Vallaha bırakmaz Üye Ol

Reklam / Sponsor

Gönderen Konu: Fetullah Gülen’in Risale-i Nur Çarpıtmaları  (Okunma sayısı 658 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ALbyRocK

  • ************
  • İleti: 5939
  • Rep Puanı : 65489
  • Cinsiyet: Bay
Fetullah Gülen’in Risale-i Nur Çarpıtmaları
« : Aralık 05, 2010, 04:37:47 ÖS »



   Saidi Nursi öğretisi ile dünya çapında güç ve otorite kazanan FetullahGülen’in, cemaatin temel kaynağı olan Risale-i Nur metinlerindeçarpıtma ve değişiklikler yaptığı ortaya çıktı. Said-i Nursi ElKurdi’nin ölümünden sonra cemaat içinde patlak veren tartışma ve görüşayrılıklarının geri planındaki temel metinlerde tahrifatlar belgelendi.Geçtiğimiz yıllarda İstanbul Cumhuriyet Savcılığının Risale-i Nuryapıtlarındaki tahrifat iddialarına ilişkin bilirkişi raporlarınayansıyan çarpıtmalara yenileri eklendi. İstanbul Üniversitesi HukukFakültesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Kayıhan İçel, Prof. Dr. ErolCihan ve Doç.Dr. Köksal Bayraktar gibi isimlerin raporlarında, Sözler,Lemalar, Mektubat, Tarihçe, Mesnev-İ Nuriye, İşarat-Ül İ’caz baştaolmak üzere temel Risale-i Nur eserlerinde çok sayıda tahrifatsaptanmıştı. Ancak yeni ortaya çıkan tahrifatlar ise özellikle Risale-iNur’larda “Atatürk”, “Kürt”, “Rejim” ile ilgili çoğu kelimelerindeğiştirildiğini su yüzüne çıkardı.
Sözkonusu metinlerde FetullahGülen cemaatinin yaptığı çarpıtmalar Said-i Nursi El Kurdi’nin kendiniKürt ve Kürdistanlı olarak tanımladığı parçalar tamamen çıkartılmış.Nursi’nin Kürtlere ilişkin metinlerinde yer alan sosyal ve politikifadeler ise çarpıtılarak Kürt ve Kürdistan kavramları başkakavramlarla yer değiştirilmiş.

KÜRT NURCULARIN ÇEVİRİLERİ SKANDALI AYDINLATTI
Bukonudaki skandal tahrifatlar, Risale-i Nurların Osmanlıcadan tekrarTürkçe’ye çevrilmesine karar veren Kürt yayıncılar tarafından açığaçıkartıldı. Bu çevirilerde, Fetullahçıların özellikle Kürtkelimelerini, “vatandaş” ya da “Azeri” kavramlarıyla ikame ettikleribelirlendi.
Örneğin Said-i Nursi El Kurdi’nin kitabında yer alan“Ey Asuriler ve Keyaniler’in cihangirlik zamanında pişdar kahramanaskerleri olan Arslan Kürtler” ifadesi, “Ey eski çağların cihangir AsyaOrdularının kahraman askerlerinin ahfâdı olan vatandaşlarım vekardeşlerim!” şeklinde tahrif edildi. Bununla da sınırlı olmayantahrifatlar, özellikle rejimin ve sağ siyasi partilerin terminolojisineuygun olarak tashih edildi. Söz konusu çarpıtmanın olduğu kitabınilgili bölümünde şu farklar yer alıyor:
KİTABIN ASLINDAKİ İFADE: “Ebna-yı cincime (Aynı ırktan olanlar) de burada birkaç söz söylemezsem bence bahis natamam kalır.”

TAHRİF EDİLMİŞ HALİ: “Vatandaşlarıma ve kardeşlerime burada birkaç söz söylemezsem, bence bahis nâtamam kalır”
KİTABINASLINDAKİ İFADE: “Ey Asuriler ve Keyaniler’in cihangirlik zamanındapişdar kahraman askerleri olan Arslan Kürtler beş yüz senediryattığınız yeter. Artık uyanınız, sabahtır. Yoksa sahra-yı vahşette,vahşet ve gaflet sizi garet edecektir.”
TAHRİF EDİLMİŞ HALİ: “Eyeski çağların cihangir Asya Ordularının kahraman askerlerinin ahfâdıolan vatandaşlarım ve kardeşlerim! Beşyüz senedir yattığınız yeter.Artık uyanınız, sabahtır. Yoksa sahra-yı vahşette yatmakla, gaflet siziyağma edecektir.”
KİTABIN ASLINDAKİ İFADE: “Hikmet-i İlahi”denilen makine-i alemin nizamı ve telgraf hattı gibi umum aleme mümtedve müteşaib kanun-u nurani-i ilahinin müessisi olan “hikmet-i İlahi”ufk-u ezelden enguşt-u kaderi kaldırmış size emrediyor ki. Tefrika ilekatre katre müteferrik su gibi zayi olan hamiyet ve kuvvetinizi “fikrimilliyet” ile tevhid ve meczederek zerratın cazibe-i cüz’iyeleri gibibir “cazibe-i umumi-i milli” teşkili ile Kürt gibi bir kitle-i azimeyiküre gibi tedvir ederek, şems-i şevket-i İslamiye ve osmaniyeninmevkebinde bir kevkeb-i münevver gibi cazibesine ittiba ile muvazene veahenk-i umumiyeyi muhafaza ediniz.
Hem “Milliyet” denilen maziderelerinde ve hal sahralarında ve istikbal dağlarında hayme-nişin olanRüstem-i zal ve Selahaddin –i Eyyubi gibi Kürt dahi kahramanlarıyla birçadırda oturan bir aile gibi herkesi başkasının haysiyet ve şerefi ileşereflendiren ve hissiyat-ı ulviyenin enmuzeci olan “fikr-imilliyetiniz” size emr-i kat-i ile emrediyor ki. Ta her biriniz umumbir milletin makes-i hayatı ve hami-i saadeti ve umum milletin birmisal-i müşahhası olunuz. Şimdiki gibi bir şahıs değil, bir milletkadar büyüyeceksiniz. Zira maksadın büyümesi ile himmet de büyür. Ve“Hamiyet-i Milliyenin” galeyanıyla ahlak da tekemmül ve teali eder.
TAHRİFEDİLMİŞ HALİ: “Hikmet denilen makine-i âlemin nizamı ve telgraf hattıgibi umum âleme uzanan ve dalbudak salan kanun-u nûrânî-yi İlâhiyeninmüessisi olan hikmet-i İlâhiye, ufk-u ezelden kaderin parmağınıkaldırmış, size emrediyor ki: Tefrika ile müteferrik su gibi, katrekatre zâyi olan hamiyyet ve kuvvetinizi fikr-i milliyetle yani:İslâmiyet milliyeti ile tevhid ve mezc ederek zerratın câzibe-icüz'iyyeleri gibi bir cazibe-i umumî-i vatanî teşkil ile bu kütle-iazîmi, küre gibi tedvir ederek şems-i şevket-i İslâmiyenin cemahir-imüttefika-i İslâmiyenin mevkebinde bir kevkeb-i münevver gibicazibesine ittiba' ile müvazene ve aheng-i umumiyeyi muhafaza ediniz.
Hemde İslâmiyet milliyeti denilen mazi derelerinde ve hal sahrâlarında veistikbal dağlarında hayme-nişin olan ve Salâhaddin-i Eyyubî veCelaleddin-i Harzemşah ve Sultan Selim ve Barbaros Hayreddin veRüstem-i Zâl gibi ecdadlarınızdan emsalleri gibi dâhî kahramanlar ilebir çadırda oturan bir âile gibi herkesi başkasının haysiyet veşerefiyle şereflendiren ve hayat-ı ulviyenin enmuzeci olan İslâmiyetmilliyeti size emr-i kat'î ile emrediyor ki: Tâ her biriniz umumİslâmın ma'kes-i hayatı ve hâmi-i saadeti ve umum millet-i İslâmınferdî bir misâl-i müşahhası olunuz. Zira maksadın büyümesiyle himmet debüyür. Ve hamiyet-i İslâmiyenin galeyanı ile ahlâk da tekemmül ve teâlîeder.”
Bu kısımda Said-i Kurdi’nin “Kürt ve Fikr-i Milliyet”ifadeleri, tamamen “Vatandaş ve İslam milliyeti” tabirleri iledeğiştirildi.
Kitabın bu kısmında Kürt dili ile ilgili bölüm isetamamen çıkarıldı. Burada tahrifat yapılması mümkün olmadığı içinkomple çıkartılması tercih edilmiş. Said-i Kurdi’nin kendisini Kürt veKürdistanlı olarak tanımladığı bölümler de ise tamamen “Bedevi” ve“şarklı”, “vilayet-i şarkıye” gibi terimler ile değiştirilmiş.

DİVAN-I HARBİ ÖRFİ’DEKİ TÜRKLEŞTİRMELER
Said-iKurdi’nin Şeyh Said ve Dersim katliamı ile ilgi yazıları ise söz veyorum farklarıyla değiştirilerek başka anlamlar yüklenmiş. Bunun yanısıra Osmanlı Arşiv belgelerinde tıpkı basım diye basılan kitaplarda daTıpkı basım değiştiriliyor ve Kubbe Altı Yayınları tarafından Osmanlıtarihi olarak basılan kitapta da özellikle İdrisi Bitlisi ile ilgilikısımlar çıkartıldı.
KÜRT İNKARI, ALİ ŞERİATİ ÇEVİRİLERİNE DE YANSIDI
AncakFethullah Gülen’nin Kürtlerin inkarı için yaptığı tahrifatların Said-iNursi’nin eserleri ile sınırlı kalmadığı ortaya çıktı. Gülen’in, AliŞeriati’nin kitaplarına dayandırarak yazdığı metinlerde de Kürt yerinebaşka kavramlar yerleştirildiği ve Türklere ilişkin tenkit ifadelerininmetinlerden atıldığı saptandı.
Fethullah Gülen, bu çarpıtmaları“Prizma 2” adlı yapıtında gerçekleştiriyor. Burada Gülen, “Bir kısımsosyologlara göre Yunan medeniyetinin arkasında da yine Mezopotamyamedeniyetinin banileri sayılan “Türkler ve Kürtler vardır.” Bu açıdanbu mevzuda kesin bir kısım deliller ortaya koymamız çok zor olmasınaragmen, “ Türk Milleti” buralardaki temel unsurlardan birisisayılabilinir” diyor. Burada sosyolog derken kastettiği AliŞeriati’dir. Ve Şeraiti, “Medeniyet ve Modernizm adlı orijinal eserindeşu ifadeleri kullanıyor: “Yunan medeniyetini de hicret eden KÜRTLER’inkurduğu bir medeniyettir. Kürtlerin Yunana gitmeleri ile başlamıştır.Hepsinden önemlisi ve açıkcası “Çağdaş Amerikan Medeniyetidir. Çokilginçtir hiçbir zaman Dicle ve Fırat arasındaki yörede beynen nehrey.Batı söz etmiyor. Çünkü bundan söz ederse geliştirdiği bütün nazariyebir anda boşa çıkacaktır. Oysa bütüncü bir gelişme seyri vardır. Dahaönce dediğimiz gibi, “Yunan medeniyetinin kaynağı KÜRTLERE dayanır.Kürtler iki nehir arasında yaşamaktadır. Mezopotamya, dünyanın kültür,medeniyet ve felsefenin merkezidir. Riyazi bilimlerin ilk gelişmegösterdiği yer bu iki nehir arası bölgedir.”
Cemaatin, Şeraiti’ninyapıtında yaptığı en büyük tahrifat ise Dinler Tarihi kitabında ortayaçıktı. Burada Şeriati’nin “İran Aryailerinin Kavmi üçgeni” başlıklıbölümü işte şöyle çarpıtıldı:
KİTAPTAKİ ORİJİNAL İFADELER:“Aryailer İran da üç büyük kavme bölünüyorlar. Bir kısmı doğudaHorasan’da yerleşmeyi seçerek “Partileri” oluşturdular. Diğer bir kısmıkuzey batıda “AZERBEYCAN’DAN KÜRDİSTANA kadar yerleşmeye karar veripmeşhur “Medler”i oluşturdular. Üçüncü kısımda Fars eyaleti etrafındamerkez ve güneyde kaldılar. Bunlarda “parsiler”(farslar) olarakisimlendirildiler.”
TAHRİF EDİLMİŞ HALİ: “Aryailer İran’da üçbüyük kavme bölünüyorlar. Bir kısmı doğuda Horasan’da yerleşmeyiseçerek “partileri” oluşturdular. Diğer bir kısmı kuzey batıdayerleşmeye karar verip meşhur “madlar” ı oluşturdualar. Üçüncü kısımdaFars eyaleti etrafında merkez ve güneyde kaldılar. Bunlar da “parsiler”olarak isimlendirildiler.”

RİSALE-İ NUR HAKKINDAKİ MAHKEME KARARLARI
Risale-iNur Külliyatına ait kitaplar ve okuyucuları, uzun yıllar amansız takipve tarassutlara maruz kaldı. Türk Ceza Yasası’nın yürürlükte olduğu1991 yılına kadar olan uzun devrede bu eserler ve okuyucuları hakkındaiki bin adedi aşkın davalar açılmıştır.
İçişleri Bakanlığıtarafından Emniyet Müdürlükleri’ne gönderilen 8.5.1985 tarih91193–179-1 sayılı Risale-i Nur külliyatına ait kitaplar hakkındaverilmiş mahkeme kararlarını da belirten ve bu kitaplarınbulundurulması ve okunmasının suç teşkil etmediğini açıkça ifade edentamimi son derece dikkat çekicidir. Daha sonra İstanbul Devlet GüvenlikMahkemesi Başsavcılığı tarafından Risale-i Nur eserlerinin yasakkitaplardan olmadığı, bu eserleri toplu okumanın suç teşkil etmediğihakkında verilen 23.9.1999 tarih ve 1999–1960 hazırlık 1999-385 kararnolu takipsizlik kararı mevcuttur.
İstanbul Cumhuriyet Savcılığı1984–173 no’lu takipsizlik kararı şu şekilde veriliyor; “Bu kitaplarıntelif hakkını elinde bulunduran ve İstanbul Cağaloğlu Babıali Cad. No:29-2’de faaliyet gösteren Sözler Yayınevi tarafından eskiden suç teşkileden kısımları çıkarmak ve bazı değişiklikler yapmak suretiyle Mart1984 tarihinde yayınladığı 35 Adet kitaptan ibaret Risale-i NurKülliyatı’nın gazetelerde reklam yapılması üzerine Genel KurmayBaşkanlığı’nın 21.3.1984 tarih ve 3598-1384 snr (148) sayılı yazılarınaAtfen Adalet Bakanlığı 26.3.1984 gün ve Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün1-133-47-1984-19507 sayılı yazıları muvacehesinde bu kitapların herbiri hakkında eski tarihlerde ayrı- ayrı verilen takipsizlik ve beraatkararları ile bunların dayandığı bilirkişi raporları da gözündetutularak….kanun yönünden yeniden incelenme yapılması cihetine gidilmişve bunun için İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim ÜyelerindenProf. Dr. Kayıhan İçel, Prof. Dr. Erol Cihan ve Doç.Dr. KöksalBayraktar bilirkişi olarak görevlendirilmiştir.
Mahkemebilirkişisi “Risale-i Nurlar değiştirilmiştir” Sözler, Lemalar,Mektubat, Tarihçe, Mesne-i Nuriye, İşarat-Üli’Caz, Asa-Yı Musa,Muhakemat, İman ve Küfür Muvazeneleri, Ayet-ül Kübra, Beyanat veTenvirler, Divan-ı Harbi Örfi, El Hüccetüz Zehra, Gençlik Rehberi,Hakikat Nurları, Hanımlar Rehberi, Hastalar Risalesi, Haşir Risalesi,Hizmet Rehberi, İhlas Rsaleleri, İman Hakikatleri, Küçük Sözler, MeyveRisalesi, Miftahül İman, Münazarat, Nur Aleminin Bir Anahtarı, Nurunİlk Kapısı, Otuzüç Pencere, Ramazan-İktisat-Şükür Risaleleri, Sünnet-iSeniye Risalesi, Sünuhat, Tabiat Risalesi, Uhuvvet Risalesi, Yirmüçüncüsöz, Zühretünnur
Kısaca özetleri ve nitelikleri nakledilenkitaplar hakkında bilirkişi raporlarına göre suç teşkiletmemektedirler. Örneğin Sözler için “ Kitabın eski baskılarınıngenellikle 8 bin sahife civarında olduğu hatırlanırsa, eskiden suçunsuru ihtiva eden bazı sahifelerin 1961 yılından sonraki baskılardakitaplardan çıkarılmış olduğu pek muhtemel olarak ortaya çıkmaktadır.Ve bu kitap baskısı ayrı bir fiil olduğu için mahkeme kararının konumuzyönünden geçerli olmadığı sonucuna varılmıştır” deniyor.

İLK SANSÜR SAİD-İ NURSİ’NİN ÖLÜMÜNDEN HEMEN SONRA YAPILDI
AncakFetullah Gülen’in Risale-i Nur ve diğer yapıtlarda açığa çıkantahrifatları, Said-i Nursi’nin ölümünden sonra Nur cemaati içerisindekiiktidar kavgaları çerçevesinde uzun bir tarihsel geçmişe sahip. Butarihsel geri plan, cemaat içerisinde farklı siyasi konjontürlerdefarklı liderler çevresinde yaşansa da, sonunda Fethullah Gülen’instratejik başarısıyla Gülen Cemaatinin lehine dönüyor. Bu başarı, hemtemel Risale-i Nur metinlerindeki tahrifatlar, hem Gülen’in devletilişkilerindeki iktidara oynayan üslubu hem de askeri cuntanın Gülenüzerindeki baskısı ile sağlanıyor.
Yapılan araştırmalar, Said-iNursi’nin ölümü ile birlikte yaşanan kavganın özellikle dershane,gazete ve siyasi partiler arasında gerçekleştiğini su yüzüneçıkartıyor. Buna göre ilk sansür, bizzat Risale-i Nur’un ilköğrencileri tarafından Said-i Nursi El Kürdinin vefatından sonrayapılmıştı.

“URFA’YA ÖLMEYE GELDİM”
Said-i Nursi El Kürdi23 Mart 1960 yılında Urfa’da vefat eder. Vefatını duyan sevenleriyurdun dört bir yanından şehre akın ettiler. Zübeyir Gündüzalp, Bayramyüksel, Mustafa Sungur, Tahiri Mutlu, Hüsrev Altınbaşak, CeylanÇalışkan gibi Nurcuların “Ağabeyler” kesimi, bir yandan cenazeyle,diğer yandan ise şehre gelen Nurcularla ilgilenmekteydiler. Cenazeninnereye gömüleceğiyle ilgili olarak çeşitli görüşler ileri sürülüyordu.Bir kısım Nurcular, Üstadın Isparta ve Barla’da çok sürgün kaldığı içinburalara defin edilmesini istiyorlardı. Hatta bu yönde başbakanMenderes’e kararlarını ileten Demokrat Partili vekillere Menderes,“Kararı Nurcular versin” diyordu. Ama Nurcuların “Ağabeyler” kanadıHüsrev Altınbaşak dışında “Evliyaullah öldüğü yere defnedilir” diyerekUrfa’ya gömülmesinden yana tavır aldılar. Zaten Said-i Nursi “BenUrfa’ya ölmeye geldim” diyerek gömüleceği yeri göstermişti. Yapılaniştişarelerden sonra Urfa’da balıklı Göl’ün yanındaki kabre defnedildi.
AĞABEYLER HAREKETİ KONTROL ALTINA ALIYOR
Said-i Nursi’ninölümünden sonra Nurcular, cemaatin nasıl yönetileceği konusunugörüştüler. Geniş bir tabana oturan cemaatin dağılmaması için tedbiralmak gerekiyordu. Cemaatin başına bir kişinin seçilmesi, enyakınındaki kişilerden bir istişare heyetinin kurulması, “Ağabeylerin”hareketi yönlendirmesi, siyasi bir teşkilat kurması gibi görüşler dilegetiriliyordu. Bu tip fikirler ortaya çıkınca Zübeyir Gündüzalp,“Ağabeyleri”, yakınları ve iddia sahiplerini bir araya topladı. TahiriMutlu, Mustafa Sungur, Ceylan Çalışkan, Hüsnü Yeğin, Bayram Yüksel,Mehmet Fırıncı gibi Nur Cemaati’nin ileri gelenleri Zübeyir Gündüzalp’ihareketin başına getirdiler ve kendileri de onun altında bir iştişareheyeti oluşturdular. Bu dönemde sayıları 750 bini bulan Nurcular oncasoruşturmaya rağmen büyük ölçüde bütünlük içinde hareket ettiler.Ölümden sonra toparlanan Nurcular, 27 Mayıs ihtilaliningerçekleşmesinden sonra bazı sarsıntılar geçirdiler ve Yazıcılar’ınmuhalefetiyle karşılaştılar.

İLK MUHALEFET “YAZICILAR”
Daha,Said-i Nursi yaşarken ayrı bir anlayışı tercih eden “Yazıcılar”, HüsrevAltınbaşak önderliğinde daha farklı bir grup haline dönüştü.Altınbaşak, Said-i Nursi’den sonra “Üstad” olduğunu iddia ediyordu.Eserleri Osmanlıca el yazısıyla yazarak çoğaltma yoluna gitmişlerdi.Altınbaşak, dışındaki “Ağabeyler” ise Latin harfleriyle Risale-iNur’ları basıp çoğaltma yoluna gidiyorlardı. Bu uygulamayı ise Sadi-iNursi daha hayattayken ondan izin alarak yapmışlardı. Altınbaşak, dahakıdemli olduğunu iddia ediyor ve diğerlerinin kendisine tabii olmasınıistiyordu. Cemaatin yara almaması için “Ağabeyler” görüşmek istiyorlar,ama Altınbaşak, “Hainlerle görüşmem” diyordu. Çeşitli görüşmelerdensonra Hüsrev Efendi Mehmet Kırkıncı Hoca ile görüşebileceğini belirtti.40 senedir dışarı çıkmayarak Kuran Tefsiri ve Cevşen’i yazan HüsrevEfendi Mehmet Kırkıncı Hoca ile görüşmesinde “Ben onların hepsinireddettim” diyerek Kırkıncı Hocayı’da yüz geri etti. Yazıcılar,sayıları az da olsa Denizli, Kütahya, Eskişehir, İzmir gibi yerlerdeağırlıklarını hissettiriyorlardı. Ege bölgesi onların kaleleri gibiydi.Ege bölgesindeki dershaneleri ziyarete giden Zübeyir Gündüzalp, BekirBerk ve Mehmet Fırıncı ise çoğu yerde dershanelere alınmadılar.

KİRAZLI MESCİT CEMAATİ VE ÇIKARILAN GAZETE
ZübeyirGündüzalp daha planlı ve merkezi bir yönetimin ihtilaflarıçözebileceğine inanıyordu. İstanbul’a dönünce Süleymaniye’de bulunan 46numaralı evi, Nurcuların merkezi olarak tahsil etti. Cemaatle ilgilikararlar, açılacak dershaneler, Risale-i Nurların basım işi hep bu evdedüzenlendi. Cemaat daha sonraları “Kirazlı Mescit Cemaati” olarakanılmaya başlandı. Bu dönemde basın yayın organlarında Nurculara karşısaldırıların yoğunlaşması ve devletin de bunlardan hareketle Nurcularıtekrardan sıkıştırması bir yayının zorunlu olduğu görüşünükuvvetlendirdi. İlk görüşme Bugün ve Sabah Gazetelerinin sahibi Mehmetşevket Eygi ile yapıldı ama istenilen netice alınamadı. Daha sonralarıise Hilal Dergisi’ni çıkaran Salih Özcan’ın Zübeyir Gündüzalp’legörüşmesi neticesinde “İttihad” adlı gazete kuruldu. 34 Ekim 1967yılında yayın hayatına başlayan İttihad’da Salih Özcan gazeteninimtiyaz sahibi, Mustafa Polat gazete müdürü, Mehmet Kutlular isegazetenin sorumlu yetkilisi görevine getirildi. Tirajı kırkbinlereçıkan gazetenin yazar kadrosu; Hekimoğlu İsmail, Ahmet şahin, AltanDeliorman, Necmettin Şahiner, Tevfik Paksu, Ali Ulvi Kurucu, AbdürrahimKarakoç, Vehip Sinan, Gürbüz Azak gibi isimler vardı.

DEMİREL’İN İKTİDARI-ERBAKAN VE BAŞÖRTÜSÜ SORUNU
AdaletPartisi’nin 1965 seçimlerinde tek başına iktidara gelmesiyle rahatlayanNurcuları, Necmettin Erbakan’ın polis zoruyla Odalar Birliği’ndenuzaklaştırılmasıyla rahatsız oldular. O dönemde tıp fakültesindebaşörtüsüyle okuyan Hatice Babacan’ın derslere alınmaması ise “APDöneminde Müslümalara zulüm yapılıyor” söylemini Nurcular arasındageliştirdi ve yeni parti kurulması fikri dillendirilmeye başlandı.Tevfik Paksu ve Hüsamettin Akmumcu gibileri muhakkak yeni partininkurulmasını ve başına Erbakan’ın geçirilmesini isterken “Ağabeylerden”Mehmet Fırıncı “Beddiüzzaman böyle bir hadiseye izin vermiyor” diyerekAP varken başka bir partinin kurulmasına olan karşıtlığını dilegetirdiler. Nurcular, “Parti kurmak isteyenler”, “Karşı çıkanlar” ve“Tarafsız kalanlar” şeklinde bölünmüşlerdi. Erbakan’ın AdaletPartisi’ne müracaatı ve geri çevrilmesi parti kurma çalışmalarınıhızlandırdı. Bu sıralarda Alparslan Türkeş’in bir hamlesi ise gözlerinona dönmesine yol açtı

“BAŞBUĞ TÜRKEŞ RİSALE-İ NUR OKUYOR”
NurcularErbakan’dan endişelenirken, MHP ciddi bir faaliyetle karşısına çıktı.MHP, İslamcıların desteğini almak için onları partisine davet ediyor oyvermeyenleri ise mason uşaklığı ile suçluyordu. MHP’liler yazıcılarınlideri Hüsrev Altınbaşak’la görüşüp onun desteğini almışlardı. Bunundışında Türkeş’in Nur dershanelerindeki adamları ise “Başbuğun Risale-iNur okuduğunu, ileride tam bir Nurcu lider olacağını” konuşuyorlardı.Bütün bu gelişmeler karşısında Kirazlı Mescit’te toplanan “Ağabeyler”Türkeş ve MHP’nin gerçek yüzünü ortaya çıkaracak bir broşürünhazırlanması talimatını verdiler. Bekir Berk’in araştırıp, MustafaPolat’ın yazdığı “Tarihi vesikalar ışığı altında İslami Hareket veTürkeş” adlı bir kitap ortaya çıktı. Bu aynı zamanda Nurcuların ilksiyasi kitabıydı. Kitap, Zübeyir Gündüzalp’in talimatıyla Türkiye’nindört bir yanındaki dershanelere gönderildi. Kimi yerde MHP ile uğraşmakcemaate zarar verir denilerek karşı çıkıldı. Karşı çıkanlar arasındaFethullah Gülen de vardı. MHP bu konuda sessiz kalmadı ve Sakin Önerönderliğindeki komandolar, İstanbul’da MHP aleyhtarı broşürün basıldığımatbaaya silahlı baskın düzenlediler ve broşürleri alıp götürdüler.Bununla da kalmadılar Nurcuların Adalet Partisi’nden büyük paralaraldığını ilan ettiler. Nurcuların özellikle Ankara kanadının Erbakan’ınyanında yer alması neticesinde ittihat gazetesinde eleştirildi ve APyanlısı yayına ağırlık verildi.

NURCULAR FETHULLAH GÜLENE KIZIYOR
İttihatGazetesi’nde yazılar yazan Şule Yüksel Şenler’in Bugün Gazetsi’netransfer edilmesi ve Mehmet Şevket Eygi ve Necip Fazıl Kısakürek’inNurcuların gazete politikasını eleştirmesi neticesinde Mustafa Polat’ınEygi’ye sert bir cevap vermesi üzerine Fethullah Gülen Mustafa Polat’atelefon açarak “ Sağa sola yapılan sataşmaları” eleştirdi. Gülen, böyledevam edildiği taktirde İttihat Gazetesi’ni okumayacaklarını beyanetti. Bu konuşma üzerine Gülen’i Erzurum’dan çocukluk yıllarındantanıyan Polat, Gülen’e çok sert bir cevap verdi. “Bu gazete benim değilNurcuların gazetesidir. Nurcuların faaliyetlerini senin ağa baban olanİnönü bile durduramadı. Sen hiç bir şey yapamazsın” dedi. Bu konuşmadansonra Nurcular, Fethullah Gülen’e kızarak, karşı bir tavırgeliştirdiler. Nurculuğun dışında bir akım oluşturduğu söylendi vehakkında çeşitli söylentiler yayıldı. Bu söylentiler bütün Nurcularıkapsayınca Fethullah Gülen etrafında kopmalar yaşandı ama o kendigörüşlerinden taviz vermedi.

TABANIN KAYMASI
“Hak geldibatıl zail oldu” ayetini slogan haline getiren Milli Nizam Partisi’ninkurulması ve bu partiye Nurcuların katılması ve Adalet Partisi’nden 41kişinin ayrılması ve MHP’lilerin de Nurcu gençlere çengel atması “NurcuAğabeyleri” derinden düşündürüyordu. Milli Nizam Partisi’nin kuruluşunuengelleyemeyen Nurcular, tabanlarının partiye kaymasını önlemekamacıyla günlük bir gazete çıkarmaya karar verdiler. Bekir Berk’in YeniAsya adını koyduğu gazete, Demirel’in Boğaz Köprüsü’nün temelini attığı21 Şubat 1970 tarihinde yayın hayatına başladı. Zübeyir Gündüzalp’inliderliğindeki cemaat bu tarihten itibaren Yeni Asya Cemaati olarakanılmaya başlandı. Gazetede Nurculara MHP’ye kapılmamaları ve AP’denkopmamaları tavsiye ediliyordu.

12 MART MUHTIRASI VE ZÜBEYİR GÜNDÜZALP’İN ÖLÜMÜ
“Sağ-solçatışması” ülkenin gündemine girmiş ve her gün sağ ve sol kesimdeninsanlar öldürülmeye başlanmıştı. Bu gelişmeler 12 Mart 1971muhtırasını getirdi. Türkiye İşçi Partisi ve Milli Nizam Partisikapatıldı. Bugün ve Sabah Gazeteleri kapatıldı. Yeni Asya Gazetesi iseuyarıldı. Bu dönemde Nurcular çok sıkıntı yaşadılar. Karakollaraçekilip dövüldüler ama en acı olay 2 Nisan 1971 tarihinde hareketinlideri Zübeyir Gündüzalp’in vefatıydı. Fatih Camiini mahşeri birkalabalık doldurmuştu. Fethullah Gülen’den, Osman Demirci’ye ve“Ağabeylere” kadar geniş bir katılım vardı. Zübeyir Gündüzalp’ten sonrakimin lider olacağı tartışmaları yaşandıysa da bu “Meşveretle” aşıldı.Bu toplantılarda Mehmet Kutlular ön plana geçti. Bütün ülke çapındadershane açma, kamp kurma çalışmaları ve yayın evi, kitap çıkarma işineağırlık verildi. Fakat farklı anlayışlar, Zübeyir Gündüzalp’inölümünden sonra daha da yaygınlaştı. Mehmet Şevket Eygi’ningazetelerinin kapatılmasından sonra sağ kesim içerisinde TercümanGazetesi, dini çevreler içerisinde ise Yeni Asya Gazetesi, çevrelerinietkileyecek güçteydiler. Daha önce siyasi konulara açıkça girmemetavrına sahip olan Yeni Asya Cemaati, bu dönemde tamamıyla CHP ve MSPkarşıtı, AP yanlısı bir yayın organı haline geldi. Bu dönemde dört Nurgurubuna bağlı elli üç kişi tutuklandı.Bekir Berk açıkça Nurcu olduğunumahkemede beyan etti. Fethullah Gülen ise Nurcu olduğunu söylemedi.Sonuçta Bekir Berk bir yıl ceza alırken içinde Gülen’inde olduğu diğerkişiler beraat etti.

AP YANLISI GAZETE ÇİZGİSİ YENİ KOPMA GETİRİYOR
Bazıağabeyler yayın anlayışını eleştirerek, gazetenin okunmamasını tavsiyeetmeye başladılar. Abdullah Yeğin, Said Özdemir, Hüsnü Bayram veonlarla birlikte hareket eden bazı yeni kuşaklar ve vakıflar gazeteyialmamaya başladılar. Bununla da yetinilmedi Risale-i Nur Külliyatıdışında diğer kitaplarda dershanelere sokulmadı. Hekimoğlu İsmailgazeteden ayrıldıktan sonra Türdav Yayınlarını kurdu ve Sur Dergisi’niçıkarmaya başladı. Minyelli Abdullah Romanı ile İslami kesim içerisindehayli popüler olan Hekimoğlu’nun ayrılmasından sonra da gazete yayınpolitikasını değiştirmedi. Dini çevrenin en çok kitap üreten, ilk ciddikitap yayını yapan ve Türkiye’nin her tarafında dağıtım ağı bulunanYeni Asya, yayıncılıkta tekel oluşturmuştu. Kitap yayınında başarılıolunmasına karşın gazetenin AP bülteni gibi çalışması cemaatte yeniarayışlara ve sıkıntılara neden oluyordu. Cemaatin gazete veyayınevinden başka “Köprü” Dergisi vardı. Fakat bu dergiye rağmenAdapazarı’nda bir grup Zafer Dergisi’ni yayınlamaya başladı. Kutlularbaşta olmak üzere “Ağabeyler” derginin kapatılmasını istedi, amaAdapazarı Grubu bunu kabul etmeyerek gruptan ayrıldı ve yeni bir grupkurdu.

FETHULLAH GÜLEN VE İTİRAZLARI
Fethullah Gülen, YeniAsya’dan farklı olduğunu gazetenin kendisi için yaptığı habere itirazederek açıkça gösterdi. Edremit’teki bir kampa yapılan baskını YeniAsya Gazetesi, “Bir nurcu kampa baskın” şeklinde verince FethullahGülen bu olaya karşı çıktı. Mehmet Kutlular ve Mehmet Kırkıncı,Fethullah Hocanın yanına gittiler. Fethullah Gülen kendisinin Nurcudiye nitelenmesinin uygun olmadığını belirtince, Mehmet Kutlular “Bizsizi Nurcu biliyoruz” diye sitem etti. Fethullah Gülen ise “Bilmenizilan etmenizi gerektirmez. Ben geniş kitlelere ulaşmak için Nurcukimliğimi kullanmayacağım” dedi.
Bu tartışmadan sonra iplertamamen koptu. Fethulalh Gülen vaazlarına devam etti, yeni yurtbinaları inşa etti ve 1978 yılında meşhur ağlayan çocuk resmiyleSızıntı Dergisi yayın hayatına başladı. Özellikle Fethullah Gülen’inkonuşmalarının kasetler yoluyla çoğaltılması, tanınmasına yol açtı.Yeni Asya’nın önde gelenleri Fethullah Gülen’i açıkça eleştirmeyebaşladılar ve yayınlarının dershanelere girişini yasakladılar. Bununlada yetinilmedi sohbetine giden cemaat üyeleri dışlandı. Başkacemaatlerden taraftar kazanan, maddi ve manevi durumu gittikçe güçlenenfethullah Gülen, Yeni Asya Cemaati’nin siyasi çizgisinin hizmetin önünegeçtiğini belirtip cemaatini ayırdı. Bu ayrılmayla birlikte bazıdershanelerin de Gülen tarafına geçmesi cemaati derinden sarstı.Fethullah Gülen’in en büyük özelliği devletin yanında yer alması idi.Yeni Asya’da devletin yanında görünüyorsa da esas olarak Demirel’inyanındaydı.
Fethullah Gülen Şubat 1980 tarihinde yaptığı birkonuşmada anarşist ve teröristleri devletin asker ve polisinebildirmeyenlerin Allah katında sorumlu olduklarını belirtti. FethullahGülen Yeni Asya Gazetesi’ne yaptığı itirazların aynısını Milli SelametPartisi’nin yayın organı Milli Gazete’ye de yapınca hiç beklemediğibüyük bir tepkiyle karşılandı. Erbakancılar Gülen’in bu konuşmayı 24Haziran 1980 tarihinde açık alanda dinletince insanlar Gülen’in deAP’li olduğunu düşünüp ayrılmalarına yol açtı.

12 EYLÜL, GÜLEN’İN ZİRVEYİ ZORLAMASI VE YENİ PARÇALANMA
12Eylül askeri darbesinde Yeni Asyacılar askerin “bizi destekleyin”çağrısını reddedince iyice küçüldüler ve Gülen Hareketi güçlendi. Özaldöneminde Yeni Asyacılar daha da küçülürken Fethullahçılar daha dabüyüdü. Kenan Evren’in “hakiki din temiz dindir, irtica değildir”anlayışı cemaatleri büyük değişimlere yöneltti. Bunların başını bütünNurcuların saygı duyduğu Mehmet Kırkıncı Hoca çekiyordu. KırkıncıHoca’nın 12 Eylül’ün generallerinden Tahsin Şahinkaya ile görüştüğü veona tavsiyelerde bulunduğu hatta Evren’e bu nasihatleri içeren mektupyazdığı haberleri Yeni Asya Cemaati’ni büyük bir şoka uğrattı. Anayasaoylamasına “evet” oyu verilmesi gerektiği Osman Demirci ve MehmetKırkıncı tarafından dile getiriyordu. Çünkü okullarda zorunlu dinderslerinin konulması büyük başarı idi. Bunu ne Demirel ne de Erbakanyapabilmişti. Fethullah Gülen, Mustafa Sungur, Zafer Dergisi vegruplarda bu şekilde düşünüyordu. Bu durum Yeni Asya Gazetesi’ninkapatılmasından sonra çıkarılan Yeni Nesil Gazetesi’nde sert şekildeeleştirildi. Kırkıncı Hoca Cengizhan’ın hocası ilan edildi ve bununlailgili bir yazı dizisi yayınlandı.
Yeni Asya grubundan kopan vebaşını Mehmet Kırkıncı Hoca’nın çektiği kimselere “Konseyciler”denilmeye başlandı. Konseyciler, Yeni Asya grubunun en nefret ettiğigruptu. Birbirlerini Demirelci-Konseyci olarak suçluyorlardı. FethullahGülen askerce aranmasına rağmen askere methiyeler diziyor ve “Asker tamzamanında yetişmeseydi, bütün millet olarak inkisar içinde ağlamadanbaşka çaremiz kalmayacaktı” diyordu.
Özal’ın darbeden üç senesonra iktidara gelmesi ve cemaat kitaplarının Milli Eğitim Bakanlığıtalim terbiye kurulunca okullara tavsiye edilmesi Yeni Asya dışındahepsine yaradı. Yeni Asyacılar Özal ve partisini darbenin yan ürünüolmakla suçlayıp Demirel’i savunmaktan taviz vermiyorlardı. FethullahGülen fırsatı iyi kullandı, önce Ankara’da yayın yapan Zaman Gazetesisatın alındı. Yazar kadrosu farklı isimlerle takviye edildi. Ama siyasiyasakların kalkması ve Refah Partisi’nin güçlenmesi karşısında Gülenonlara karşı soğuk tavrını devam ettirdi. Demirel’in sert muhalefeti vesonrasında Özal’ın cumhurbaşkanı olması ve partinin başına YıldırımAkbulut’tan sonra Mesut Yılmaz’ın geçmesi dengeleri tekrardandeğiştirdi. Yılmaz “ ANAP’ın cemaate ve tarikata ihtiyacı yok” diyordu.26 Kasım 1989 günü İzmir Hisar Camii’nde ve otuz beş camide birdenyayınlanan mesajında Gülen, başörtüsü eylemini eleştiriyor, bununarkasında dinsizlerin ve komünistlerin olduğunu ileri sürerek devleteitaat istiyordu. Gülen’in bu konuşması İslami camiada şok etkisiyaratıyordu.

BİR AYRILMA DAHA
Mehmet Fırıncı, M. EminBirinci, Bekir Berk, Yavuz Bahadıroğlu gibi isimler Mehmet Kutlular’ıncemaati yanlış yönlendirmesinden, neredeyse partinin derneğinedönüştürmesinden ve “Yakın tarih Ansiklopedisi” adı altında Kemalizme,Atatürk’e ve İnönü’ye çok sert eleştiriler yapılmasından şikayetçiidiler. Cemaat artık “Kutlular Grubu” veya Demirelci Nurcular” diyeanılır olmuştu. Yeni Asya’da kılıçlar çekilir olmuştu. Bu bölünmedeABD’nin parmağı olduğu bile iddia edildi. Bir sabah Yeni NesilGazetesi’ne gelen Mehmet Kutlular’ın karşısında polisleri bulması veiçeri alınmaması ipleri tamamen kopardı. Çünkü gazetenin hukukisahipleri Bekir Berk, Mehmet Fırıncı ve M. Emin Birici idi. MehmetKutlular hemen cemaatten para toplayarak on gün içerisinde Yeni AsyaGazetesi’ni tekrar kurdu ve yanına bir de yayınevi ekledi. MehmetKutlular tabana hakim olmuştu. Kısa bir süre sonra Yeni Nesil Gazetesikapandı ve Yeni Nesilciler şirketleşmeye ağırlık verdiler.

DYP-SHP KOALİSYONU VE BİR AYRILIK DAHA
Yıllardırsolu iktidar yapmamak için hep Demirel’i destekleyen Yeni Asya grubuoluşturulan koalisyonla tam bir hayal kırıklığı yaşadı. SonrasındaRefah Partisi’nin İstanbul’da kazandığı seçimler ve ardından cemaatteyeni bir parçalanma daha yaşandı. Burhan Bozgeyik, Mustafa Kaplan,Bünyamin ateş ve Hüseyin Demirel gibi isimler cemaatle yollarınıayırdılar. Fethullah Gülen Grubu ise yurt dışında açtığı okullar veyurt içindeki dershane ve kolejlerle büyümesine devam etti. TurgutÖzal’ın vefat etmesi ve sonrasında Demirel’in cumhurbaşkanı seçilmesidengeleri tekrardan alt üst etti. Tansu Çiller’in DYP’nin başınageçmesi ve özellikle Fethullah Gülen’le kurduğu yakın ilişki yeni birdönemin de habercisiydi. Tansu Çiller terörle mücadele yasa tasarısıiçin Fethullah Gülen’den destek istedi ve bu görüşme iki tarafınoluruyla basına yansıdı. Gülen art arda televizyonlara çıkmaya başladı.İlk röportajı TRT’de yayınlandı.

İSMET KAYHAN -ANF

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi
Konuyu Paylaş:
  facebook  twitter  google  google

Seo4Smf Tagleri:
 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
196 Gösterim
Son İleti Kasım 19, 2006, 01:28:39 ÖS
Gönderen: albayrak
4 Yanıt
530 Gösterim
Son İleti Nisan 24, 2008, 06:44:36 ÖÖ
Gönderen: xusertm
5 Yanıt
429 Gösterim
Son İleti Nisan 25, 2007, 11:42:30 ÖS
Gönderen: SiBeLcİk
0 Yanıt
235 Gösterim
Son İleti Şubat 26, 2008, 10:22:27 ÖÖ
Gönderen: WorHal
1 Yanıt
224 Gösterim
Son İleti Mayıs 22, 2008, 04:18:17 ÖS
Gönderen: windy
0 Yanıt
190 Gösterim
Son İleti Nisan 21, 2008, 08:35:53 ÖÖ
Gönderen: WorHal
0 Yanıt
185 Gösterim
Son İleti Mayıs 05, 2008, 01:50:22 ÖS
Gönderen: albayrak
10 Yanıt
487 Gösterim
Son İleti Ocak 20, 2009, 05:38:31 ÖS
Gönderen: baran34