Vallaha bırakmaz Üye Ol

Reklam / Sponsor

Gönderen Konu: halil cibran....seçmeler  (Okunma sayısı 246 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı GÖZDEM

  • ...göz∂єм...
  • *****
  • İleti: 719
  • Rep Puanı : 64633
  • Cinsiyet: Bayan
halil cibran....seçmeler
« : Haziran 05, 2010, 03:59:16 ÖS »



sonra, varlikli bir adam konustu: "bize vermekten bahset."

ve o cevap verdi:

"sahip olduklarinizdan verdiginizde,
çok az sey vermis olursunuz;

gerçek veris, kendinizden vermektir.

çünkü sahip olduklariniz, yarin ihtiyaciniz olabilir
diye saklayip korudugunuz seylerden ibaret degil mi?

ve yarin, kutsal sehre giden hacilari takip ederken, kemiklerini,
iz birakmayan kumlara gömen fazla uyanik bir köpege ne getirebilir?

ve ihtiyaç korkusu da, ihtiyaçtan baska birsey degil midir?

kuyunuz tamamen doluyken susuzluktan korkmak,
tatmin olamayan bir susuzluk göstermez mi?

çok fazla seye sahip olup, çok az verenler, bunu
gösteris isteyen gizli arzulari için yaparlar,
ki bu da armaganlarini yararsiz kilar.

ve bazilari vardir ki, çok az seye sahiptirler ve hepsini verirler.
bunlar hayata ve hayatin definesine inananlardir,
ve kasalari hiç bos kalmaz.

bazilari sevinçle verirler, bu sevinç onlarin ödülüdür.

bazilari ise istirap içinde verirler ve bu aci onlarin vaftizidir.

ve bazilari vardir ki, ne vermenin acisini hissederler,
ne sevinç ararlar, ne de bir erdemlilik düsüncesi tasirlar;

onlar, su vadideki mersin agacinin kokusunu salisi gibi verirler.

böyle kisilerin ellerinde tanri dile gelir ve
onlarin gözlerinden tanri, dünyaya gülümser.

istendigi zaman vermek güzel bir davranis olabilir; fakat
istenmeden, ihtiyaci hissederek vermek çok daha anlamlidir.

ve cömert olan için, verecek kimseyi aramak,
veris olayindan daha fazla sevinç getirir.

vermekten alikoyacaginiz herhangi bir sey olabilir mi?

sahip oldugunuz her sey bir gün verilecektir.

öyleyse simdi verin ve vermenin hazzini
mirasçilariniz degil siz yasayin..

çogunlukla söyle dersiniz:
'verecegim, ama hak edeni bulabilirsem.'

ne koruluktaki meyve agaçlari böyle düsünür,
ne de çayirdaki sürüler.

onlar, saklandiginda çürüyecek olani, yasayabilsin diye verirler.

herhalde kendisine günler ve geceler verilmesini hak eden
bir kisi, sizden gelebilecek seyleri de hak eder.

ve hayat okyanusundan içmeye hak kazanmis bir insan,
sizin küçük irmaginizdan da bir bardak su alabilir.

faydasindan öte, kabul etmenin gerektirdigi cesaretten ve
güvenden daha büyük bir deger var midir?

ve siz kim oluyorsunuz da, onlarin gögüslerini yirtarak
gururlarini korunmasizca ortaya seriyor, sonra da
onlarin degerlerini örtüsüz ve gururlarini
utanmasiz olarak degerlendiriyorsunuz?

önce kendinizi vermeye hak kazanmis ve
verme olayinda bir araci olarak görün.

çünkü gerçekte herseyi veren hayattir
ve siz kendinizi bir verici olarak belirlediginizde,
sadece bir tanik oldugunuzu unutuyorsunuz.

ve siz alicilar, ki hepiniz bu gruba dahilsiniz,ne kendinize
ne de size verene bir boyunduruk yüklememek için,
hiç bir minnet hissi tasimayin.

bunun yerine, armaganlari kanat yaparak,
verenle beraber yükselin;

çünkü borcunuzu gereginden fazla abartmak,
annesi özgür yürekli dünya,
babasi evren olan cömertlik olgusundan
süphe etmek demektir..."



almitra konuştu,
“bize
sevgiden bahset”
ve o müthiş sesiyle konuştu,
sevgi sizi çağırınca onu takip edin,
yolları sarp ve dik olsa da
ve kanatları açıldığında bırakın kendinizi
telekleri arasında saklı kılıç, sizi yaralasa da
ve sizinle konuştuğunda ona inanın
kuzey rüzgarının bir bahçeyi harap edişi gibi,
sesi tüm
hayallerinizi darmadağan etse de...
çünkü sevgi sizi yücelttiği gibi, çarmıha da gerer
sizi büyüttüğü ölçüde, budayabilir de...
en yükseklere uzanıp, güneşle titreşen en hassas dallarınızı okşasa da,
köklerinize de inecek ve onları saracaktır, toprağa tutunmaya çalıştıklarında...
mısır biçen dişliler gibi sizi kendine çeker, çıplak bırakana kadar döver, harmanlar;
kabuklarınızı, çöplerinizi ayıklar, eler...
bembeyaz olana kadar öğütür sizi; esnekleşene kadar yoğurur;
ve tanrı’nın ilahi sofrasına ekmek olasınız diye, sizi kendi kutsal ateşine savurur...
sevgi bütün bunları, kalbinizin sirlarini bulasiniz diye yapar...
ve bu biliş, hayatın kalbinin bir cüzzünü yaratır...
ancak
korkunun kıskacında, salt sevginin huzurunu ve hazzını ararsınız.
o zaman örtün çıplaklığınızı, ve sevginin
harman yerine adım atın...
adım atın, kahkahaların tümünün olmadığı,
sadece gülebileceğiniz mevsimsiz dünyaya,
ve ağlayın ama tüm gözyaşlarınızla değil...
sevgi hiçbirşey sunmaz, sadece kendisini...
hiçbirşey kabul etmez kendinde olandan gayrı...
sevgi sahip çıkmaz, sahiplenilmez de...
çünkü sevgi, sevgi için yeterlidir tümüyle...
sevdiğinizde “tanrı benim kalbimde” yerine,
şöyle diyin, “ben kalbindeyim tanrı’nın”
ve sanmayın yön verebilirsiniz sevginin akışına,
çünkü sevgi, yolunu kendi çizer, sizi değer bulduğunda...
sevgi birşey istemez tamamlanmaktan başka...
fakat seviyorsanız ve ihtiyaçların arzuları varsa,
bırakın bunlar sizinde arzularınız olsun...
erimek ve akmak, geceye şarkılar sunan bir dere misali...
şefkatin fazlasının verdiği acıyı bilip, kendi sevgi anlayışınla yaralanmak,
ve kanamak, yine de istek ve çoşkuyla...
şafak vakti kanatlanmış bir gönülle uyanmak,
ve bir sevgi gününe daha teşekkürle uzanmak...
sessizce çekilmek öğle vakti, sevginin vecdini duymak,
akşamın çöküşüyle de eve huzurla dönmek...
ve uyumak kalbinde
sevgiliye bir dua,
ve dudaklarında bir
şükür şarkısıyla...

ve bir kadin, "bize acidan bahset" dedi.

ve o cevap verdi:

"aciniz, anlayisinizi saklayan kabugun kirilisidir.

nasil bir meyvenin cekirdegi, kalbi gunes'i gorebilsin diye
kabugunu kirmak zorundaysa, siz de aciyi bilmelisiniz.

ve eger kalbinizi, yasaminizin gunluk mucizelerini
hayranlikla izlemek uzere acarsaniz,acinizin, nesenizden
hic de daha az harikulade olmadigini goreceksiniz;

ve kirlarinizin ustunden mevsimlerin gecisini kabul ettiginiz gibi,
ayni dogallikla, kalbinizin mevsimlerini de onayliyacaksiniz.

ve kederinizin kisini da, pencerenizden huzur icinde seyredeceksiniz.

acilarinizin cogu sizin tarafindan secilmistir.

aciniz, aslinda icinizdeki doktorun, hasta yaninizi
iyilestirmek icin sundugu "aci" ilactir.

doktorunuza guvenin ve verdigi ilaci sessizce ve sakince icin;

cunku size sert ve hasin de gelse, onun elleri
"gorulmeyen"in sefkatli elleri tarafindan yonlendirilir.

ve size ilaci sundugu kadeh dudaklarinizi yaksa da,
o'nun kutsal gozyaslariyla islanmis kilden yapilmistir."

halil gibran
Konuyu Paylaş:
  facebook  twitter  google  google
sana dilsiz,dudaksız sözler söyleyeceğim / bütün kulaklardan gizli sırlardan bahsedeceğim / bu sözleri sana, herkesin içinde söyleyeceğim / ama senden başka kimse duymayacak / kimse anlamayacak......

Çevrimdışı DiNoZoP

  • Site Kralı..!!
  • ************
  • İleti: 10458
  • Rep Puanı : 49291
  • Cinsiyet: Bay
    • albayrakFORUM
halil cibran....seçmeler
« Yanıtla #1 : Haziran 05, 2010, 06:30:02 ÖS »
tşkler gözdem

Seo4Smf Tagleri:
 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
1018 Gösterim
Son İleti Mayıs 16, 2007, 06:07:44 ÖS
Gönderen: DiNoZoP
1 Yanıt
199 Gösterim
Son İleti Eylül 20, 2007, 04:01:16 ÖS
Gönderen: parlak
0 Yanıt
285 Gösterim
Son İleti Haziran 24, 2007, 04:27:57 ÖS
Gönderen: albayrak
0 Yanıt
229 Gösterim
Son İleti Nisan 20, 2008, 12:44:42 ÖS
Gönderen: WorHal
2 Yanıt
188 Gösterim
Son İleti Temmuz 02, 2008, 06:40:22 ÖS
Gönderen: EzeL
2 Yanıt
251 Gösterim
Son İleti Eylül 25, 2008, 07:05:04 ÖS
Gönderen: SpEtSnAz
0 Yanıt
285 Gösterim
Son İleti Ekim 11, 2009, 10:39:48 ÖS
Gönderen: albayrak