Vallaha bırakmaz Üye Ol

Reklam / Sponsor

Gönderen Konu: Hükümran Senfoni Senaryo  (Okunma sayısı 182 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Fosil_Heart

  • Ziyaretçi
Hükümran Senfoni Senaryo
« : Ağustos 14, 2008, 06:06:34 ÖS »



Giriş:

“Kim bilir, belki de kurtuluşumuzun ışığı, ayrılığımızın karanlığında gizlidir…”
Gerio Sorena

Zsech-Liron, tek amacı gücüne güç katmak olan “güç dehalarının”, asıl amacı bilgelik olan “işkence dehalarına” karşı kazandıkları ve atrónun çarpıtılmasının kıtasal yıkım getirmesiyle sonuçlanan ilk zaferdi. Güç dehalarının kokuşmuş zihinlerine karşın bu Büyük Savaşın ağzını kapayan Üstün Irklar olmuştu.

Savaştan sonra, büyük uluslar teknolojide, atrónolojide ve ekonomide hızlı bir gelişme yarışına girmişlerdi. Ekonomi yarış federal dönemi tetiklemiş ve 3 büyük federasyon bu rüzgârla doğmuştu. Zsech-Liron’un kanlı hikâyesi işte bu geçmiş ile başlamak üzeredir. Bir kere daha, hükümran senfoni kendi gölgeli notalarını çalmak için hazırlanmaktaydı. Ne var ki, masumiyet bu kez sessiz kalmayacaktı. İşkence dehaları bu süreci çok yakından izliyordu; kendilerine ait çoktan unutulmuş inlerinde, sisler içinde...

Sorién’de, bütün karanlıklar günah ve tamah ile dolu değildir. Bazıları; en güçlü ışığı, karanlıktan bile sağ çıkabilecek kadar güçlü olanları saklamaktadır. Ve Hükümran Senfoni’de, hangi enstrüman olacağınıza siz karar vereceksiniz...

“Bir adam bir düşünceyi, bir düşünce bir inancı, bir inanç bir ulusu doğurur...”
Syroviojaron İmperió

Tam Senaryo:

Céiron, evrenimizde, bizden çok uzaklarda, Karanlık Yedi isimli galakside yer alan yaşam dolu bir gezegen... O, kendi güneş sisteminin göz bebeği, tanrıların gücünün serpintisi, elementlerin imparatoriçesi...

Sorién, Céiron gezegeninin en büyük kıtası, dev medeniyetlerin yuvası, teknolojinin, ilkelliğin, felsefenin, cehaletin, kılıcın ve göz yaşının yaşam alanı. O, kendi gezegeninin nuru, kadim tarihin doruğu, günahın ve masumiyetin sonsuzluğu...

Sorién kıtasının insan yerleşimcilerinin binlerce yıllık kayıtlı tarihlerinde hiç eksik olmayan savaşlar, insanın tükenmez tamahkarlığını ve ele geçirme arzusunu doyurmaya yetmemişti. Sonsuz rekabet, insanoğlunu geliştirdi, güçlendirdi... Medeniyetlerin yaratılmasına ve yıkılmasına, halkların kaynaşmasına ve kırılmasına, bilginin oluşturulmasına ve yok edilmesine, farklı ırklarla ittifak kurulmasına ve ihtilafa düşülmesine neden olan hep aynı olguydu: Hüküm aşkı.

Sorién kıtasının kısır döngüsü içindeki en kanlı zirve, Zsech-Liron olarak bilinen büyük savaşın patlak vermesiyle yaşandı. Milyonlarca insan öldü, kayboldu, sakat kaldı ya da sürgün edildi. İnsan ırkının kendi eliyle yarattığı bu en büyük yıkım, Sorién kıtasının haritasını değiştirecek kadar ses getirdi. Bu ses o kadar güçlü yankılanıyordu ki, ancak üstün ırkların müdahalesi ile dindirilebildi. Tufan susturulmuştu, ardında derin, kızgın ve sinsi bir karanlık bırakarak... Hala doymamış gölgeyi tohumlayarak...

Yaklaşık üç asır sahte sessizlik hayatta kaldı. Kılıçların çekildiği sahne, siyasetçilere ve tacirlere kaldı. İçten içte kaynayan nefret, ulusların birbirleriyle rekabetini körüklemeye devam ediyordu. Üstün ırkların müdahalesinden korkan büyük imparatorluklar birbirlerine açıkca savaş ilan edemedikçe, kendilerini ticari alanda rekabete verdiler. Bir taraftan da atrón denilen tanrısal gücü keşfetme ve anlama yarışı devam ediyordu. Atrón öylesine bir kudretti ki, Zsech-Liron’u o yaratmış, insanoğluna hayallerini süsleyen gücü bahşetmiş, öte yandan yıkımın olduğu kadar yaratımın da eli olabileceğini ispatlamıştı.

Rekabette geride kalan ülkeler, kendilerini güvene almak için birbirleri arasında ittifak kurmaya başladılar. Federasyonlar, çıkarları ortak ülkelerin birbirine yaklaşmasıyla doğdu. Artık kıta büyük siyasi parçalara bölünmüştü. Sorién, her biri üstün güç olan pek çok devletin baskısı altında idare ediliyordu.

İşte böyle bir havanın hüküm sürdüğü kıtada, zoraki bir şekilde oynanan bu tiyatronun bozulması iki olgunun tetiklenmesine bağlıydı. Birincisi, “soğuk savaşta” geride kalmaya başlayan federasyonların tozlu ama hala keskin olan kılıçlarına davranmaları... İkincisi ise, Zsech-Liron’dan beri insanları savaşmaktan alıkoyan üstün ırkların korkusunun silinmeye başlaması. Sonuncusu çoktan olmuş, insanlık yaşananları artık masal adleder olmuştu. Peki ilki unsur gerçekleşecek miydi?

Modern Tarih 698 yılında, Doğu Sorién’in en güçlü iki devletinin sınırları çoğu kimsenin hiç beklemediği bir olayla sarsıldı. Pyroñom Şarlığı, ki büyük göç sırasında Zsech-Liron’u başlatan onlardı, Galljan İmparatorluğu tarafından saldırıya uğramıştı. Galonlar, üç buçuk asır önce imparatorluklarının önemli bir kısmını Pyrokalara kaptırmışlardı. Zsech-Liron onların topraklarında olmuş bir savaştı ve en büyük zararı onlar görmüştü. Ne var ki intikamlarını almak için çok uzun süre beklemeleri gerekmişti. Nihayet, vurma sırası onlardaydı.

Galonlar, Pyroñom Şarlığı’nın kuzey sınırındaki en stratejik şehre, Sandavera’ya giden dev bir tünel kazmışlardı. 30 yıllık bu çalışma sırasında Galonların müttefik ırkı olan tjonlar, atrón dehalarının bir ürünü olan düşünce mimarisi sayesinde imkansız denilen bu inşaatı mümkün kılmıştı. Tünel sayesinde düşman şehrinin ortasında büyük bir delik açılmış, şehir kolayca ele geçirilmişti. Aslında Pyrokaların Sandavera-Skajerio hattı dedikleri ve Galljan İmparatorluğu’nu gözleyen ve sınırı koruyan, oldukça gelişmiş bir savunma blokları vardı. Ne var ki tünel bu hattı tamamen işlevsiz bırakmış, böyle bir saldırıyı beklemeyen Pyrokaları hem gafil avlamış, hem de Sandavera-Skajerio hattına güvenerek savunma önlemlerini sıkı tutmayan pek çok şehri Galonların merhametine bırakmıştı.

Galonlar bir kaç ay içinde Pyrokaların Sandavera eyaletini oluşturan dört şehri ele geçirdiler. Sandillion ve Lymbeva kolay fethedildi, Asiyæ ise vere ile teslim oldu.

Galonların bu saldırısı yüzyıllar süren sessizliği bozmuştu. Asıl şok, bu saldırının büyük bir planın ilk parçası olmasıydı. Galljan ve Asnaigorn İmparatorlukları, Unfarah isimli federasyonun üyeleriydiler. Unfarah Federasyonu’nun en büyük rakibi olan Aetia Federasyonu ise Pyroñom Şarlığı’ndan ve Daehrün Sultanlığı’ndan oluşuyordu. Federasyonların yapısı gereği, bir ülke herhangi bir ülkenin saldırısına uğrarsa, federasyonun diğer üyeleri istilacıya savaş ilan etmek zorundaydı. Galonların saldırısı mecburen federal bir savaşı tetikleyecekti. Bunun için tek gereken, Daehronların Galljan İmparatorluğu’na savaş ilan etmesiydi. Buna gerek kalmadı...

Asnaigorn İmparatorluğu, Galonların Sandavera’yı ele geçirmesinden bir kaç hafta sonra Daehrün Sultanlığı’na saldırdı. Asnailer, Kalaks ve Arabaran şehirlerinden yola çıkan iki büyük orduyla Daehronların Sio’orin ve Antiva şehirlerini ele geçirdiler. Takip eden iki ay içinde Pleon ve Parin şehirleri de düştü. Ne var ki Daehronlar, istilacıları Rakazan isimli şehirde; bölgenin sarp yapısı, sıcak geçen yaz ayının kazanımları ve yorulmuş Asnailerin etkisizleşmeye başlaması sayesinde, durdurdular. İşin aslı, Daehronlar Asnaileri çok daha önce durdurabilirlerdi. Leikalardan (Büyük bölümü Asnaigorn İmparatorluğu’nda yaşayan bir azınlık halkı) gelen istihbaratlara inanmamış ve Asnailerin saldıracaklarına ihtimal vermemişlerdi. Bu hata onlara çok pahalıya malolmuştu.

MT 698 yılı, üç buçuk asırlık suskunluktan sonra, insanlık tarihindeki en büyük cepheye sahip savaşının başladığı yıl olmuştu. Unfarah Federasyonu, Aetia Federasyonu’na hiç bir uyarıda bulunmadan ve gerekçe göstermeksizin saldırmış, tüm üye ülkeler direkt olarak savaşa girmişlerdi. Kıtanın üçüncü büyük federasyonu olan Güney Sorién Federasyonu, şimdilik, savaştan uzaktı.

Bu yılın sonuna doğru Galonlar oldukça cesur bir hamle ile ele geçirdikleri Sandavera şehrinden yola çıkan bir orduyu, Vask Gölü’nü geçerek, Skajerio şehrine gönderdiler. Skajerio’ya baskın yapan ordu, kale kapılarının son anda kapatılması ile muzaffer oladı. Yine de şehir kuşatma altına alındı. Pyrokalar için işler her geçen gün kötüleşmekteydi.

Bastıran kış saldırganları durdurmuştu. Asnailer Raikazad’a üç başarısız saldırı yapmış, Galonlar ise Skajerio’ya bir büyük saldırı gerçekleştirmiş ancak başarılı olamamıştı. Bu arada Pyrokaların iki kez kuşatmayı kaldırma girişimleri sonuçsuz kaldı.

Kışın en sert günlerinde, yoğun kar yağışının cesetlerle birlikte savaşları da örttüğü bir dönemde, Pyrokalar için çok önemli gelişmeler yaşanıyordu. Asiyæ şehrini düşmana vere ile teslim eden vali, bizzat Şarzade Kholen tarafından ihanet ile suçlanarak adalet konseyinin önüne getirildi. Kholen, valinin idamını istiyordu. Konsey, kararı şara bıraktı, şar ise valiyi affetti. Uzun zamandır babasını fazla çekingen olmakla itham eden şarzade ve ona yakın bazı generaller, liderlerinin af kararıyla çılgına döndüler. Şar Riórion iyi bir yöneticiydi, ancak ne kadar iyi bir asker olduğu pek çokları tarafından tartışılıyordu.

Bir yıl sonra, havaların ısınmasıyla Pyrokalar karşı saldırıya geçmek için ilk hamleyi yapan taraf oldular. Şar Riórion’un komutasındaki birleşik ordu, Sandillion’u geri almak için Paidom’a hareket etti. Paidom’da konaklayan ordu burada çok vakit kaybedince, Galonların onların varlığını öğrenmesi kaçınılmaz oldu. Şarzade Kholen, babasından haftalar önce hareket izni istemiş, ancak babası buna izin vermemişti. Ne var ki kaybedilen sadece sürpriz etkisi yaratacak bir baskın şansı olmayacaktı. Galonlar, şar ile şarzade arasında iyice ortaya çıkan yönetim kargaşasından faydalanmak için hemen saldırdılar. Paidom başarıyla savunulmasına rağmen, çok asker kaybedildi. Şar geriye kalan ordunun Sandillion’u ele geçiremeyeceğine kanaat edince, Pyrokalar tekrar başkentlerine dönmek zorunda kaldılar.

Kholen geri çekilmeye de karşıydı. Babasını ikna edemediyse de, Skajerio’ya geçerek kuşatmayı kaldırmak için izin almayı başardı. Şar oğlunu daha fazla zorlamamak için, gönülsüzce de olsa, ordusunun bir kısmını onun komutasına vererek Skajerio’yu kurtarmaya çalışmasına izin verdi. Küçük bir ordu ile Skajerio kuşatmacılarına saldıran Kholen, dev atrón gücünü ilk kez cömertçe sergilemiş ve askeri dehası sayesinde Galonları perişan etmişti. Skajerio kurtarıldığı gibi, genç Kholen tüm generaller arasında büyük bir şöhrete de kavuşmuştu.

Yerel halk Kholen’i kurtarıcı olarak karşılamıştı. Aslında o, Skajerio’yu kurtararak asıl emeline ulaşmak için uygulayacağı büyük planın en önemli ayağını gerçekleştirecek zemini hazırlamıştı. Pek çok general ile burada görüştü ve bir darbe planı hazırladı. Daha doğrusu, zaten kafasında olan planı komutanlarına aktardı. Çoğu ona katıldı, diğerleri “talihsizlik sonucu şehit oldular”. Kholen’in görüştükleri komutanlar arasında en çok ilgisini çeken, Jalas’tan gelip Pyrokaların savaşına gönüllü olarak katılmış ve kısa zamanda büyük ün kazanmış Syroviojaron İmperió oldu. Jalas’taki yönetici hanedandan geliyor olması kadar, ana ordunun Paidom’dan ayrılmasından sonra Galonların başlattıkları karşı saldırıya kahramanca direnişiyle de dikkatleri üzerine çekmişti.

Kholen, Syron’u kendi emrine aldırdı ve babasından da onay alarak, onu Paidom savunmasının başına getirdi. Rütbesini de albaylığa çıkartarak, onu onurlandırdı. Syron’a bu kadar iltifat etmesi pek çok subay tarafından eleştirildi, lakin şarzade ona güvenmekte haklı çıkacak, Syron 699 güzü ve kışı boyunca Galonları başarıyla şehirden uzak tutmayı başaracaktır. Aynı şekilde Kholen’de kendi ordusuyla Skajerio hattını tutmayı başarınca, Galonların ilerleyişi durdurulmuş oldu.

O yılın kışı yine çok sert geçti. Kholen ve maiyetindeki pek çok subay ile büyük bir ordu grubu, gizlice Skajerio’dan ayrılarak başkente döndüler. Başkente ulaştıktan kısa bir süre sonra Syron’u da çağırdılar. Syron Paidom’u bırakmak istemedi, çünkü ajanları Galonların yeniden saldırmaya hazırlandığını bildirmekteydi. Yine de şarzadenin emrine uymak zorunda kaldı. Böylece Syron, hayatında ilk defa başkent Pyrok’u görecekti. Işıkların şehrini, insanlığın harikasını, yeryüzündeki cenneti...

Syron’un “yer yüzündeki cennetin” hemen altında, gizli bir yeraltı şehrinde, tüm kıtanın geleceğini değiştirecek bir oluşumun geliştiğini öğrenmesi uzun sürmedi. Bizzat Kholen tarafından “Şarika” ile tanıştırdı. Şarika, Pyrok’un altına inşa edilmiş minyatür bir şehirdi ve Syron’un hayatında hiç görmediği teknolojilerin geliştirildiği, adeta patlamak üzere olan bir volkan gibi öfkeli bir uykuda bulunan, lavlarını püskürtmek için efendisinin dudaklarından çıkacak bir çift lafı bekleyen, hayranlık uyandırıcı bir yapıydı.

Bir kaç hafta sonra, 700 yılının ilk günlerinde, Pyrokalar yeni yılı kutlarken iki kötü haber geldi. Galonlar, devasa bir ordu ile Paidom’a saldırmış ve şehir düşmüştü. Akabinde, Skajerio’ya saldırılmış ve Skajerio kolayca fethedilmişti. Böylece güney hattı açılmış, Galonların tüm Pyroñom’u istila etmesi için hiç bir engel kalmamıştı. Daha korkunç olanı, Paidom’un düşmesi ile başkent Pyrok’un tüm doğu kanadı istilaya açılmıştı. Işıkların şehri tarihinde ilk defa yıkımın korkusunu hissetmeye başlamıştı.
Halk panikteydi. Galonlar, kendilerine uzun süre dayanan Paidom halkını büyük bir öfkeyle kılıçtan geçirmiş, yakmış, canlı canlı derilerini yüzmüş ve daha pek çok korkunç şekilde öldürmüştü. Kadınlara neler yaptıklarını kelimelerle ifade etmek bile olanaksızdı. Korkmuş halk, büyük bir ümitsizlikle Pyrok Sarayının kapılarına dayanmış, şardan orduyu toplayarak Galonları ülkeden atması konusunda zorlamaya çalışmaktaydı.

Gelgelelim Şar Riórion de en az halkı kadar paniklemişti. Paidom’u alan ordu, sadece üç hafta içinde tekrar harekete geçmiş ve Şandiar Dağlarına dayanmıştı. Artık Pyrok’a bir kaç haftalık mesafedeydiler. Şar ise, ordusunun büyük kısmını kaybettiği için, ayrıca cesareti de kırılmış olduğundan, bir türlü karşı saldırıya geçemiyor, şehirde kalıp savunmaya geçmeyi düşünüyordu.

Kholen tüm bu olanları kendi lehine kullanmayı başardı. Halkın içine yaydığı çığırtkanlar ile şarı kötülüyor, halkı ona karşı dolduruyordu. Şar kendi oğlunun bu faaliyetleri örgütlediğini öğrendikten kısa süre sonra, öz oğlunun onu öldürmeye geldiğini haber aldı. Kholen, şarın odasına varmadan kısa bir süre önce, Şar Riórion ve sadık eşi intihar ettiler. Böylece Kholen, 700 yılının ilk baharının başlarında tahta geçti. Halk yeni şarını memnuniyetle karşıladı, ancak vakit kutlama vakti değildi.

Şar Kholen, ilk iş olarak Şarika’daki gizli ordusunun bir kısmını kullanarak Pyrok’a yaklaşan orduyu geri püskürttü. Eş zamanlı olarak, ilk Zsech-Liron’dan sonra lağvedilmiş lakin Şarika şehrinde gizlice yeniden yapılandırılmış kara akrep taburlarıyla desteklediği küçük, ancak etkili bir orduyu Syron’un emrine verdi. Syron inanılmaz bir hızla Skajerio’ya varmış ve gafil avladığı Galonları tamamen kılıçtan geçirerek, büyük bir katliam yapmak pahasına olsa da, Skajerio’yu kurtarmıştı.

Peki Şar Kholen’in bir sonraki hedefi neresi olacaktı? Kholen’in büyük planları vardı. Amacı sadece ülkesini kurtarmak olmayacaktı. Onun büyük planları vardı...

Batıda, Daehronlar ile Asnailer arasındaki savaş ise dengeli gidiyordu. Artık sürpriz saldırıların, gafil avlamaların ve şaşırtmaların zamanı geçmişti. Şimdi kıtanın bu dev iki federasyonu, neyin ne olduğunu iyice idrak etmiş olarak, birbirlerinden hiç olmadığı kadar nefret ederken, halkları öfkeyle yanıp tutuşurken, tüm güçlerini birbirlerinin kabusu olmak için kullanacaklardı. İki tarafın da bilmediği şey, her biri birbirinden kudretli ve şanlı bu imparatorlukların aslında savaşa daha yeni başladıklarıydı.

Hüküm senfonisi bir kez daha orkestrasını sahneye davet ediyordu. Bu konserin dinleyicisi yoktu. Herkes ona katılmak zorundaydı. Bir kez başladığı zaman, durdurulması imkansızdı. Ve işte fitil çoktan ateşlenmiş, günahkar beste çoktan usul usul notalarını çalmaya başlamıştı. İstilalar başlayacak, saldıranlar ve savunanlar çarpışacak, ordular zenginlik için, yağma için, intikam için, din için, vatan için, onun için, bunun için, gücün o an uygun gördüğü herhangi bir kılıf için kılıçlarını kanla beslemeyecek, bir tek masumiyet susacaktı. İkinci Zsech-Liron tufanı yaklaşırken, bir tek göz yaşı dehaları sessiz kalacaktı. Yoksa?

Hayır... Bu sefer, vardı masumiyetin de söyleyecek bir sözü. Hükümran Senfoni’nin yürekleri çiğneyen müziğinde, vardı masumiyetin de bir özü...

Büyük Savaşın Başlamasına Kısa bir Süre Kala, İktidarı Ele Geçirmiş Yeni Şar Kholen ile Albay Syron’un Karşılaşması Nasıl Oldu?

Konuyu Paylaş:
  facebook  twitter  google  google

Seo4Smf Tagleri:
 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
689 Gösterim
Son İleti Ocak 11, 2007, 01:03:40 ÖÖ
Gönderen: albayrak
1 Yanıt
282 Gösterim
Son İleti Aralık 19, 2007, 01:30:24 ÖÖ
Gönderen: kralcarsi1903
3 Yanıt
261 Gösterim
Son İleti Mayıs 16, 2008, 05:04:57 ÖS
Gönderen: TonyMontana
3 Yanıt
233 Gösterim
Son İleti Ağustos 14, 2008, 06:35:33 ÖS
Gönderen: Fosil_Heart
0 Yanıt
202 Gösterim
Son İleti Kasım 22, 2008, 01:45:32 ÖÖ
Gönderen: Fosil_Heart
0 Yanıt
273 Gösterim
Son İleti Kasım 07, 2009, 05:04:43 ÖS
Gönderen: REKLAM YAZARI