DİN İLMİNİN ÖĞRENİLMESİNİN FARZ OLDUĞU HAKKINDA.
Allah Teâla ''Ez Zümer''Süresi/9 ayette şöyle buyurmaktadır;
[FONT="]قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذينَ لاَ يَعْلَمُونَ إِِنَّمَا يَتَذَكَّرُ اُولُوا الأَلْبَابِ[/FONT]
Meâlen; De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar
Allah Teâla ''Fatır süresi/28. ayette şöyle buyurmaktadır;
[FONT="]اِنَّمَا يَخْشَى اللهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاءُ إِِنَّ اللهَ عَزيزٌ غَفُورٌ[/FONT]
Meâlen; Allah’dan, kulları içinde, ancak (kudret ve azametini bilen) âlimler korkar.
Yani alimler Allah'tan en çok korkanlardır. İmam Tabarani'nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor. ''Ey insanlar öğreniniz; ilim ancak öğrenmekle olur, fıkıh ise fıkhı öğrenmekle olur.''Kim şer'i ilim öğrenmek ve dinde fakih olmak istiyorsa doğru bir yol seçmesi gerekir. İlim ehlinden onu mümeyyiz derecesine getirecek kadar şer'i ilim almadan tek başına kitaplardan ilim almaya itimad etmesin yani yanında yalnışını düzeltecek kimse yoksa ve kendiside , kitaplardaki yalnışı doğrudan ayırt edebilecek mümeyyiz sıfatında değil ise sadece kitaplara bakarak ilim almaya kalkışırsa, bu kimse yalnış anlamaya düşüp düşmediğinden emin olamaz
Güvenilir ve Allah'tan korkan Alimlere gitmeden tek başına kitaplara bakma uslübü onu ne alim nede şer-i ilim talebesi yapar. Şer-i ilim ancak alimlerden ilim telakki etmekle olur. Peygamber Efendimiz ilimi öğrenmek için alimlere gideni meth etmiştir. İmam Tirmizi'nin nakletmiş olduğu bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor: ''Allah, şer-i ilmi öğrenmek için yola çıkan kimseye Cennete götüren yolu kolaylaştırır. ''İmam Buhari'nin ''Sahih''inde '' Kavilden ve amelden önce ilim'' başlığında bir bölüm vardır. Bu da Kur'an-ı Kerim'in '' Muhammed '' Süresinin 19. ayetine, yani ''Allah'tan başka ilah yoktur.''ayetine dayanarak belirtilmiştir.
Allah-u Teala Et - Tehrim Süresi/6 ayetinde şöyle buyurmaktadır;
[FONT="]يَا اَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا قُوا أَنْفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا[/FONT]
Meâlen; Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.
Tabilerden olan Ataa b. Ebi Rebah -radiyallah-u-anh- bu ayeti şöyle tesfir etti: ''Nasıl namaz kılacağını, nasıl oruç tutacağını, nasıl alışveriş yapacağını ve nasıl evlenip boşuyacağını öğrenmekle olur.
Erkek ve Kadının Üzerine İlim Öğrenmenin Farz Olması
Din ilminin zaruri kısmını öğrenmek, hem erkeklere hemde kadınlara farzdır. Sadece erkeklere değildir.
İmam Beyhaki'nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifde Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor: ''İlim talep etmek her müslümana farzdır. ''Başka bir hadisi şerifte ise peygamber efendimiz meâlen şöyle buyurmaktadır; ”Din ilminde bir bâb (mesele) öğrenmek, bin rekat nafile namaz kılmaktan hayırlıdır, üstündür.
Allah-u Teala ,''Ez-Zâriyât'' Süresi /56 ayetinde şöyle buyuruyor;
[FONT="]وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالإِِنْسَ إِِلاَّ لِيَعْبُدُونِ[/FONT]
Meâlen; Ben insanları ve cinleri, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. Biz ,Allah'a ibadet etmekle ve onu hakkıyla tanımakla emrolunduk. Her durum ve her zamanda Allah'a ibadet etmeye ve taatte bulunmaya mecburuz. Allah'a tövbe et ve taatlerde acele et. Bu dünya hayatı seni aldatmasın.
''Dünya hayatı aldatıcı bir geçicilikten başka birşey değildir''
''El -Hadid '' Süresi/20
[FONT="]وَمَغْفِرَةٌ مِنَ اللهِ وَرِضْوَانٌ وَمَا الْحَيَاةُ الدُّنْيَا اِلاَّ مَتَاعُ الْغُرُورِ[/FONT]
''İnsanların hesaba çekilecekleri (gün) yaklaştı. Hal böyle iken onlar, gaflet içinde yüz çevirirler.'' ''El-Enbiya'' Süresi/1
[FONT="]إِقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ وَهُمْ فِي غَفْلَةٍ مُعْرِضُونَ[/FONT]
İSLAMDA, MÜSLÜMANIN İNANMASI GEREKEN HUSUSLAR
Her müslümanın bilmesi ve inanması gereken konular;
1) İslam dini son hak dindir, son ilahi ve semavi dindir şeklinde bir söz söylenmez bu caiz değildir. İslam dini Adem aleyhisselamdan, Peygamber efendimize kadar gelen bütün peygamberlerin tebliğ ettiği tek HAK, İLAHİ VE SEMAVİ dindir.
2) Musa ve İsa aleyhisselamın dini İslamdı.kendileri ve onlara tabi olanlar müslümandı.
3) İslamın dışındaki bütün dinler (Yahudilik ve hırıstiyanlık dahil) batıldır ve geçersizdir. bunların hepsi Allah’a şirk koşmaktadır.
4) Müslüman olmayan kimse ne kadar iyilik yaparsa yapsın, Allah Teâla o kişiden razı değildir. Ahirette, Allah’ın rahmetinden mahrum kalacaktır. Müslüman olmayan kişi ebediyen cehennemde kalacaktır.
5) İslam üzere Müslüman olarak ölen bir kimse ve levki günahkarda olsa cehennemde azabta görse, eninde sonunda mutlaka cennete girecektir. Cehennemde, günahkar Müslümanlardan bir gurup mutlaka azap çekecektir. Fakat bu azap çekenler orada ebedi olarak kalmayacaklardır.
6) Allahın varlığına ve birliğine, hak olan tek ilah olduğuna, eşi benzeri olmadığına ve mekansız olarak var olduğuna inanan, kelime-i şahadeti getiren bir kimse, kur’an ve iman esaslarına aykırı olan bir söz, düşünce ve fiilde bulunmadıkca, haram olana helal, helal olana haram söylemedikce bu kişi büyük günah sahibide olsa tekfir edilmez yanı ona kafir denilmez.
7) Müslüman bir kimsede kurana ve iman esaslarına aykırı bir söz düşünce ve davranışta bulunursa, haram olanı helal, helal olanıda haram olarak görürse dinden çıkar ve kafir olur. O kişinin yapmış olduğu bütün hayır hasenatlar boşa gider . Yeniden Müslüman olup İslam dinine dönsede geçmişte yaptığı hayır ameller ona fayda sağlamaz.
“Velhamdulillahi rabbil alemiyn.Vesselâtu vesselâmu alâ seyyidina venebiyna murseliyn”