Vallaha bırakmaz Üye Ol

Reklam / Sponsor

Gönderen Konu: Akarsularda AŞindirma  (Okunma sayısı 497 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Fosil_Heart

  • Ziyaretçi
Akarsularda AŞindirma
« : Ekim 15, 2007, 07:53:18 ÖS »



AKARSULARDA AŞINDIRMA 
•   Kimyasal aşındırma: Akarsuyun geçtiği yerlerdeki kolay eriyebilen kayaları eriterek beraberinde taşıması olayıdır.
•   Mekanik aşındırma: Akarsuların aşındırması daha çok mekanik yolla gerçekleşir.
Mekanik Aşındırmada Etkili Olan Faktörler
•   Akarsu yatak eğiminin ve akış hızının fazla olması,
•   Akarsuyun akımının yüksek olması,
•   Akarsuyun yük miktarının fazla olması,
•   Akarsuyu yatağı çevresindeki bitki örtüsünün cılız olması,
•   Akarsu yatağındaki kayaların kolay aşınabilir olması mekanik aşındırmayı artırır.
*Akarsular aşındırma faaliyetini daha çok ağızdan kaynağa doğru geri aşındırma şeklinde gerçekleştirir.
*Denize dökülen bir akarsu yatağını en son deniz seviyesine kadaraşındırır. Buna taban seviyesi (genel kaide seviyesi) denir. Göledökülen akarsu da yatağını en son göl seviyesine kadar yapar. Buna dayerel kaide seviyesi denir.
Denge Profili: Akarsuların yatağını ağızdan kaynağa doğru geriaşındırarak düzleştirmesiyle oluşan iç bükey eğriye denir. Türkiyeakarsuları denge profiline ulaşmamışlardır. Sebebi : Türkiye’ninbugünkü yer şekillerinin yakın bir dönemde oluşmuş olmasıdır.

Denge Profiline Kavuşan Akarsuyun Özellikleri
Yatak eğimi azdır.
Akış hızı ve enerji potansiyeli azdır.
Aşındırma gücü azalmıştır.
Taşımacılığa elverişlidir.


AŞINDIRMA ŞEKİLLERİ
VADİ
Akarsuların aşındırarak içinde aktığı , sürekli inişi olan yatağına denir.
Vadi Tipleri
ÇENTİK VADİ ("V" BİÇİMLİ)

Akarsu yatak eğiminin fazla olduğu alanlarda derine aşındırmanın etkisiyle oluşurlar. Türkiye'de en fazla görülen vadi şeklidir.
BOĞAZ (YARMA)VADİ

Akarsular tarafından dağların enine yarılması sonucu oluşan veprofilleri “u” harfine benzeyen vadilerdir. Türkiye’de en fazlaKaradeniz ve Akdeniz Bölgelerinde görülür. Kıyı ile iç kesim arasındaönemli geçit yollarıdır.
KANYON VADİ
Daha çok karstik arazilerde oluşan derin ve dik yamaçlı vadilerdir.Boğaz vadilere benzerler. Ör: Göksu vadisi ve Köprülü kanyonu. Dünyanınen büyük kanyonu A.B.D’de Colorado( Büyük Kanyon) kanyonudur.

TABANLI VADİ

Akarsu yatak eğiminin az olduğu alanlarda yana aşındırmanın etkisiyle oluşur.Ör: Ege Bölgesi akarsu vadilerinde olduğu gibi. 
MENDERES (BÜKLÜM)
Akarsu yatak eğiminin az olduğu alanlarda , akarsuyun büklümler yaparak akması sonucu oluşurlar.
Menderesler oluşturan bir akarsuyun özellikleri
Yatak eğimi azdır.
Akış hızı azdır.
Aşındırma gücü azalmıştır.
Akarsuyun uzunluğu artmıştır.
Sık sık yatak değiştirir.
Hem aşındırma, hem de biriktirme yapar. 
*Akarsularda menderes olayı en fazla Ege Bölgesi'nde görülür.




PERİBACALARI

Volkanik arazilerde ( kalın tüflü arazilerde) sel aşındırması sonucuoluşur. Kalın tüf örtüsü içindeki kayalar, yüzeyi kaplayarak akan selsularının aşındırıcı etkisine karşı altlarındaki tabakaları korurlar.Zamanla çevresine göre aşınmamış yer şekilleri oluşur. Bunlaraperibacaları denir. Ör: En yaygın olarak İç Anadolu Bölgesi'nde , OrtaKızılırmak Bölümünde Nevşehir (Ürgüp, Göreme, Avanos) çevresindegörülür. Peribacalarının oluşmasında rüzgarların etkisidolaylıdır.KIRGIBAYIR(Badlan Kötü arazi)
ds:

Eğimin fazla , bitki örtüsünün seyrek olduğu milli, tüflü arazilerdesel sularının araziyi çok sık bir şekilde yarması ile oluşan yerşekilleridir. En fazla İç Anadolu ve G.Doğu Anadolu Bölgelerindegörülür. Bu tür arazilerde tarım yapma imkanı yoktur.
DEV KAZANI 
Akarsuların şelale şeklinde aktığı yerlerde, suların düşme alanındaaşındırma ile oluşan çukurluklara denir. Ör: Manavgat, Kurşunlu, Düdenşelalelerinde olduğu gibi.
PENEPLEN (Yontuk düz)
Yer şekillerinin deniz seviyesine kadar aşındırılması ile ortaya çıkanhafif dalgalı düzlüklerdir. Türkiye’de ova ve platoların yüksektekalmasının sebebi: III. zaman sonlarında peneplen haline gelen yerlerintekrar yükselmiş olmasıdır.
PLATO
Akarsular tarafından derince yarılmış yüksek düzlüklere denir. En fazla İç Anadolu Bölgesinde görülür.
İç Anadolu Bölgesi: Haymana, Cihanbeyli, Obruk, Bozok, Uzun yayla.
Akdeniz Bölgesi: Taşeli ve Teke platoları (Karstik arazi üzerinde oluşmuşlardır.)
G.Doğu Anadolu Bölgesi: G. Antep ve Ş.Urfa platoları
Doğu Anadolu Bölgesi: Erzurum-Kars platoları (Volkanik arazi üzerinde oluşmuşlardır.)
Ege Bölgesi:Yazılı kaya platosu (bir kısmı İç Anadolu Bölgesi'nde yer alır.)
Marmara Bölgesi: Çatalca-Kocaeli Platolar
AŞINIM İZLERİ
1. Toprak renginin açıklığı, çeşitliliği ve dalgalılığı.
2. Bitki örtüsündeki zayıflamalar boşluklar.
3. Pulluk izini andıran aşındırma izleri.
4. Keskin kenarlı yarıntılar.
5. Etek ve aşağı derelerde kum çakıl ve yığılmaları.
6. Gölet, göl ve baraj gibi su toplama rezervuarlarının kil, mil ve molozla dolu olması.
7. Akan suların bulanıklığı vs.

ÜLKEMİZDE AŞINIM

Ülkemizin her bölgesi değişik derecelerde su aşınımı etkisindedir.Rüzgar aşınımı ise genellikle Orta Anadolu'nun güney kesimlerinde,Iğdır'da, Menemen'de ve bazı kumlu kıyı kesimlerinde yer yer etkilidir.Yapılan bazı araştırma sonuçlarına göre, ülkemiz kara yüzeyinin % 85'iile işlenen tarım alanlarımızın % 73'ünün yoğun erozyon tehdidi altındaolduğu ortaya çıkmıştır. Durum böyleyken sınıf olarak tarıma uygunolmadığı halde VI. ve VII. Sınıf 6 milyon hektar alan işlemeli tarımarazisi olarak yeteneğine uygun olmayan şekilde kullanılmaktadır. Bualanların orman, çayır -mera gibi sürekli örtülü alana dönüştürülmesigerekir. Keza aynı şekilde çayır, otlak, orman, çalılık gibi örtüylekaplı işlemeli tarıma uygun I., II., III. ve IV sınıf araziler devardır. Demek ki arazileri yeteneğine uygun kullanma da korumaönlemleri arasında önemli bir yere sahiptir.

Bu gidişle topraklarımız gittikçe verimsizleşecek, ekilebilen tarımalanlarımız, otlatılacak meralarımız daralacak ve tarım ürünleri ülkeyeyeterli olmaktan çıkacaktır.

SU TOPLAMA HAVZALARINDA EROZYON VE SEDİMANTASYON SORUNU

Havza: Kısa bir tabirle dağ ve tepelerle sınırlanmış suları aynıdenize, göle, gölete veya baraja akan kara parçasıdır. Yukarıda sayılanerozyon yaratıcı etkilerden dolayı, özellikle yoğun yağışlardan sonratoprağa sızamayan su yüzey akışına geçer. Arazinin çıplak olması, eğim,bilinçsiz insan faaliyetleri vb faktörler de buna eklenince su debisikontrolsüz olarak artar. Bu arada sürükleme gücü de kazanarak kum kilmil taş gibi materyali de beraberlerinde taşıyarak havza sularınındöküldüğü deniz, göl, gölet ve barajlara taşırlar.

Yapılan araştırmalar sonucunda; Çubuk-1 barajının 54 yılda % 70; Seyhanbarajının 37 yılda % 40; Kartalkaya barajının 25 yılda % 30; Altınapagöletinin 18 yılda % 30 ve örneğimizdeki Güvenç göletinin su toplamarezervuarının 8 yılda % 30 oranında dolduğu yapılan araştırmalar sonucuortaya çıkmıştır. Ayrıca elimizde net bir veri olmamasına rağmen Kebanbarajı gölü hacminin önemli bir kısmının sedimantasyonla dolduğubilinmektedir. Binlerce yılda meydana gelen tarımın, yaşamın altyapısıher şeyi topraklarımız erozyonla yerinden olmakta akarsularla yayurtdışına çıkmakta ya da deniz göl, gölet ve barajlara akmaktadır.Barajlar ki özellikle GAP'ın tarihçesine baktığımızda bununmühendislerimizin 200 yıllık bir rüyası olduğunu görürüz. Bu rüya kibunun gerçekleşmesi çok büyük maddi ve manevi bir bedel ödememizpahasına gerçekleşmiştir. Ama gelin görün ki bu tesisler erozyon vebunun neticesi sediment taşınımı sonucunda dolarak işlev göremez halegelmektedir. Ülkemizde yıllık erozyon sonucu taşınan 500 milyon m3'lüksedimentin 108 milyon m3' ünün GAP bölgesindeki barajlara aktığıhesaplanmıştır.

Bir ülkenin gölet ya da baraj yapması için maddi imkanlarının çok fazlaolması bile tek başına bir anlam ifade etmemektedir. Bu tür bir tesisiçin öncelikle depolamaya uygun topoğrafik yapı, jeolojik yöndengeçirimsiz zemini elverişli iklim yönünden yağışı ve akışı yeterlihavzaya sahip yerlerin olması gerekmektedir. Eğer bugün mevcutrezervuarlarımız dolarsa 50 -100 yıl sonra 10'larca barajı yapabilecekmaddi imkana sahip olmamızın pek fazla anlamı olmayacaktır. Baraj göletyapacak topoğrafya bulamayacağız. Yani kuraklık bir afet, ama bilinçsizarazi kullanımı ile yağışlar sonucu meydana gelen erozyonlatopraklarımızın akıp gitmesi su rezervuarlarımızın dolması da ayrı birafet... Yani baraj ve gölet yapımın bundan böyle havza koruma yönündendiğer yapım faktörleriyle birlikte ciddi olarak ele alınması, havzakoruma yönünden sorun arz eden yerlerde bu tür inşaatların havza korumaönlemleri alınıncaya kadar ertelenmesi doğru bir yaklaşım şekliolacaktır. Demek ki havza ıslahı havza sularının kullanımı ile paralelgötürülmesi gereken bir konudur.

AŞINIMIN ÖNLENMESİ

Çare : Öncelikle tarım arazisi olsun, mera olsun, orman olsun her araziyeteneğine uygun kullanılmalıdır. Çok dik sarp, eğimli araziler meraveya orman örtüsüne ayrılmalıdır. Daha düz ve düze yakın meyilliarazilerde kontur sürüm ve eğime dik şeritsel ekim şeklinde tekniğineuygun tarım yapılmalıdır. Ayrıca toprak üzerinde kalan anız ve organikbitki kalıntıları kesinlikle yakılmamalı hafifçe toprağa karıştırılarakyüzeyde bırakılmalıdır. Bu şekilde toprak gevşek yapısıyla suyu emerhem de toprak erozyonu etkili şekilde engellenir. Bu tür yerlerde çapabitkileri mutlaka münavebeyle ekilmelidir. Meralarda otlatma yıl içindebelirli sürelerde planlı olarak yapılmalı ot örtüsünün belirli biryüksekliğin altına inmesine izin verilmemeli ayrıca mera ıslahınayönelik çalışmalar yapılmalıdır

.
   
Sekileme

İşlemeli tarım altındaki orta eğimli araziler basamaklar halindesekilenerek, yüzey akışıyla toprak ve su kaybı önlenir. Sekiler,

a) Tarla sekileri,
b) Basamak sekiler,
c) Hendek sekiler,
d) Cep sekiler gibi değişik şekillerde yapılabilir.

Eşik ve düşüler

Yarıntı ve derelerin önü taş, çalı , beton, betonarme, kargir eşik vedüşü yapıları ile kesilerek dere meyli de düşürülerek suyun akışenerjisinin azaltılmasıyla yatak aşındırması önlenebilir. Buradaöncelikle çiftçilerimizin hemen mahallinden kolayca temin edebileceğiçalı ve ağaç kazıklarla boş zamanlarını değerlendirerek bu tür eşikleriinşa etmesi pratik bir yaklaşım şekli
olacaktır

 

Günümüzde dünyada da yaygın olarak kullanılan yeni bir teknik olarakGabyoni (Fildöfer) kafeslerle havza koruma yapıları inşa edilmektedir.Burada çürümeye karşı koruma altına alınmış galvaniz kaplı yumuşakçelik teller, özel makinelerle altıgen gözlü çift büküm olarak örülüpdikdörtgen kafes olarak yapılmakta, bunlar yanyana ve üstüste konarakbeton ya da kargir benzeri yapılar elde edilmektedir. Fildöferkafeslerle yapılan inşaatlar beton yapılara kıyasla oldukça esnek biryapıya sahip olmaları nedeniyle dere zeminlerindeki oyulma, oturma veçökmelerde beton gibi rijit bir yapıya sahip olmadıkları için esnemekte, ayrıca içi taşla dolu olduğu için araları doğal malzemeler olan mil,silt, bitki ile dolarak doğal olarak yeşermekte tabiatla ve tam birbütünleşme sağlanmaktadır. Taşların arasına dolan mil ve silt yüzyıllarboyunca kumtaşına dönüşerek yapıya sonsuza kadar dayanıklılıksağlamaktadır. Daha sonraki yıllarda bu tip yapılar rekreasyon amaçlıolarak da çok güzel bir görünüm sağlamakla, yararı daha çok artmaktadır.

Toprak : Kayaların ve canlı artıklarının aşınması ve bozulmasının ürünüolan, içinde mikroorganizmaları barındıran canlı bir yapı ve üzerindeher türlü üretim ve faaliyetin gerçekleşmesinde ihtiyaç duyulan, ancaküretiminde hiç kimsenin katkısı olmayan yaşamın ve tabii ekolojininolmazsa olmaz bir parçasıdır.

Erozyon : Toprak zerrelerinin su, rüzgar, yerçekimi veya canlıhareketleri ile yerlerinden koparılıp taşınması ve başka yerlerdeyığılması olayıdır.

Toprak ve suyun birlikteliğinin güzel evladı bitki; ama toprak ana nezaman evladı olan bitkiden ayrı kalsa gariptir, artık küstür buralardaduramaz. İlk imkanda yer değiştirmek ister, bu defa yerçekiminindayanılmaz cazibesine dayanamaz, alır başını gider.

Aslında erozyon doğal yaşamın tabii bir parçasıdır. Doğal denge içindedoğal bitki örtüsü altındaki bu aşınım dünyanın kuruluşundan berivardır ve devam etmektedir. Yeni üst toprak oluşumunu da sağlayan buolay doğal dengenin korunması açısından yararlı olup, doğal veyajeolojik erozyon olarak bilinir. Öyle olmasaydı bugünkü Nil vadisi,Gediz, Çukurova, Aksu, Çarşamba, Bafra, Mezopotamya ovaları var olurmuydu?

130 milyon km2 'yi kaplayan Avrasya, Afrika, Amerika ve Avustralya'daortalama erozyonun km2 ' de 135 ton olduğu hesaplanmıştır. Bu miktaryeryüzünün her 22000 yılda 1m alçalmasına tekabül eder. Bu gidişlekıtalar 20 milyon yıldan az bir süre sonra deniz yüzeyine inecek kadaraşınacak demektir. Bu sürede jeolojik zaman yönünden oldukça kısasayılır. Burada sorunun asıl kaynağı insan etkisiyle yaratılanhızlandırılmış aşınımdır. Doğal örtünün açıldığı zayıflatıldığı, yanlıştoprak işleme, ormanların kesilmesi, yakılması, meraların aşırıotlatılması, yok edilmesi insanların yarattığı başlıca olumsuz etkilerolarak sayılabilir. Aşınım, aşındırıcı güce göre ikiye ayrılır; Suaşınımı ve rüzgar aşınımı







   
Su aşınımı yağmurun ve toprak yüzeyinden akan suyun neden olduğu aşınımdır ve 6 türlü olur.

Yağmur Damlası Aşınımı: Damlalar toprak zerrelerini koparır sıçratır.
Yüzey Aşınımı: İnce katlar halinde bütün yüzeyin aşınmasıdır.
Parmak (Oluk) Aşınımı: Eğim aşağı akan küçük akışlar toprağı aşındırarak, pulluk gibi izler açar.
Yatak ve Kıyı Aşındırması: Sulu ve kuru derelerin yaptığı aşındırmadır.
Kaymalar: Derin toprak kütlelerinin eğim aşağı kaymasıdır.

Rüzgar aşınımı toprakların rüzgarla savrularak uzaklara taşınmasıdır.Genellikle çok kurak bölgelerde olur. Örneğin, Büyük Sahra çölündenkalkan kumulların ülkemizin güney bölgelerine yağması sıklıklarastlanan bir durumdur. Ülkemizde Konya Karapınar ve Iğdır'da rüzgarerozyonunun etkilediği yaklaşık 300.000 ha arazi yer almaktadır.

AŞINIM ETKENLERİ

Aşınım bitki örtüsü, eğim, iklim ve toprak etkenlerine göre yavaş veyahızlı olabilir. Bu dört etken doğal olarak bir anlaşma ve dengeleşimiçindedir. Belirli iklim ve toprak koşullarında toprak içinde veüzerinde bir bitki örtüsü oluşur. Bu örtü toprağı aşınımdan korur.Fakat insan ve hayvanların ortama gelmesiyle bitki örtüsü yakma, açma,aşırı otlatma gibi etkilerle yok olur ve aşınım hızlanır. Bu dörtetkeni kısaca incelersek;

1. Bitki Örtüsü: Yağışı tutarak yüzey akışının hızını keserek veyaazaltarak kökleri yardımıyla toprağın porozitesini artırarak, terlemeyoluyla su kaybederek, topraktaki su miktarını azaltarak, toprağınaşınımını ve taşınımını engeller.
2. Eğim: Dik ve uzun eğimlerde daha çok aşınım olur.
3. İklim: Kuraklık, rüzgar hızının etkisi ve yağışın mevsim dağılışı itibariyle dengesiz olduğu hallerde daha çok aşınım olur.
4. Toprak: Toprağın bünyesi, yapısı, derinliği, geçirgenliği, humusluluğu gibi özellikleri aşınımda etkilidir.
Konuyu Paylaş:
  facebook  twitter  google  google

Seo4Smf Tagleri: akarsularda aindirma