Vallaha bırakmaz Üye Ol

Reklam / Sponsor

Gönderen Konu: Bilim İnsanlarının Yaşamı Hakkında  (Okunma sayısı 169 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı recolax

  • *****
  • İleti: 1678
  • Rep Puanı : 65529
  • Cinsiyet: Bay
Bilim İnsanlarının Yaşamı Hakkında
« : Temmuz 31, 2009, 02:50:13 ÖS »



Ünlü Latin ozanı Lucretius (İ.Ö. 95-52) kırk üç yaşında öldüğünde,geriye, "Hiç Bir Şey Kalıcı Değildir" diye başlayan unutulmaz şiirinibırakmıştı. Democritus'un çekirdekçi madde kuramını herkesinanlayabileceği bir dille anlatıyordu dizelerinde... Evrenin oluşum vegelişimini, maddenin sürekli değişim içinde olduğunu, yıldızların,güneşin ve dünyanın ergeç öleceğini söylüyordu, şiirsi birbilimsellikle... Birlikte izleyelim:
Hiç bir şey kalıcıdeğildir, akar gider. Madde maddeye etki yapar, nesneler böyle büyür,gelişir. Ta ki onları görene, tanıyana, adlarını koyana kadar. Sonraeriyip yok olurlar, tanınmaz olurlar.
Hızlı ya da yavaşhareket eden atomların güneşleri, sistemleri şekillendiricini görürüm.Yepyeni biçimlere girerler gözlerimizin önünde... Sonra, onlarda,ötekimaddelerin kaçınılmaz yazgısına kapılırlar.
Ey Dünya!Karalarıyla, denizleriyle, imparatorluklarıyla gezegenimiz... Bütünyıldızlar, bütün sistemler gibi oluşan Dünya... Sen de onlar gibi yokolup gideceksin.
Geçen her saniyeyle birlikte onların yazgısına ortak olacaksın.





SON DEĞİL BAŞLANGIÇ
Evet, Lucretius, doğa kanunlarının kaçınılmaz işleyişi içinde Dünya'nında ölüme mahkûm olduğunu söylüyordu, ama, çağdaş düşünürler kadarkaramsar değildi. Ona göre, nesnelerin ölümü, "son" değil, başlangıçtı.Var oluştaki sürekliliğin, yaşamdaki kesintisizliğin bir ifadesiydi.Aynı şiirinde şöyle yazıyordu:
Bir zamanlar bizi oluşturan tohumlar, ölümle birlikte, kanatlanıp uçarlar.
Kimi toprağa karışır, kimi toz zerrecikleri gibi havalarda dolaşır.
Ama bunlar yitik değil, parçalanmıştır. Unufaktır.
Yaşam sürer gider.
Çünkü ölen madde değildir.
Candır.
Lucretius'un bu dizeleri evrenin tek değişmez yasasını gözler önüneseriyor. Yaşamın milyarlarca yıldır kesintisiz sürdüğü gerçeğini...
Lucretius'un dile getirdiği başka gerçekler de var. Satır aralarınıokurken, evreni oluşturan gezegenler, yıldızlar ve yıldız sistemleriiçinde insana düşünen yaratıklara özel bir önem verdiğini görüyorsunuz.Sanki çağdaş, bir inancı dile getiriyor. Dünyayı yerle bir edecek"kıyamet" gününden sonra bile bilimin katkılarıyla, insan yaşamınınsüreceği inancını haykırıyor. Doğru! Hem de çok doğru...



DOĞAL AFETLER VE "KIYAMET"
Dünyanın sonunu getirecek doğal afetlerin neler olabileceği konusundadüşünmeye başlamadan önce, küçük bir soruya yanıt bulmak gerekiyor:İnsanlık, kendisiyle birlikte dünyadaki öteki yaşam biçimlerini yokedebilir mi? Bu sorunun yanıtını insanlığın artan enerji ihtiyacındaaramamız gerekiyor.
İnsanlarınartan ölçüde enerjiye ihtiyaç duydukları, kaynağı ne olursa olsun buenerjinin kullanılmasının da çevreyi tehdit ettiği bir gerçek... Hem detartışılmaz bir gerçek... Enerji ihtiyacını karşılamak için kullanılanfosil yakıtlarının havadaki karbon dioksit yoğunluğunu artırdığı, oysayerküresinin Venüs kadar sıcak (425 santigrad) olmasını önlemekiçin,yoğunluğun belli bir düzeyin altında tutulması gerektiğibiliniyor. Bilim adamlarının birleştikleri nokta, yerküresi ısısının5-10 derece santigrad yükselmesinin bile ölümcül tehlikeler getireceğiyönünde... Yerküresi ısısında meydana gelebilecek böylesi geçici biryükselmenin bile Kuzey ve Güney kutuplarındaki buzulları çözeceğini,dünyadaki su düzeyinin 100-120 metre yükseleceğini, böylece dünyanın enbüyük gökdelenleri dışındaki çok büyük bölümünün sular altındakalacağını söylüyorlar.

İnsanlığı yok edebilecek bir başka "afet" de atom savaşı... Böylesi birsavaşın tarihteki tüm savaşlardan daha yıkıcı olacağı konusundakimsenin kuşkusu yok... Ama, bunları bir yana bırakalım şimdilik...İnsanın kendi edip kendi bulduğu bu tür afetlerden sağ çıkankalmayacağı için, üstünde düşünmeye bile gerek yok...

YENİ BİR BUZUL DEVRİ
Kıyamet Günü'nü yaklaştıracak başka doğal afetler de var. Yersarsıntıları, yanardağ patlamaları ve gelgit dalgalarının, yeryüzünüoluşturan tabakaların hareketinden kaynaklandığı biliniyor. Her biriyüzlerce kilometre kalınlığında ve milyonlarca kilometre kare alanındaolan bu tabakaların, mil yarlarca yıldır, yılda 4 santimetre hızla yerdeğiştirdikleri saptanmış durumda... Yerkabuğundaki uranyum gibiradyoaktif maddelerin saldıkları enerjiyle hareket eden bu katmanlar,dünyanın bildiğimiz coğrafyasını oluşturmuşlar. Birbirleriyle temasageldiklerinde dağlar, ovalar, yer çatlakları, yer sarsıntılarıoluşturmuşlar. Ama, bunlar, öldürücü de olsalar, zarar da verseler,dünyanın oluşumunda bir nokta gibi kalmaktadır.
Örneğin, yeni bir "Buzul Devri"nin tehlikelerini hiç düşündünüz mü? Kimbilir, belki 25.000 yıl sonra gelecek, ama, buraya kadar sözünüettiğimiz afetlerden çok daha büyük zararlar verecek... Yerküresinindönüş ekseni Kuzey Yıldızı'na baktığı için, Kuzey yarımkürenin kuzeybölgelerinde yazlar sıcak, kışlar soğuk olmakta... Bunun anlamı, kuzeyekseninin, yaz aylarında güneşe dönük, kış aylarındaysa karşı yönedönük olması... Ama, ilginçtir, dünyanın güneşe en yakın olduğu mevsimkış, en uzak olduğu mevsim de yaz... Milyarlarca yıldır durum böyle...Üstelik çok az değişiyor. Ama, kim bilir, belki birkaç bin yıl sonradurum öylesine değişmiş olacak ki, kışlar daha soğuk, yazlar da serinolacak... Yazların serin geçmesi yeni bir Buzul Çağı'nın habercisiolabilir. Kaldı ki, bu "serinleşme" yeryüzü tabakalarının temasageçerek yeni yükseltiler yarattıkları, dolayısıyla buzların erimesiningüçleştiği bir döneme rastlayabilir. O zaman da dünyayı bir buztabakası kaplayıverir.
Hayal sanmayın bunları... Bundan 25.000 yıl öncesi için yapılanhesaplara göre, buzullar 35'inci enleme kadar inmişti. Oysa, ondan da15.000 yıl önce, buzul-arası dönemde, o enlemlerin iklimi tropikaltıydı. Kısacası, yeryüzünün iklimi, elli bin yıllık devrelerle çokbüyük değişiklikler geçirmekte...


YA METEORLAR?


Diyelim ki, bu doğal afetlerin hiç biri meydana gelmedi. O zaman da,gökyüzü cisimlerinden herhangi birinin yeryüzüne çarpması tehlikesisürüyor. Dünyaya her gün çarpan meteorların sayısı milyonlarıbulmakta... İrili-ufaklı bunlar... Kimi atmosfere girerken sür tünmeninetkisiyle parçalanıyor, unufak oluyor. Kimi de (sayıları günde 25) yerkabuğuna ulaşıyor. Yapılan saptamalara göre yeryüzüne zarar verebilecekbüyüklükte meteorların sayısı yüzyılda 2 kadar... 1908 yılında çarpanbu tür meteorlardan biri, 1 kilometre çapında, 300 metre derinliğindebir çukur açmış ve 80 kilometre yarı çapında, bir daire içinde tekcanlı bırakmamıştı. Bu büyüklükte bir meteorun yeryüzüne çarpmasıihtimali 50 milyonda birdir. Dünyanın yörüngesinde dönerken birgöktaşına çarpması ihtimali, ancak 80 milyon yılda 1 keregerçekleşebilir. Dünyanın başka gezegenlerle çarpışması ihtimali ise,yerçekimi yasaları vb. nedeniyle sıfırdır.



24 SAATLİK AY
Bilim adamlarının saptamalarına göre, gel-git olayları, dünyayla ayarasındaki ilişkileri er ya da geç etkileyecektir. Şöyle ki, sularınsürekli çekilmesi . ve yükselmesi, yörüngesi etrafında dönen dünyanındönüş hızını frenlemekte, böylece her yüzyılda günler bir saniyeuzamaktadır. Dünyanın dönüşündeki bu yavaşlama esas itibariyle ayınetkilerinden kaynaklandığı için, etki-tepki yasalarının işleyişisonucu, dünyanın yitirdiğini ay kazan makta ve bu uydu ağır ağırdünyadan uzaklaşmaktadır. Bunun sonucunda hem günler, hem aylaruzayacak ve bir kaç milyar yıl sonra "gün" ve "ay" süreleri, bugünkullandığımız "gün" birimi üstünden, 60 günde eşitlenecektir. Bununsonunda ay artık ne doğacak, ne batacak, dünyanın yalnızca bircephesinden görülecektir.
Öte yandan, güneş de dünyada suların yükselip alçalmasını sağlamayabaşlayacaktır. Güneş gelgitlerinin etkisiyle günler, aylardan uzunduruma gelecek, dünyanın kendi ekseni etrafında dönüş hızı ayınyörüngesindeki dönüşünden daha yavaş olacaktır. Gelgit hareketineuyabilmek için, ay, bu kez de, daha daralan bir yörüngeyle dünyayayaklaşacak ve dünyayla uydusu birlikte güneşten uzaklaşmayabaşlayacaklardır. Birkaç milyar yıl sonunda dünyanın merkeziyle ayınmerkezi arasındaki mesafe 150.000 kilometreye inecek, ayın gelgitetkisi de bugünkü düzeyinin 15.000 katına çıkacaktır. Yüzlerce metreyükseklikte dalgalar, saatte 8-10 bin kilometreye yaklaşan hızlarlakaraların üstünden geçip gidecekler, sürtün menin etkisiyle dekaynamaya başlayacaklardır. Dünya, bir anda, kaynar sulu bir girdabadönüşecektir. Yeryüzün deki bu gelgit etkisi artık çok yakınlaşır işbulunan ay üstünde etkiler yapacak ve ay unufak olacaktır. Bugünbildiğimiz ayın yerini, ay parçalarından olu şan ve dünya çevresindedönen küçük zerrecikler alacaktır.
Kısacası, ya ay-dünya sistemi kendiliğinden parçalanacak, ya da güneşin beklenen ölümüyle aynı sonuç ortaya çıkacaktır.
100 MİLYON SANTİGRAD ISI
Güneş, yapılan hesaplara göre, 5milyar yıldır vardır. O günden bu yana geçen süre içinde, güneşin özgünçekirdek hidrojeninin yüzde 50'si helyuma dönüşmüştür. Güneşinçekirdeğinde hidrojenin helyuma dönüşmesiyle birlikte çekirdekdaralmakta, yerçekimi enerjisini boşaltmakta, güneş de serinleyipparlaklaşmaktadır. Beş milyar yıl sonra güneş çekirdeğinin tamamıhelyum olacak, yoğunlaşacak ve sonra birdenbire ısınmaya başlayarak 100milyon derece santigrada ulaşacaktır. Bu arada güneşin genleşmesi desürmektedir. "Kızıl bir dev" durumuna dönüşecek, bugünkü parlaklığınınbin katına ulaşacak, Merih, Venüs, Ay ve Dünyayı yutacaktır.
Güneşin dünyayı yutması, elbette, dünyanın sonu değildir. Teknolojiöylesine hızlı gelişmektedir ki, insanlık, bir kaç milyar yıl içinde,bu tür tehlikeleri savmanın yollarını da bulmuş olacaktır. Uzaykolonileri kurulmuş, nüfusun büyük bölümü uzak gezegenlereyerleştirilmiş, belki de dev bir hidrojen bombasının yardımıyla dünyauzaklara, yeni bir yörüngeye götürülmüş olacaktır. Kısacası,Lusretius'un iki bin yıl önce düşündüğü gibi, canlar ölecek, ama, yaşamsürecektir.
Kaynak:Bilim Dergisi
« Son Düzenleme: Temmuz 31, 2009, 02:59:41 ÖS Gönderen: recolax »
Konuyu Paylaş:
  facebook  twitter  google  google



...By's RecolaX


KAHROLSUN KÜRTÇÜ VE TÜRKÇÜ FAŞİZM!
KAHROLSUN PKK!
KAHROLSUN NEOLİBERALİZM!
YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ ÜNİTER TÜRKİYE!
YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ!
YAŞASIN  DEVRİMCİ GENÇLİK!
Faşizm nerden gelirse gelsin ister pkkdan ister sağcı partilerden ister islamcılardan döktüğü kanda boğulacaktır!!!!

Seo4Smf Tagleri:
 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
2 Yanıt
348 Gösterim
Son İleti Şubat 03, 2007, 02:31:57 ÖÖ
Gönderen: ALbyRocK
1 Yanıt
434 Gösterim
Son İleti Ocak 29, 2007, 04:37:30 ÖÖ
Gönderen: 20horoz
3 Yanıt
303 Gösterim
Son İleti Eylül 30, 2007, 09:47:20 ÖS
Gönderen: ALbyRocK
0 Yanıt
224 Gösterim
Son İleti Ekim 16, 2007, 10:04:34 ÖÖ
Gönderen: albayrak
0 Yanıt
157 Gösterim
Son İleti Nisan 16, 2008, 11:36:40 ÖS
Gönderen: WorHal
0 Yanıt
418 Gösterim
Son İleti Mayıs 07, 2008, 01:57:14 ÖÖ
Gönderen: Fosil_Heart
1 Yanıt
181 Gösterim
Son İleti Mayıs 11, 2008, 12:39:57 ÖS
Gönderen: cixman
0 Yanıt
199 Gösterim
Son İleti Ağustos 16, 2008, 06:26:34 ÖS
Gönderen: target_teen
0 Yanıt
241 Gösterim
Son İleti Aralık 14, 2008, 02:56:53 ÖÖ
Gönderen: albayrak