Vallaha bırakmaz Üye Ol

Reklam / Sponsor

Gönderen Konu: ATATÜRK İLKELERİ  (Okunma sayısı 248 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı R3V0LUT!0N

  • *****
  • İleti: 1536
  • Rep Puanı : 57343
  • Cinsiyet: Bay
  • $TurkisHacker$ Revolution has been started
ATATÜRK İLKELERİ
« : Nisan 13, 2008, 10:14:56 ÖÖ »



ATATÜRK İLKELERİ

ıÜü
Atatürkçülük ilkelerini "Temel İlkeler" ve "Bütünleyici İlkeler" olmak üzere iki grupta değerlendirmekteyiz. "Temel İlkeler": Cumhuriyetçikik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve İnkılapçılıktır. "Bütünleyici İlkeler" ise: Milli Egemenlik, Milli Bağımsızlık, Milli Birlik ve Bereberlik, "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh", Çağdaşlaşma, Bilimsellik ve Akılcılık, insan ve insanlık sevgisidir.
Cumhuriyetçilik:

Atatürk devrimleri siyasi nitelik taşır. Çok uluslu bir
İmparatorluktan ulus devlete geçiş gerçekleştirilmiş ve böylece
modern Türkiye'nin ulusal kimliği oluşturulmuştur. Bu kimliğin oluşmasında, kul nitelikli insanların yurttaş-birey niteliği kazanması önemli bir noktadır. Atatürk bunun yolunu, kısaca halkın kendi kendisini idaresi, yani demokrasi demek olan Cumhuriyet’te görmüştür.

Halkçılık:

Gerek içeriği gerekse hedefleri açısından bakıldığında, Cumhuriyet Devrimi
ayrıca bir sosyal devrim niteliği de taşır. Başta İsviçre Medeni Kanunu
olmak üzere, Batı kanunlarının Türkiye'de uygulamaya konulmasıyla birlikte
kadınların statüsünde köklü değişiklikler olmuş, 1934
yılında kabul edilen bir kanun ile kadınlar seçme ve seçilme hakkını almışlardır.
Atatürk çeşitli ortamlarda, Türkiye'nin gerçek yöneticilerinin köylüler
olduğunu söylemiştir. Aslında bu durum Türkiye için bir gerçek olmaktan
çok bir hedef niteliğindedir. Halkçılık ilkesi sınıf ayrıcalıklarına ve sınıf
farklılıklarına karşı olmak ve hiçbir bireyin, ailenin,
sınıfın veya organizasyonun diğerlerinin daha üzerinde olmasını kabul
etmemek demektir. Halkçılık, Türk vatandaşlığı olarak ifade
edilen bir fikre dayanır. Gurur ile birleşen vatandaşlık fikri,
halkın daha fazla çalışması için gerekli psikolojik teşviki
sağlar, birlik fikrinin ve ulusal bir kimliğin kazanılmasına yardımcı olur.

Laiklik:

Laiklik yalnızca devlet ve dinin birbirinden ayrılması anlamına
gelmez ayrıca eğitim, kültür ve yasama alanlarının da dinden bağımsız olması
anlamını taşır. Laiklik, devletin dini düşünce ve dini kuruluşların etkisinden bağımsız
olması, ve genel olarak düşünce özgürlüğü anlamına gelmektedir.
Devrimlerin birçoğu laikliği gerçekleştirmek amacıyla yapılmış ve diğerleri
ise laikliğe ulaşılmış olması sayesinde gerçekleştirilebilmiştir. Laiklik ilkesi
akılcı ve dini siyasetin dışında tutan bir ilkedir.
Osmanlı döneminde matbaanın geciktirilmesinde olduğu gibi dinin yenilikler karşısında nasıl tutucu bir silah haline geldiğini yaşamış olan Türkiye Cumhuriyeti kurucuları açısından dinin din dışı sivil yapı üzerinde yaratabileceği baskıları önlemenin bir aracıdır.
Devrimcilik:

Atatürk'ün ortaya koyduğu en önemli ilkelerden birisi de devrimciliktir. Bu ilkenin anlamı
Türkiye'nin devrimler yaparak geleneksel kuruluşlarını modern kuruluşlarla değiştirmiş olmasıdır.
Geleneksel kavramların bir kenara itilip modern kavramların benimsenmesi demektir.
Devrimcilik ilkesi, yapılmış olan devrimlerin tanınıp kabul edilmelerinin çok ötesine geçmiştir.

Milliyetçilik:

Cumhuriyet devrimi ayrıca milliyetçi bir devrimdir. Bu milliyetçilik
   ırkçı bir yapıda değildir; yurtseverlikle sınırlıdır. Bu devrimin amacı, Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının korunması ve ayrıca Cumhuriyetin  vatanı ve halkı ile bölünmez bir bütün olduğu ilkesine inanmaktadır.

Devletçilik:

Mustafa Kemal Atatürk yapmış olduğu açıklamalarda ve politikalarında Türkiye'nin
bir bütün olarak modernizasyonunun ekonomik ve teknolojik gelişmeye önemli ölçüde bağlı
olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda, devletçilik ilkesini de devletin, ülkenin genel ekonomik faaliyetlerinin düzenlenmesi ve özel sektörün girmek istemediği veya yetersiz kaldığı ya da ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara girmesi anlamında yorumlamaktadır. Ancak, devletçilik ilkesinin uygulanmasında, devlet yalnızca ekonomik faaliyetlerin temel kaynağını teşkil etmemiş, aynı zamanda ülkenin büyük sanayi kuruluşlarının da sahibi olmuştur.[/B]
BÜTÜNLEYİCİ İLKLER DİYE FARKLI BİR KONU AÇTIM
[/SIZE]
Konuyu Paylaş:
  facebook  twitter  google  google


Seo4Smf Tagleri:
 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
3 Yanıt
358 Gösterim
Son İleti Kasım 01, 2008, 10:52:27 ÖS
Gönderen: spancer
29 Yanıt
1588 Gösterim
Son İleti Kasım 09, 2006, 01:24:13 ÖÖ
Gönderen: DiNoZoP
1 Yanıt
264 Gösterim
Son İleti Kasım 30, 2006, 01:06:15 ÖS
Gönderen: DiNoZoP
1 Yanıt
272 Gösterim
Son İleti Ocak 14, 2007, 12:57:47 ÖS
Gönderen: murty
3 Yanıt
436 Gösterim
Son İleti Nisan 21, 2007, 01:17:35 ÖS
Gönderen: can1392
1 Yanıt
352 Gösterim
Son İleti Nisan 20, 2007, 05:08:38 ÖS
Gönderen: black_wind
3 Yanıt
459 Gösterim
Son İleti Temmuz 23, 2008, 08:03:18 ÖS
Gönderen: aragorn
1 Yanıt
178 Gösterim
Son İleti Nisan 05, 2008, 09:51:47 ÖS
Gönderen: WorHal
0 Yanıt
2752 Gösterim
Son İleti Nisan 13, 2008, 10:12:26 ÖÖ
Gönderen: R3V0LUT!0N