Vallaha bırakmaz Üye Ol

Reklam / Sponsor

Gönderen Konu: Kainat ve İçindeki Varlıklar Niçin Yaratılmıştır?  (Okunma sayısı 193 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı DiNoZoP

  • Site Kralı..!!
  • ************
  • İleti: 10458
  • Rep Puanı : 49291
  • Cinsiyet: Bay
    • albayrakFORUM
Kainat ve İçindeki Varlıklar Niçin Yaratılmıştır?
« : Ağustos 24, 2010, 10:44:49 ÖÖ »



Kainat ve içindeki varlıklar niçin yaratılmıştır?



Birsan’atkârın, vücuda getirdiği eserini, her şeyden önce kendisinindefalarca seyredeceği muhakkaktır. San’atının güzelliğiyle o, bundaniftihar duyacaktır. Ayrıca yaptığı bu eserini, san’attan anlayanlara dagöstererek, onların hayret ve takdirlerini toplamak ve kendisini onlarabeğendirmek arzu edecektir. Hattâ bu istek ve arzusunu gidermek için,bazen, bir sergi de açacaktır. Bu hal, istisnasız bütün san’atkârlarda,meziyet ve hüner sahiplerinde vardır.

Kâinatınve içindeki varlıkların yaratılış hikmetine bu küllî kanun ışığındabakabiliriz. Zira Cenâb-ı Hak da, kendisinde bulunan güzel sıfatlarınıve bu sıfatların tecellilerini; “esmâ-i hüsna” tabir edilen güzelisimlerinin cilvelerini, gizli ve nihayetsiz rahmet hazinelerini,çeşitli eserlerinde hem bizzat kendisi görmek ve seyretmek, hem debaşkalarına göstermek ve tanıttırmak, sevdirip övdürmek istemiştir. Busebeple de bu ihtişamlı kâinat sarayını, bu geniş ve büyük âlemi-içindeki seyirci mahlukatla birlikte sonsuz kudret ve hikmetiyleyaratmıştır.

Bu gaye ve hikmete, bir hadis-i kudside de şöyle işaret edilmektedir:

“Bengizli bir hazine idim. Bilinmek, tanınmak istedim, bu sebeple de benitanımaları, gizli güzelliklerimi bilmeleri için varlıkları yarattım.”(Bkz: el-Aclûnî, Keşfü’1-Hafâ, II, 132 (2016. hadîs); İşâratü’l-i’câz,4; İsmail Hakkı Bursevî, Kenz-i Mahfî, II, 3.)

Muhyiddin-i Arabî, bu kudsî hadîsi “Mahlûkatı yarattım ki, bana ayna olsun ve o aynada güzelliğimi göreyim” mealinde tefsir etmiştir. (İşâratü’l-i’câz)

Bir âyet-i kerimede ise, insanların yaratılış gayeleri hususunda şöyle buyurulmaktadır:

“Ben insanları ve cinleri, ancak beni tanıyıp ibadet etsinler diye yarattım”. (ez-Zariyât, 56.)

Ayet-i kerimede geçen “Liya’budûnî” yani “bana ibadet etmeleri için” kelimesine İbn-i Abbas Hazretleri, “liya’rifûni” yani “beni tanımaları, bilmeleri, iman etmeleri için” mânâsını vermiştir. (Bkz: el-Aclûnî, Keşfü’1-Hafâ, II, 132)

İbn-iAbbas’ın bu tefsiri, yukarıdaki kudsî hadîsin anlamını te’yidetmektedir. Bu hadîs ve âyetten, kâinatın ve içinde bulunan mahlûkatınve özellikle de insanın yaratılışındaki hikmet ve gayenin; Allah’ı îman ile tanımak; O’na ibadet etmekle, tanıyıp itaat ettiğini ve sevdiğini bildirmek olduğu açıkça anlaşılmaktadır.

Kur’an’a göre göklerin ve yerin yaratılışı nasıl olmuştur?

Kur’ân-ı Kerîm’de, göklerin ve yerin altı günde,(1) dünyamızın ise iki günde yaratıldığı (Fussilet, 9) ifade buyrulmaktadır.

Bazıkimselerin, kâinatın milyonlarca yılda meydana geldiğini ileri sürerek,Kur’an’ın bu hükmünü tenkid etmeye kalkıştıkları görülmektedir.Halbuki, bu âyetlerde “Gün” diye bahsedilen zaman süresi, yirmidört saat süren dünya günü değildir. Yirmi dört saatlik gün mefhumu,insanların dünyamızın kendi etrafında bir kere dönüşünü esas alaraktespit ettikleri bir zaman birimidir. Halbuki gökyüzünde kendi eksenietrafında dönüşünü binlerce senede ancak tamamlayabilen yıldızlarvardır. O yıldızların bir günü, yani, kendi etraflarında bir keredönmeleri, dünya günüyle binlerce senedir. Kur’an’da bizim günümüzle“bin” ve hattâ “elli bin” seneye denk olan günlerden bahsedilmektedir.Yine Kur’an’da meleklerin, böyle dünya günü ile elli bin sene süren birgünlük süre içinde Allah’a uruc ettikleri (yükseldikleri)anlatılmaktadır. (el-Hac, 16; es-Secde, 5; el-Meâric, 4)

Şuhalde, yer ve göğün yaratılışı ile ilgili âyetlerde geçen “gün” tabiri,müddetini ancak Allah’ın bildiği bir “DEVİR” ve “SAFHA” mânâsındadır.Yani, Allah gökleri ve yeri “ALTI DEVİR” de, 6 ayrı safhadayaratmıştır. Dünyamız ise “İKİ SAFHA”da teşekkül edip bugünkü şeklinialmıştır. (2)

Şimdi âyetlerin ve ilmin ışığı altında bu yaratılış safhalarına bir göz atalım:

Cenâb-ı Hak, ilk önce, su gibi akıcı olan ve kâinatın her tarafını kuşatmış bulunan “esir” denen bir maddeyi yaratmıştır. Gökler ve yer de bu esir maddesinden yaratılmıştır. (3) Şöyle ki:

“Semâvat ve arz birbiriyle yapışıktı. Sonra onları birbirinden ayırdık." (el-Enbiyâ, 31)mealindeki âyetin işaret ettiği ve müsbet ilmin de tasdik ettiği gibi,güneş sistemi ile dünyamız, Cenâb-ı Hakk’ın kudretiyle esir maddesindenyoğrulmuş bir hamur şeklinde birbirine bitişik idi. Esir maddesi, diğermaddelere nazaran su gibi akıcı bir özelliğe sahip ve her yere nüfuzetme kabiliyetinde olan bir maddedir. (Ve kâne arşuhu ale’l-mâi)ayeti bu esir maddesine işaret etmektedir ki, “Cenâb-ı Hakk’ın Arş’ı,akıcılık ve nüfuz kabiliyeti sebebiyle, bir nevi su hükmünde olan buesir maddesi üzerinde idi” demektir.

Esirmaddesi, hiçten yaratıldıktan sonra, Cenâb-ı Hakk’ın, çeşitliicatlarına ilk ve temel madde olmuştur. Yani, yüce Allah esir maddesiniyarattıktan sonra, onu atomlar haline getirmiştir. Sonra bu atomlarıgaz ve sıvı kütleler halinde birbirinden ayırarak bir kısmınıkesifleştirmiştir. İlk katılaşıp yoğunlaşan kütle de dünyamız olmuştur.

Böylece, gökyüzündeki yıldız ve gezegenler, uzun müddet, önce gaz, sonra likit bir ateş kütlesi halinde kaldığı halde, (4) yeryüzühepsinden evvel yoğunlaşıp katılaşıp acele kabuk bağla***** hayatamenşe’ olmuştur. Bu itibarla, dünyamızın yaratılışı ve teşekkülü;göklerden ve diğer gezegenlerden evvel olmuştur. (5)

Fakatyeryüzünün yayılıp düzenlenmesi ve üstünde insan neslinin yaşamasınaelverişli hale gelmesi ise; semâvatın tam olarak teşekkülünden, yayılıptanziminden sonradır. “Arzı da semâvatın tesviye ve tanziminin ardından (elips şeklinde) yayıp düzenledi” (6) mealindeki âyet-i kerîme bu hususu ifade etmektedir.

“Yer ile gök birbirlerine yapışık idiler, sonra biz onları birbirinden ayırdık." (el-Enbiyâ, 31)mealindeki âyetin ifadesinden de, yaratılışın başlangıcında yerin vegöklerin beraber oldukları; sonra birbirlerinden ayrıldıklarıanlaşılmaktadır. Böylece bu üç hüküm arasındaki, görünüşteki zıtlıkgiderilmiş olur. (7)

1- Hud, 7
2- Bu hususta tafsilâtlı bilgi için bkz, M. Kırkıncı, Hikmet Pırıltıları, S. 241-244
3-Bk: İşâratü’l-İ’câz, s. 238-239... Esir maddesi hk. geniş ’bilgi içinbk: a.g.e., s. 239-240; Lem’alar, s. 60, 61, 323; Zafer dergisi,sayı:15, s. 7; Bilim ve Teknik, sayı: 112, s. 6
4-Fussilet, ll’de “sonra semaya yöneldi; o, yani sema, duman (buhar, gaz)halinde idi.” denilmektedir ki, semâvatın teşekkülünden evvel gazhalinde olduğuna işaret edilmektedir.
5- Bakara sûresinin 29.âyetinde, dünyamızın teşekkülünün semâvatın teşekkülünden önce olduğuna işaret edilmektedir.
6-en-Nâziat, 30. Yeryüzü, insanın yaratılışından çok önce hayata menşe’olmuştu. Bitkiler ve hayvanlar, insandan önce yaratılmış, yeryüzününilk canlıları idiler. İlmî kazılar bu hususu artık ispatlamıştır.
7-İşâratü’l-İ’câz, 238-239. Bu üç hüküm: Birincisi, arzın semâvattanevvel yaratıldığı; ikincisi, semâvatın arzdan önce teşekkül ettiği;üçüncüsü de, arz ve semanın başlangıçta birbirine yapışık olup sonradanbirbirlerinden ayrıldıkları hususudur. Yukardaki izahattan, her biribir âyete dayanan üç hükmün de doğru olduğu, birbirini nakzeden birdurum bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Konuyu Paylaş:
  facebook  twitter  google  google

Seo4Smf Tagleri:
 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
420 Gösterim
Son İleti Mayıs 20, 2007, 10:57:58 ÖS
Gönderen: albayrak
6 Yanıt
344 Gösterim
Son İleti Şubat 01, 2008, 03:46:20 ÖS
Gönderen: hırçın
0 Yanıt
153 Gösterim
Son İleti Mart 09, 2008, 05:07:41 ÖS
Gönderen: albayrak
0 Yanıt
163 Gösterim
Son İleti Nisan 03, 2008, 10:17:47 ÖÖ
Gönderen: WorHal
1 Yanıt
213 Gösterim
Son İleti Nisan 28, 2008, 10:27:17 ÖÖ
Gönderen: albayrak
0 Yanıt
222 Gösterim
Son İleti Nisan 28, 2008, 09:46:58 ÖÖ
Gönderen: WorHal
0 Yanıt
123 Gösterim
Son İleti Nisan 30, 2008, 11:49:11 ÖS
Gönderen: Fosil_Heart
1 Yanıt
173 Gösterim
Son İleti Ağustos 12, 2008, 05:44:59 ÖS
Gönderen: SanZaLiZe
0 Yanıt
328 Gösterim
Son İleti Şubat 07, 2010, 08:00:26 ÖS
Gönderen: Negentropy
0 Yanıt
28 Gösterim
Son İleti Eylül 30, 2011, 08:20:53 ÖS
Gönderen: linus