nedenleuzun boylu akarsularımızın yukarı ve aşağı çığırları farklı iklimbölgelerinde bulunmaktadır. Ayrıca aynı akarsuyun değişik kollarıdeğişik şekillerde beslenebilmektedir. Fırat ırmağının kollarındanSultan suyu, bir karstik kaynaktan beslenirken diğer büyük kollarıyüksek dağlardan eriyen kar ve buz sularıyla beslenmektedir. Aynızamanda yağmurlar da bu ırmağı önemli ölçüde güçlendirmektedir.Bunlardan anlaşılacağı gibi, ülkemizde büyük akarsular karmarejimlidir. Karma rejimli akarsular, bir yandan yağmur sularıylabeslenirken diğer yandan da eriyen kar, buz suları ve kaynak sularıylagüçlenen akarsulardır. Kızılırmak, Yeşilırmak ve Fırat bunların başındagelir.
6. Türkiye’de Akarsuların Oluşturduğu Şekiller:
Akarsular yeryüzünün şekillenmesinde en etkili olan dış kuvvetlerdir.Çünkü, kutup bölgeleri, çöller ve dağların yüksek kısımları dışındakalan yerlerde akarsular etkilidir. Sahip olduğu konum, iklim vetopoğrafya özelliklerinden dolayı Türkiye de akarsuların etkili olduğuülkeler arasındadır.
Türkiye’deki akarsu sistemi Üçüncü Jeolojik Zaman’ın sonunda, orojenikhareketlerin bitmesiyle oluşmaya başlamıştır. Daha sonraki epirojenikhareketler sonucu meydana gelen yükselmeye bağlı olarak akarsular,vadilerine iyice gömülmüşlerdir. iç kuvvetlerin hazırlamış olduğu anayer şekilleri akarsular tarafından işlenmekte ve değiştirilmektedir.Böylece akarsu sistemi de gelişerek bugünkü şeklini almıştır.Yeryüzünün ve Türkiye’nin şekillenmesini sağlayan akarsular şekilleriniiki yolla oluştururlar.
B. AŞINDIRMA ve BİRİKTİRME
Akarsu aşındırmasının bağlı olduğu etkenler; suyun miktarı, yatakeğimi, akarsuyun hızı taşıdığı yük miktarı taş ve tabakalarınözellikleri gibi faktörlerdir.
Akarsuların aşındırması; su kütlesinin yatak kenarlarına çarpması,içlerindeki kum ve çakılların çarpması ve suyun çözmesi sonucu meydanagelir.
Resim 6: Kanyon Vadi
1.Aşındırma Şekilleri:
Türkiye’de akarsu aşındırmasının etkili olmasını başta gelen nedeni,yüksek dağların fazlalığıdır. Çevrelerine göre çok yüksek olan KuzeyAnadolu Dağları ve Toros Dağlarından kaynaklanan akarsular, hızlaakarlar. Onun için de aşındırma güçleri fazladır.
Şekil 1: Kertik vadi (A) ve Tabanlı vadi (B)
Türkiye’de akarsuların aşındırmayla oluşturdukları şekillerin başındavadiler gelir. Vadiler, akarsuların içinde aktığı uzun çukurluklardır.Vadiler, akarsuların yaptığı aşındırmayla yanlamasına, derinlemesinegelişir. Diğer yandan da geriye aşındırma sonucu boylarını uzatırlar.
Resim 7: Yarma Vadi
Akarsuların derine aşındırması, döküldükleri deniz veya gölünseviyesine kadar devam eder. Akarsular bu seviyeye göre yapabilecekleriaşındırmayla vadilerine enine, derinlemesine ve boyuna uzatırlar.
Yamaçlardaki vadiler, tabansız vadilerdir. Bunlara kertik vadi ya da “V” denir.
Dik yamaçlarda eğim fazla olduğu için hızla akar. Onun için aşındırmagüçleri fazladır. Bu vadiler büklüm yapmadan uzanır. Enini aşındırmadançok derine aşındırma etkilidir. Onun için yamaçlar diktir. DoğuKaradeniz Dağlarının kuzeye bakam yamaçlarındaki sıka boylu vadilerböyledir.
Düz yerlerdeki akarsu vadileri, geniş tabanlıdır. Böyle vadiler içindeakarsular büklümler yaparak akar. Bu vadiler de derine aşındırmayavaşlamış enine aşındırma devam etmektedir. Geniş vadi tabanıiçerisinde akarsa yayvan bir yatak içinde akar. Tabanlı vadilerinyamaçları yatıktır. Düzlüğe ulaştıkları yerlerdeki vadilerde geniştabanlıdır.
Türkiye’de akarsuların oluşturduğu başka bir vadi biçimi de boğazlarakarsuların sert kütle içinde açmış oldukları dar ver derin vadilerdir.Akarsular sert kütleleri adeta yararak geçmişlerdir. Bu yüzden buboğazlara yarma vadiler denir.
Yatay tabakalı arazi içine oyulmuş bulunan boğazlara kanyon vadi denir.Türkiye’de bu tip vadilere Torosların yatay tabakalı kalkerleriiçerisinde rastlanır.
Türkiye’deki bir başka akarsu aşındırması da dev kazanıdır. Bunlarakarsu yatakları içinde çağlayan ve çavlanlarda suyun düştüğü yerdeoluşan çukurluklardır. Buralarda biriken sular küçük gölleroluşturmuştur. Akdeniz Bölgesi’nde Düden ve Manavgat akarsularındatipik örnekleri vardır.
Resim 8: Kızılırmak’ın yaptığı mendereslerden birtanesi
Bazı akarsular geniş vadi tabanlarında büklümler yaparak akar. BunlaraMenderes denir. Mendereslerin oluştuğu yerde vadi tabanının eğimi çokazdır. Eğer Menderesler vadi tabanına gömülmüş ise bunlar gömükmenderes olarak isimlendirilir.
Akarsularla birlikte yağmur, selcik ve sel sularının meydanagetirdikleri başka bir aşınım şeklide peri bacalarıdır. Bunlar, volkantüfleri içinde oluşmuş çok özel şekillerdir. Aynı arazide rüzgaraşındırmasının da etkisi ile mantar kaya (şeytan masası) gibi şekilleroluşur.
Peri bacaları, vadi ve plato yamaçlarında yağmur, selcik ve selsularının oluşturduğu yarıntılar arasında meydana gelen piramitşeklindeki oluşuklardır. Bunların bazıların tepesinde sert bir tabakakalıntısı bulunmaktadır. Örnek Ürgüp – Göreme – Nevşehir çevresindeperi bacısı örnekleri vardır.
Resim 9: Peri bacaları
Peneplenler, başta akarsular olmak üzere rüzgar erozyonu ve yüzeyselerozyonun da etkisi ile meydana gelir. Tam olarak oluşabilmesi için çokuzun bir süre yer kabuğu hareketlerinin olmaması gerekir.
2. Biriktirme Şekilleri:
Akarsuların oluşturdukları şekillerin bir kısmı da onların taşıdıklarımalzemeyi biriktirmeleri sonucu oluşur. Bunların başında birikintikonileri gelir.
Birikinti konileri akarsuların taşıma güçlerinin iyice azaldığıyerlerde oluşur. Dik yamaçlar boyunca akarsular hızlı akar. Bu sularınaşındırma ve taşıma güçleri de fazladır. Ancak akarsular birden düzlüğeulaştıkları zaman hızları ve alüvyon taşıma güçleri azalır. Bununsonucu akarsular yamaçlardan taşıdıkları alüvyonları düz yerlerdebiriktirirler. Birikinti konilerini daha yayvan olanlarına da birikintiyelpazeleri denir.
Bir başka birikinti şekli ise deltalardır. Bunlar akarsularıntaşıdıkları alüvyonların deniz veya göl kıyılarında birikmelerisonucunda olur. Deltaların oluşabilmesi için gel – git olayları, denizakıntıları ve dalgaların güçlü olmaması gerekir. Aksi halde akarsularınkıyıya getirdiği alüvyonlar, bu hareketler sonucu deniz açıklarınataşınır ve delta oluşamaz.
Şekil 2: Birikinti konisi
Örnek: Bafra, Çarşamba, Silifke ve Çukurova
Akarsu yataklarında meydana gelen kum adaları da birikinti şeklidir.Bunlar, kurak mevsimde akarsu yataklarında suların azalması sonucuoluşan geçici şekillerdir.
Akarsular tarafından oluşturulan sekiler, önce biriktirilenalüvyonların daha sonra aşındırılmasıyla olur. Aşındırma sonucu bazenalüvyonların altındaki ana kaya da kazılır. Sekiler, önceki vaditabanlarının akarsularla yeniden kazılması sonucu yüksekte kalmışdüzlüklerdir. Akarsu yataklarının kenarlarında basamaklar şeklindebulunurlar.
DEĞERLENDİRME SORULARI
1. Akarsular bakımında bölgelerimiz arasındaki önemli farklılıklar hangi nedenlerden kaynaklanmaktadır?
2. Akarsularımızın ülke ekonomisine katkıları nelerdir?
3. Ülkemizdeki akarsuların ortak özellikleri nelerdir?
4. Türkiye’de hangi kapalı havzalar vardır? Kapalı havzaların oluşumundaki etkenler nelerdir?
5. Akarsu vadisinin boyu neden geriye doğru uzar? Araştırınız.
SÖZLÜK
A
Açık havza : Sularını denize ulaştırabilen alan.
Akarsu : Kaynak ve yağmur sularıyla ya da eriyen kar ve buzul sularıylabeslenen, belirli bir yatak boyunca, uzun süre akan sular.
Akarsu ağı : Bir akarsuyun, kollarıyla birlikte kendi havzası içinde oluşturduğu sistem.
Akarsu çığırı : Akarsuyun kaynağıyla ağzı arasında takip ettiği yol.
Akarsu rejimi :Akarsuyun yatağından akıtmış olduğu su miktarının yıl içerisinde göstermiş olduğu değişiklikler.
Akım : (Debi) Bir akarsu yatağının belirli bir kesitinde akıtmış olduğu su miktarı.
Alüvyon : Akarsular tarafından taşınarak düz yerlere biriktirilen çakıl, kum, mil ve kilden oluşan materyalin genel adı.
B
Baraj : Gerisinde su biriktirmek amacıyla akarsu vadisinin uygun yerine yapılan toprak, taş veya beton sırt.
Birikinti Konisi : Akarsuların taşıdıkları alüvyonları yamacın bitip düzlüğün başladığı yerde biriktirmesiyle oluşan şekil.
D
Debi : Akım
Drenaj : Taban suyunun yüksek olduğu yerlerde fazla suların açılan kanallarla havza.
H
Havza : Akarsuların su toplama alanları.
P
Peneplen : Yontuk düz.
Şelale : Şavlan
T
Taşkın : Sağanak yağışlar ve ani kar erimeleri sonucu akarsu ve selyatağına sığmayan fazla suların çevre arazilere yayılması.
KAYNAKÇA
İZBIRAK, R., Sular Coğrafyası, Ankara 1987
ATALAY, İ., Türkiye Coğrafyası, Ankara 1989
ŞAHİN, C., Coğrafya I, İstanbul 1990
ERİNÇ, S. , Jeomorfoloji I, İstanbul 1982