Vallaha bırakmaz Üye Ol

Reklam / Sponsor

Gönderen Konu: Atom bombası nasıl yapılır  (Okunma sayısı 680 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ALbyRocK

  • ************
  • İleti: 5939
  • Rep Puanı : 65489
  • Cinsiyet: Bay
Atom bombası nasıl yapılır
« : Ocak 13, 2009, 11:49:22 ÖÖ »





    Atom silahlarına sahip olmak isteyen ülkeler bu işlem için 50-100milyar$ civarında bir yatırım yapmaları gereklidir. Atom bombasınagiden yolda ise iki seçenek vardır.

1. Zenginleştirme Tesisi Kurmak:
Bu tesise sahip bir ülke Nükleer santralleri için gerekli olan U235zenginleştirmesini burada yapar. Nükleer santrale sahip ülkeler yakıtçubuklarını serbest piyasa kurallarına göre temin edebilir. Dünyada şuanda 5-6 ülkede ticari tesis mevcuttur. ABD, Rusya, Fransa, İngiltere,Hindistan, Pakistan ve Çin’dir. İran, böyle bir tesis kurmuş veişletmeye başlamıştır. Bu tesisler de topraktan çıkan U238 içindebulunan % 0.7 oranındaki U235 miktarı %1.5 ile % 4 arasında artırılır.Ve bu malzeme sadece NS için yakıt çubuğu yapımında kullanılır.Böylebir tesise sahip bir ülke U235 zenginleştirme oranını %99 seviyesineçıkartıp bu malzemeden direkt Atom Bombası (uranyum bombası) yapabilir.

2. Plütonyumu Ayırmak.
İkinci yol ise biraz farklıdır. Nükleer santrallerden çıkan kullanılmışyakıt çubukları içinde tabiatta bulunmayan Plütonyum (Pu 239) elementiteşekkül etmiştir. Yakıt çubukları içindeki oranı da %0.6 civarıdır.İşte zenginleştirme tesisinde bu maddeyi ayrıştırıp 8kg civarında eldeederseniz bir atom bombası (plütonyum bombası) yapabilirsiniz. 100tonluk bir yakıt çubuk içinde 600kg Plütonyum bulunur. Ancak her ikitipteki bombayı patlatacak mekanizma ise ayrı bir teknoloji olup ciddiaraştırmalar gereklidir; ve kimse bu bilgileri satmaz.

İlk Denemeler
Amerika Manhatten projesi ile ilk atom denemelerini yaptıktan hemensonra askeri amaclı ilk atom bombası ikinci dünya savaşına devam edenJaponya’nın direncini kırmak için kullanılmıştır. Tarih 6 Ağustos 1945ve şehir Hiroşima’dır, atılan bomba ise Uranyum bombasıdır. Teslimolmayan Japonya’ya ikinci bomba Nagazaki şehrine 6 Ağustos 1945 deatılmıştır. Bu bomba ise Plütonyom bombasıdır. Toplam ölü sayısı250.000 üzerindedir.

Dahasonra sırayla; Rusya 1948′de, İngiltere 1952′de, Fransa 1960′da, Çin1964 Hindistan 1974, Pakistan 1998 yılında ilk denemelerini yaparakAtom Bombasına sahip olduklarını açıklamışlardır.
Atombombası her ne kadar insanlık için tehtit oluştursa bu bombayı elindebulunduran ülkelerin kendilerine özgüveninin olacağınıdüşünüyorum.Umarım dünyada bir Hiroşima veya Nagazaki daha yaşanmaz.

NÜKLEER PATLAYICI FİZİĞİ

Nükleer bombalar bir atomu (özellikle kararsız izotopları) bir aradatutan, kuvvetli ve zayıf, bağların parçalanması veya birleştirilmesiniiçerir. Temel olarak bir atomum nükleer enerjisi iki türlü açığaçıkarılır:
  • Nükleer Fisyon: Birnötron yardımıyla bir atomun çekirdeğini daha küçük iki atoma (izotopa)parçalayabiliriz. Parçalanan atomlar genellikle Uranyum ve Plutonyum’unizotoplarıdır.
  • Nükleer Füsyon: İki küçük atom, genellikle hidrojen ve hidrojenin  izotopları (Döteryum ve Trityum) bir araya getirilerek daha büyük bir atomve/veya iztoplarını oluşturmak (Helyum ve izotopları) suretiyle enerjiaçığa çıkarılır. Güneş bu şekilde enerji üretmektedir.Her iki durumda da çok büyük miktarda ısı enerjisi ve radyasyon salınır.
                           Nükleer Bombaların Tasarımı
    Bir atom bombası yapmak için,
  • Bir parçalanabilir (Uranyum veya Plutonyum) veya birleştirilebilir  (Hidrojen ve izotopları) nükleer yakıta,
  • Ateşleyici bir cihaz veya düzeneğe
  • Yakıtın tamamının birleşmesi veya parçalanmasına olanak sağlayan bir  metoda (aksi takdirde nükleer patlama gerçekleşmez)
ihtiyaç vardır.
                

   Fisyon Bombası
Fisyon bombasıUranyum ve Plutonyum gibi elementlerin nötron kullanarak parçalanmasıesasına dayanan bir nükleer patlamadır. Uranyum veya Plutonyumun herizotopu bu tür bir parçalanmaya olanak vermez. Elementin çekirdeğinegönderilen nötron bazı izotoplar tarafından absorblanmasını müteakipparçalanmaya uğrarken bazı izotopları nötronu bünyesinde tutarakizotopun bir başka izotopa dönüşmesine yol açar. Parçalanabilen izotop,parçalanmaya uğradığında (nükleer reaksiyonla) iki daha küçük izotop ve2-3 nötron açığa çıkarır. Reaksiyon ürünü izotopların çekirdekleri veelektron kabuklarındaki elektron sayıları kararlı atomlarınkineuymamaktadır. Bu nedenle bunlara kararsız izotoplar adıverilir ve kararlı hale gelmeye çalışırlar. Kararlı hale gelmeyeçalışırlarken de enerji salmaya devam ederler. Bu enerjiye radyasyon adı verilir.
Uranyum veya Plutonyum’un parçalanabilir izotoplarının bir nötronuyakalaması ve parçalanması çok çabuk meydana gelir. Süre olarakpiko-saniye (1*10E-12 sn) mertebesindedir. Atomparçalandığında açığa ısı ve gama radyasyonu formunda muazzam birenerji salar. Bunun nedeni de bir parçalanma reaksiyonu ile oluşan ikiküçük izotopun kütleleri toplamı Uranyum veya Plutonyum’unkinden küçükolmasıdır. Bu kütle farkı E=m c^2 formülü ile enerjiye dönüştürülür.Bir kilo zengin uranyum nükleer bomba olarak kullanılacak olursa, açığaçıkaracağı ısı enerjisi 16 milyon litre benzinin vereceği ısıenerjisine denktir. Bir kilo uranyumun yaklaşık 3 golf topuna karşılıkgelen bir hacim işgal ettiği düşünülürse, buna karşın benzin 25 m x 25m x 25 m lik bir prizma hacmine sığdırılabilir. Bu da size çok az birmiktar uranyumun patlama ile yarattığı enerji hakkında daha iyi birfikir verir. Nükleer patlayıcı olarak kullanılan Uranyum doğadabulunduğu şekliyle kullanılamaz. Patlayıcı izotopuyla çok yüksekoranlarda zenginleştirilirler.

Her tasarım için nükleerfizik gerektiren hesaplar sonucunda patlayıcı miktar (ki buna kritikkütle adı verilir) bulunur. Bu hesaplar o kadar kolay değildir; birbilgisayar yardımıyla ve çeşitli deneysel parametrelerden elde edilenveriler kullanılır. Bu kütle bir araya getirilirse, kendiliğindenpatlama gerçekleşebilir. Bu nedenle, kritik kütle birkaç parça halindeve bir birinden ayrı yerlerde tutulurlar. Bunların ayrı yerlerdetutulması bomba tasarımında bazı problemleri beraberinde getirir, şöyleki, patlamanın istendiği anda parçalar bir araya toplanmalı, bir nötronparçalanma (zincir) reaksiyonunu zamanında başlatmalıdır.
Kritik olmayan kütleleri bir araya getirmek için iki teknik kullanılır:(1)Tabanca Ateşlemeli (2) İçe Doğru Patlama ile Ateşleme. Nükleerreaksiyonları başlatmak için nötrona ihtiyaç vardır. Bu nedenle nötronüreteci (jenaratörü) gerekir.
 
Tabanca-Ateşlemeli Fisyon Bombası
Uranyum veya Plutonyumdan oluşan kritik kütleden küçük bir parça (kurşun olarak adlandırılır) ayrılır ve bu küçük parça konvansiyonel bir patlayıcı ile büyük kütleye (fıçı olarak adlandırılır) doğru ateşlenir. İki kütle bir araya geldiğinde kritik kütleoluşmuş olur. Kritik kütlenin etrafı nötron jeneratörü ile kaplıdır.Bombanın hangi irtifada patlatılacağı bir barometrik-basınç sensörüyardımıyla belirlenir ve bu irtifaya ulaştığına, aşağıdaki işlemlerdizisi gerçekleşir:
  • Konvansiyonel ateşleme ile kurşun fıçıya isabet ettirilir
  • Kurşun küresel olarak hazırlanmış Uranyum veya Plutonyum ile nötron  jeneratörüne çarpar
  • Fisyon reaksiyonu başlar
  • Nükleer patlama gerçekleşir. Hiroşima’ya atılan atom bomba (Little Boy adı verilmiştir)bu tür bir bomba idi ve 14.5 kiloton yani 14,500 ton TNT’e eşdeğer birpatlama gücü vardı. Patlama olmadan önce yakıtın sadece % 1.5parçalanmaya uğramıştı.
          
    Hiroşima'ya atılan Little Boy'un fotoğrafı
    İçe-doğru Patlama ile Ateşlemeli Fisyon Bombası
    Uranyum ve Plutonyum bir küre haline getirilir ve birkaç parçayaayrılır; bunların bir birine değmemesi için arada yaylı bir mekanizmavardır. Küre, etrafı nötron yansıtıcı bir malzeme ile kaplanır. Bumalzeme de TNT gibi bir patlayıcı ile örtülür. Patlatma işlemi bombayere değmeden önce (hava) gerçekleştirilir ve hangi irtifada patlamagerçekleşmesi isteniyorsa bunu belirleyen bir barometrik-basın sensörükullanılır. Bomba arzu edilen irtifaya ulaştığında aşağıdaki işlemlerdizisi gerçekleşir.
  • TNT ve/veya konvansiyonel patlayıcı ateşlenerek bir şok dalgası (basıç)  yaratılır
  • Şok dalgası içteki melzemeleri sıkıştırmasıyla kritik kütle bir araya  gelir
  • Fisyon reaksiyonu başlar
  • Nükleer patlama gerçekleşir. Nagazaki’ye atlılan bomba (Fat Man olarak anılır) bu tür birbomba idi ve 23-kiloton patlayıcı eşdeğerine ve % 17 verimiliğesahipti. Daha sonra bu tasarımda yapılan değişikliklerle sırasıylaaşağıdaki olaylar meydana gelir:
  • Patlayıcılar ateşlenerek bir şok dalgası oluşturulır
  • Şok dalgası Plutonyum parçalarını küresel bir şekilde bir araya getirir
  • Plutonyum parçaları merkezde yer alan Be/Po malzemesine çarpar
  • Fisyon reaksiyonu başlar
  • Nükleer patlama meydana gelir 
       

                               


        Atom Bombası
    Bir atom bombasında ana tema fizyon reaksiyonunun çok kısa bir sürede gerçekleştirilmesidir. Atombombasında biri doğal diğeri yapay olmak üzere iki tür malzemekullanılır. Bunlardan doğal olanı uranyum (235U), yapay olanı iseplutonyumdur (239Pu).
    Atombombasının yapımında en önemli problemlerden biri kullanılacak olan bumalzemelerin eldesidir. 235U tabiatta 238U ile birlikte çok az miktardabulunur. Bombada kullanılacak olan 235U’in çok saf olması gerekir, buyüzden 238U’dan ayrılmalıdır. 239Pu ise tabiatta bulunmaz, nükleerreaktörlerde 238U’dan elde edilir.
    Fizyonunbaşlamasını sağlayacak ilk nötronlar Ra–Be gibi bir nötron kaynağındanelde edilir. Fizyon olayında bir atomun parçalanmasından 2 ya da 3 tanenötron açığa çıkar. Eğer, ortam şartları elverişli ise parçalanmasonucu oluşan nötronların da, başka atomları parçalamaları ile fizyonreaksiyonu zincirleme olarak devam eder. Zincir reaksiyonununkendiliğinden ilerlemesi için gerekli şart ise açığa çıkan nötronlarınkaybolmadan yeni parçalanmaları sağlamasıdır. Nötronların kaybolması;ya ortamda bulunan safsızlıklar (238U gibi) tarafından soğurulması ileya da çeşitli çarpışmalar sonucunda nükleer patlayıcı içinden çıkıpgitmesi ile olur. Dolayısıyla ,atom bombası yapımında dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan bir diğeri nötron kayıplarını en aza indirmektir.
    Bir nötronun bir atomçekirdeğine çarpması her zaman fizyon ile sonuçlanmaz. Bazen çekirdeknötronu yuttuğu halde bölünmeyebilir. Bazen ise nötron çekirdektarafından yansıtılabilir. Bu çarpışmalar sonucunda ortamda dolaşannötron bir miktar enerjisini kaybederek yavaşlar ve fizyon yapma gücüartar. Önemli olan bu nötronun nükleer patlayıcı içinden kaçmadanfizyon yapıncaya kadar dolaşmasıdır. Bunun için ise kullanılanpatlayıcı maddenin bu dolaşmaya elverişli büyüklükte olması gerekir.İçerisinde başlatılan fizyon reaksiyonun kendi kendine sürebileceğiminimum nükleer patlayıcı kütlesine kritik kütle denir.
    Netice itibariyle, atom bombasımerkezde uranyum veya plutonyumdan oluşan bir öze sahiptir. Nükleerpatlamanın olabilmesi için ise bu özün kritik kütleden büyük olmasıgerekir. Ancak, kritik kütlenin üzerindeki maddenin kendiliğindenpatlama ihtimali vardır. Bu yüzden patlayıcı madde özü, bombaya çeşitliparçalar halinde yerleştirilir. Bomba ateşleneceği zaman bu parçalarbir araya gelip bir küre oluşturmalıdır. Bu parçaların küre şeklindebirleşmelerini sağlamak için ise trinitrotoluen (TNT, dinamit)kullanılır. Önce TNT patlatılır. Bu patlama sonucunda nükleer kütle biraraya gelir ve asıl patlama gerçekleşir.
    Atom bombasıile ilgili ilk çalışmalar Robert J. Oppenheimer öncülüğünde 1942yılının sonlarında başlamıştır. New Mexico eyaletinin Los Alamos adlıbölgesinde bir “beyin takımı” ile başlayan çalışmalar yaklaşık 3 yılsonra ürününü verdi. Atom bombasının ilk denemesi 16 Temmuz1945 günü Meksika sınırına yakın bir çölde (Alamogordo)gerçekleştirildi. Patlamanın şiddeti beklenenden çok fazla olmuştu.Yaklaşık 20.000 ton TNT’nin patlamasına eşit bir etki görüldü. Eldeedilen bu başarı üzerine atom bombasının Japonya’nın iki önemli şehrinde kullanılması kararlaştırıldı.
    6 Ağustos 1945 sabahı ilk atom bombası“Enola Gay” isimli bir bombardıman uçağı ile Hiroşima’ya atıldı.Saniyenin onbinde biri kadar kısa bir sürede gerçekleşen patlamanın ilketkisi gözleri kör eden bir ışıktı. Ardından gelen 300.000 °C’lik ısıetkisi ise yaklaşık 3 km çapındaki her şeyin yanmasını sağladı. Dahasonra ise patlamanın etkisiyle başlayan ve saatte 1800 km ile esen alevrüzgarı çevredeki her yükseltiyi dümdüz etti. Ama asıl kalıcı etkiyipatlamadan bir kaç dakika sonra başlayan bir yağmur gerçekleştirdi.Yağmur ile tüm radyoaktif serpinti bölgeye inmiş oldu. Saniyelerleölçülebilecek bir zaman dilimi içerisinde Hiroşimayı yok eden bukorkunç bombanın bilançosu yaklaşık 80.000 ölü ve 100.000 yaralı olarakbelirlenmiştir.
    9 Ağustos 1945 günü ise ikinci atom bombasıNagazakiye atıldı. Bu şehirdeki insanların daha önceden uyarılmasıburadaki ölümlerin daha az olmasını sağladı. Ancak, her iki şehirde deradyasyondan kaynaklanan ölümler 15 Ağustos 1945’ten sonra görülmeyebaşlandı. Gönüllü olarak kurtarma çalışmalarına katılan veya akraba vedostlarını harabeler içinde arayan bir çok insan farkında olmadanyüksek miktarda radyasyon almışlardı. Radyasyondan kaynaklanan ölümler,bombanın patladığı anda meydana gelen şok, ısı ve yıkım etkisiylegerçekleşen ölümlerden kat kat fazla olmuştur. Bu sonuç; atom bombasının insanlık için ne denli tehlikeli bir silah olduğunu ortaya koymuştur.
      Atom bombasının yapımı:
    II.Dünya Savaşında ön plana çıkan diğer bir malzeme de benzindir. Savaşsüresince Amerikan petrol endüstrisi rezervlerindeki tüm benzinikullanmışlardır. Aynı zamanda Almanya ve Japonya karşıtları 1940'dakatalitik reformlama yöntemini geliştirerek yüksek oktanlı benzin eldeetmişler aynı yöntemle TNT yapımında kullanılan tolueni üretmişlerdir.
    1900'lü yıllarda bilim dünyası atomu incelemeye almıştır. Einstein'ınünlü kütle-enerji eşitliği (E=mc²) maddenin yüksek enerjiye sahipolduğunu belirtir. Bunu kendilerine ışık olarak alan bilimciler 1939'dauranyum atomlarını bölmeyi becermiş, bir kısım bilim adamı isezincirleme bağlama reaksiyonlarını gerçekleştirmeye çalışmışlardır.1942'de Fermi ve arkadaşları zincir reaksiyonunu gerçekleştirmeyi başarmıştır. Bu başarı atom bombasını mümkün kılmıştır ve Manhattan Projesi yürütülmeye başlamıştır.
       Atom bombası için yeterli derecede hızlı fizyona uğrayan sadece belirli izotoplar vardır. Uranyum-235 (uranyumun sadece %0.7 kadarı U-235'dir) ve plütonyumiki muhtemel izotoplar olmuşlardır. Bununla beraber her iki element deçok nadir bulunabilir ve çok az sayıda laboratuarda üretilebilmektedir.Örneğin 1942'de sadece 1mg Plütonyum bulunmaktadır.
        1942'nin sonlarına doğru general Leslie R.Groves , Du Pont firmasına plütonyumüretim fabrikası kurarak işletmelerini ister. Firma , bu teklifi kabuleder fakat asıl senaryoyu bilmemektedir. Sonraki üç yıl boyunca kimyamühendisleri bu fabrikayı kurmak , işletmek ve kontrolünü sağlamak içinçalışmışlardır. II.Dünya Savaşı boyunca Amerika kendi mühendislerinibirçok alanda çalıştırmış ve yeni işletmeler yaptırmıştır. Ordu, atom bombasıfikrini teoriye döken fizikçiler ve üç sene boyunca tesis kurmayaçalışan DuPont firmasıyla bu proje üzerinde çok çalışmıştır. Hiçdenenmemesi gereken bir tasarı için bu kadar zaman , para ve emekharcamak Amerika için zor olmamıştır. II.Dünya Savaşının sonuna doğrusavaş Amerika'nın lehine dönmektedir fakat Japonlar teslim olmayıkesinlikle düşünmemektedir. Dolayısıyla Japonya'nın işgali , yüksek cankaybı olmasına rağmen Amerika açısından gerekli görülmüştür. Bukoşullarda Amerika ,atom bombasını , savaşı sona erdirebilecekbir etken olarak görür. Amerikan yönetiminde Japonların tek birbombayla yıldırılamayacağı düşüncesi hakimdir. Bu nedenle çok kısaaralıklarla iki hatta daha çok bomba kullanılması düşünülmüştür. 6Ağustos 1945 sabahı 8:15'de Japonya'nın en güçlü askeri merkezlerindenolan Hiroşima'ya "küçük çocuk"adı verilmiş uranyum bombası atılır. Hiroşima bir anda kül yığını haline gelir. 3 gün sonra 9 Ağustos 1945'de Nagazaki'ye "şişman adam" adı verilmiş plütonyum bombasıatılır ve Nagazaki yok edilir . İnsanlık tarihinin en kanlı ve yıkıcıçekişmesi olan II.Dünya Savaşı 14 Ağustos 1945'de sona erer.
    Savaşı , zaferle noktalayan Amerika ve müttefikleri çok coşkuludurlarmüttefik İngiltere'nin başbakanı Winston Churchill şöyle der :"Tanrının da yardımıyla İngiliz ve Amerikan bilimi , Almanların tüm çabalarını geride bıraktı. Almanların atom  gücünü ellerinde bulundurmaları savaşın sonucunu değiştirebilirdi. Bu yarış bizi oldukça kaygılandırdı." Amerika başkanı ise şöyle der :"Yapılan şey , tarihte görülen en iyi organize olmuş bilimin sonucudur.Bu sonuca büyük bir baskı altında ulaşıldı ve hataya izin verilmedi. Buen büyük bilimsel kumar için 2 milyar dolar harcandı ve kazandık."
        Atom çağı bir kere başladıktan sonra durdurulamaz. Atombombasının insanlar üzerindeki korkunç etkisi göz ardı edilerek , kısabir süre sonra yeni ve daha güçlü bir silah için çalışmalarabaşlanmıştır, hidrojen bombası.
    Amerika Birleşik DevletleriII.Dünya Savaşından sonra eğitime özellikle temel bilimlere olankatkısını arttırmıştır. Çünkü geleceğinin insanların beyninde saklıolduğunun çoktan farkına varmıştır.
    Avrupa ise II.Dünya savaşının yorgunluğundan bir süre dahakurtulamamıştır. Almanya , Nazi yönetimi yüzünden birçok değerliprofesörlerini ve bilim adamlarını kaybetmiştir. Olayın Almanya için enkötü olan tarafı , kaçan bilim adamlarının çoğunun onlara daha çokfırsat ve düşünce özgürlüğü veren Amerika ve İngiltere'ye gitmesidir.Aynı şekilde , nükleer kimyada ve uzay bilimlerinde dönemindoruklarında olan Sovyet Rusya'da bulunan bilim adamları da Stalin'denkaçarak Amerika ve İngiltere'ye sığınmışlardır. Bu durum Amerika'yıdaha da güçlendirmiş bilimde öne geçmelerine neden olmuştur. Bilimselbuluşların artarak insanların kullanımına sunulmasıyla Amerika'daekonomi canlanmış , istihdam oranı artmıştır.
      Nükleer silahlar
    Nükleer silah deyimi bize; atomçekirdeğini hatırlatmaktadır. Çünkü bir atomun parçalanması ya da ikiatomun birleşmesi halinde açığa çıkan enerjiden istifade edilereknükleer silahlar yapılmış ve geliştirilmiştir. Bu enerji, gerçekte çokfazla ise de faydalanılan kısmı gayet azdır. Fakat bir bombadamilyarlarca atom bir anda parçalandığı ya da birleştiği içinaçığa çıkan enerji astronomik rakamlarla konuşulacak düzeye ulaşmaktave bu enerjiyi anlatacak birim, bildiğimiz ölçülerden farklı, onlarındışında bir şey olmaktadır. Bu kısa açıklama, atom ve hidrojensilahlarının ayrı esaslara göre yapıldıklarını ve klasik silahlardanbaşka nitelikte olduklarını göstermeyecektir. Atom silahları(Nükleer silahlar), fisyon olayından istifade edilerek yapılmıştır. Buolay, bazı ağır metal (uranyum, plutonyum gibi) atomların nötronbombardımanı sayesinde eşit olmayan iki parçaya ayrılmasıdır. Bu esasagöre yapılan silahlar için enerji birimi kiloton (KT) 1.000 ton, T.N.T(Dinamit) nin yıkma gücüne eşit bir basıncın ifadesidir. Hidrojensilahları (Termonükleer silahlar), füsyon olayından faydalanılarakyapılmıştır. Bu olay bazı ağır hidrojen (döteryum, trityum gibi)atomlarının çok şiddetli ısı karşısında birleşmeleridir. (Bu ısıyıancak bir atom infilakı verebilmektedir). Bu esasa göre yapılansilahlar için kudret birimi megaton (MT) dur. Megaton 1.000.000 tonT.N.T.nin yıkma gücüne denk bir basınçtır. Gerek atom, gereksehidrojen silahları infilak ettirildikten sonra yaptıkları etkininözelliklerinden hiçbir fark göstermediklerinden hepsine birden NÜKLEERSİLAH deyimini kullanmakta bir sakınca yoktur.
    B. Atom ve Hidrojen bombaları arasındaki farklar
    Bu silahların belirtilmesi gereken başlıca farklılıkları şunlardır;
    1. Hidrojen silahları istenilen kudrette yapılabildiği halde atom silahları için sınırlı kudret söz konusudur.
    2. İki silahın etki alanları değişiktir. Aynı ağırlıkta olan iki silahtan; hidrojen silahlarının etki alanı yarıçapı atom silahlarının 2,5 katıdır.
    C. Nükleer silahlarla klasik silahlar arasındaki farklar
    Nükleer silahlarla klasik silahların karşılaştırılması ise bize şu sonuçları vermektedir.
    1.Klasik silahlar bir amaç (Yan etkileri hariç) için kullanıldıklarıhalde, nükleer silahlar aynı anda bir çok etkiyi birdenyapabilmektedirler.
    2. Klasik silahlarda etki alanı olarak sokak ya da binalar kabul edildiği halde, atom bombalarının en küçüğünün (Nominal bomba=20 KT.'luk) etki alanını kilometrelerle ifade etmek gerekmektedir.
    3. Klasik silahlarda en ağır etkili bir tahrip bombasının etki süresi saniyenin 1/100'ü olduğu halde nominal atom bombasındaki basınç etki süresi 7/10 saniye; nominal bombanın 500 katı olan 10 M.T'luk hidrojen bombasında 5 saniyedir.
    4.Klasik silahlardan hiç birisinde yokken, nükleer silahların infilakıhalinde diğer etkilerle birlikte radyolojik etkileri de ölüm vehastalık saçar. Ayrıca silahın yerde veya yere yakın infilakındaradyoaktif serpinti tehlikesi doğar.
    Nükleer Silahların Etkileri
    Birnükleer infilakta, ilk önce silahın kudretine göre yarıçapı değişen birateş topu hasıl olur. Ateş topunun merkezindeki ısı, güneşteki ısıdan2-3 defa daha fazladır. İşte aşağıda incelemeye başlayacağımız bütünetkiler etrafa bu ateş topundan yayılmaktadır. Nükleer silahlarınetkileri,
    1) Ani Etkiler (Isı, Işık, Ani Nükleer Radyasyon ve Basınç)
    2)Kalıntı Etkiler (Radyoaktif Serpinti) olarak ikiye ayrılır. Nükleerinfilakın bütün etkilerini 100 kabul edersek, bu etkilerden:
    -%35'i Isı (Işık ile birlikte gelmektedir).
    -%5i Ani Nükleer Radyasyon
    -%45'i Basınç (Blast)
    -%15'i Kalıntı Etki (Radyoaktif Serpinti) olarak karşımıza çıkmaktadır.
    İlk atom bombası 16 Temmuz 1945'te ABD'de patladı. Bu, ABD'nin yapacağı 1000'in üzerindeki nükleer silah denemelerinin ilkiydi ve patlama plütonyumçekirdeklerinin bölünmesiyle gerçekleşmişti. Uranyum ise 6 Ağustos1945'te Hiroşima'da "denendi". 60 kilogramlık uranyum çekirdeğibölündü; 140 bin insan kağıt gibi yanarak, bir o kadarı da radyasyonyayılımıyla öldü. Deneme "başarılı" olmuştu. Üç gün sonra ikinci yıkımNagazaki'de yaşandı.

    Nükleer silah geliştirmeye niyetlenen ilk ülke Nazi Almanyası'ydı. ABD'yi atombombasının yapılması için bir program hazırlamaya iten de Almanya'nınbu niyetinin farkında olan ve aralarında Einstein'ın da bulunduğu birgrup biliminsanın kaygılarıydı.

    Japonya'ya atılan iki bomba, ABD açısından savaşı bitirmenin çokötesinde işlevler taşıyordu. Bu, bir güç gösterisi, savaşın en büyükmağduru ve asıl galibi olan Sovyetler Birliği'ne yönelik bir tehditti.ABD'nin bombalar alanındaki üstünlüğü sadece dört yıl sürdü; SovyetlerBirliği 1949'da ilk atom bombası denemesini gerçekleştirdi.

    Sovyetlerin nükleer denemesinin hemen ardından, Edward Teller, ABD'nin Atom Enerjisi Komisyonu'na hidrojen bombasıyapımını önerdi ve bu önerisi, başkanlığını Oppenheimer'ın yaptığıdanışma kurulu tarafından reddedildi. Teller, savaş sırasında atom bombası çalışmalarına katılmıştı. Bu arada, boş zamanlarında, tahrip gücü atom bombasından çok daha yüksek olan hidrojen bombası üzerinde, kendi başına çalışıyordu. Oysa, zamanında Nazilerin tehdidine karşı atombombasının gelişimine katkıda bulunan fizikçilerin çoğu, SovyetlerBirliği'ne yönelecek nükleer silahların yapımında çalışmak istemiyordu.Teller, inançlı bir anti-komünist olarak, bütün enerjisini, ABD'ninnükleer silah programlarında aldığı etkin görevlerde kullandı.Oppenheimer ise 1954'te, hakkında yapılan bir güvenlik soruşturmasısonucunda, Atom Enerjisi Komisyonu'ndaki görevinden alındı.


    1950'de ABD Başkanı Truman, Atom Enerjisi Komisyonu'ndan "nükleer silahların, hidrojen bombasıda dahil olmak üzere, her biçimi üzerinde çalışmalara devam edilmesi"niistedi. Truman'ın emri ve Teller'ın çabaları sonucunda, 1952'de ilkhidrojen bombası ABD'de geliştirildi. Bu bomba Hiroşima'ya atılan atombombasından 700 kat daha güçlüydü. Sovyetler Birliği, bir yıl geçmeden,ABD'nin bomba sevincini bir kez daha gölgeledi ve 1953'te ilk hidrojen bombası denemesini gerçekleştirdi.
« Son Düzenleme: Ocak 13, 2009, 11:58:26 ÖÖ Gönderen: ALbyRocK »
Konuyu Paylaş:
  facebook  twitter  google  google

Seo4Smf Tagleri:
 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
5 Yanıt
1042 Gösterim
Son İleti Temmuz 19, 2007, 04:45:47 ÖS
Gönderen: andra_nevada
0 Yanıt
412 Gösterim
Son İleti Şubat 02, 2008, 03:11:26 ÖS
Gönderen: DiNoZoP
2 Yanıt
295 Gösterim
Son İleti Haziran 03, 2008, 09:32:24 ÖS
Gönderen: black_wind
4 Yanıt
274 Gösterim
Son İleti Haziran 23, 2008, 11:07:05 ÖS
Gönderen: DiNoZoP
0 Yanıt
322 Gösterim
Son İleti Ağustos 04, 2008, 10:59:33 ÖÖ
Gönderen: WorHal
0 Yanıt
193 Gösterim
Son İleti Aralık 01, 2008, 12:16:15 ÖÖ
Gönderen: albayrak
0 Yanıt
195 Gösterim
Son İleti Haziran 05, 2009, 12:18:32 ÖÖ
Gönderen: albayrak
0 Yanıt
163 Gösterim
Son İleti Aralık 20, 2009, 11:36:22 ÖS
Gönderen: albayrak
1 Yanıt
624 Gösterim
Son İleti Mart 21, 2010, 04:20:37 ÖS
Gönderen: DiNoZoP
0 Yanıt
45 Gösterim
Son İleti Mayıs 14, 2012, 02:16:07 ÖÖ
Gönderen: sefil262