KUTUPLARDA YAŞAM
KUZEY KUTUP BÖLGESİ - ARKTİKA
Matematiksel bir belirlemeye göre kutup bölgeleri kutup dönencelerininaltında ve üstünde kalan (ve her biri 21,2 milyon km² büyüklüğündeolan) yerler olarak tanımlanıyor. Bir adını da Eski Yunanca’da “ayı”anlamına gelen arktos sözcüğünden alan Kuzey Kutup Bölgesi toplam 27milyon km²’lik bir alana yayılır. Bunun 9 milyon km’si kara, gerikalanı denizdir.
Sularla çevrili büyük bir kara parçası olan Antarktika’nın tersine,Kuzey Kutbu kısmen karalarla çevrili bir okyanustan oluşur. Akdeniz’inyaklaşık beş katı genişliğindeki Kuzey Buz Denizi, kalınlığı yer yer 30metreyi bulan ve suyun üzerinde yüzen buzlarla kaplıdır. Akıntılar verüzgâr bu buz kütlelerine büyük bir basınç yapar. Bu basınçla, bazen,yüksekliği 15 metreyi bulan buz kütleleri yerinden fırlayabilir. Başkayerlerde de buz çatlar ve birbirinden ayrılır. Suda yüzen bu buzkütleleri düz ve kaygan değildir, rüzgârların üst üste yığdığı kartepecikleriyle kaplıdır. Bankizlerin (yüzer buzlar) kenarları yazboyunca kırılır ve böylece sağlam gövdeli gemiler kendilerine kısa biryol açabilir.
Kuzey Kutbu’na ilk olarak 1909’da buzlar üzerinde köpekleriyle yolculukeden ABD’li Robert Edwin Peary’nin ulaştığı sanılmaktadır. Daha sonraSSCB araştırma ekipleri buz üzerinde kamp kurarak kutup bölgesindeçalışmalar yaptı. ABD’nin nükleer denizaltısı Nautilus 1958’de buzlarınaltından Kuzey Buz Denizi’ni aşarken, yolu üzerindeki Kuzey Kutbu’ndanda geçti.1969’da Wally Herbert önderliğindeki bir İngiliz keşif heyeti,Alaska’dan Spitzberg’e (bugün Svalbard) buzlar üzerinden giden ilk ekipoldu. Kuzey Kutbu’na denizden giderek varan ilk gemi SSCB’nin nükleerbuzkıranı Arktika’ydı(1977).
Kuzey Buz Denizi’nin bir yakasında Grönland, Kanada ve Alaska, öbüryakasında SSCB ve İskandinavya yer alır. Bu deniz, Bering Boğazı ileBering Denizi’ne ve Büyük Okyanus’a açılır. Atlas Okyanusu’na ise dahageniş bir açıklıktan geçilir. Grönland ile Kanada anakarası arasındaBaffin Adası ile birçok küçük ada bulunur. İzlanda ise, gerçek KuzeyKutup Bölgesi’nin hemen dışında yer alır.
Kuzey Kutup Bölgesi’nin toprakları çoğunlukla, bozkır ya da tundradır.Bölgede 1000’den fazla değişik bitki bulunur. Burada uzun yazgünlerinde çok hızlı büyüyen yüzerce değişik çiçek yetişir. Kuzey KutupBölgesi’ndeki bitkilerin tümü başka soğuk dağlık bölgelerde yetişenlergibi bodur değildir. Bölgenin yaklaşık beşte birini ot yetişmeyençıplak dağlar kaplar.
Binlerce yıl önce Kuzey Kutup Bölgesi’nde toprak alanlar bugünkündendaha genişti. Bu, o dönemde karaların daha yüksek ya da deniz yüzeyinindaha düşük oluşuna bağlanabilir. İklim de daha ılımandı. Bazı yerlerdeyoğun bir bitki örtüsü vardı ve bu bitkilerin bir bölümü tropikbölgelerdekileri andırıyordu. Bu zengin bitki örtüsü toprakaltındakalarak zamanla kömüre dönüştü. Bugün dağlar, özellikle Grönland ,bütün yıl boyunca karla örtülüdür. Tundra bölgeleri ise kışın ince birkar tabakasıyla kaplanır. Çoğu yerlerde toprak yüzeyinin hemen altısürekli donmuş olarak kalır. Toprağın sualtında kalmadığı, çok soğukolmayan bölgelerde tahıl ve sebze yetiştirilebildiği gibi hayvan daotlatılabilir.
Kuzey Kutup Bölgesi’nde, kömür, bakır, nikel, kalay, elmas, altın vepetrol gibi değerli madenler vardır. Alaska, Sibirya ve Kanada’nınkuzeyinde zengin petrol yatakları bulunur. Ama boru hatlarını çevreyezarar vermeyecek biçimde döşemek zorunlu olduğu için petrol ve gaztaşımacılığı pahalıdır.
İklim
Güneşin altı ay boyunca hiç doğmadığı Kuzey Kutbu bu süre içerisindesürekli karanlıktır. Öbür altı ayda ise, güneş hiç batmaz ve yazın,gece yarısı bile kitap okunabilir. Kutup Bölgesi’nde güneşin doğuşu vebatışı çok yavaştır. Alacakaranlık uzun bir süreye yayılır. Süreklikaranlık ve sürekli aydınlık dönemler güneye inildikçe kısalır.
Burada en sıcak ayda bile deniz suyu sıcaklığı +10° C’nin üstüneçıkmaz. Arktik kara ve deniz iklimlerinin egemen olduğu bölgede yağışazdır, yılda 100 mm ile 500 mm arasında değişir. Kuru rüzgarlar ve sis,düşük sıcaklık (Grönland’da şubat ortalaması -40° C), sıcaklığınmevsimlere göre büyük değişkenlik göstermesi (+15° C ile -40° C) bubölgenin iklim özellikleri arasındadır. 23 Eylül ile 21 Mart arasındaGüneş’in hiç doğmadığı kış kutup gecesi, yılın geri kalan bölümündeise, hiç batmadığı kutup gündüzü yaşanır.
Sıcaklığın çok düşük olmasına karşın, kutup bölgelerinin de en aztropik bölgeler kadar güneş enerjisi aldığı unutulmamalıdır. Karabitkileri buna, çok hızlı ve karmaşık bir büyüme biçimi benimseyerekuyum sağlamıştır. Denizlerde ise yüksek oksijen ve zengin besin maddesinedeniyle, bir de 0 derece dolayındaki deniz suyu sıcaklığı fazladeğişmediği için plankton ve balık çok boldur.
Yaşamın denizlerdeki bu zenginliğine karşın, az sayıdaki buzsuz kıyıbölgesinde oldukça sınırlı olduğu gözlenir. Bitki örtüsü tundralaraözgü yosunlardan, likenlerden, ardıç ağaçlarından ve cüce akkayınlardan oluşur. Temmuz sıcaklığı 6° C’nin altına düşerse bunlar dayerlerini buz çölüne bırakırlar. Zemin 600 m derinliğe kadar donmuşdurumdadır ve yazın ancak yüzeyden 10-200 m arasında bir derinliğekadar çözülür. Donmuş zeminin altında bulunan çamur katmanı aşağı doğruakar ve her türlü inşaat çalışmasını çok zorlaştırır.
Sanılanın tersine dünyanın en soğuk bölgeleri her zaman Kuzey KutupDairesi içinde bulunmaz. Sibirya’da, kutup dairesinin güneyindeki biryerde sıcaklık bazen -67C’ ye kadar düşer. Kuzey Kutbu’nda ortalamasıcaklık -23 dolayındadır. Oysa ABD’nin bazı yerleşim yerlerinde kışdaha soğuk geçer.
Kuzey Kutup Bölgesi’nde yazlar da oldukça sıcak geçebilir. Sıcaklığıngölgede 38C’ ye ulaştığı görülmüştür. Denizden esen soğuk rüzgârlardankorunan kuytu yerlerde sıcaklık sık sık 27C’ ye kadar çıkar, ama yazmevsimi oldukça kısa sürer.
Kuzey Kutbu’nda Yaşam
Alaska, Kanada ve Grönland’daki Eskimolar bölgenin batıkesimlerinde yaşar. Geleneksel olarak yaşamlarını avcılık vebalıkçılıkla sürdüren Eskimolar, suda kayak adı verilen kanolar, kar yada buz üzerinde ise köpeklere çektirilen kızaklar kullanırlardı.Evlerinin katı kar bloklarından yapar ya da deriden, korunaklıçadırlarda yaşarlardı. Bugün çoğu ahşap evlerde oturmaktadır. Kardanyapılma kulübeler, Kanada Eskimoları tarafından yalnızca geçicibarınaklar olarak kullanılır. Geleneksel Eskimo yaşamı günümüzde büyükölçüde yok olmuştur.
Avrupalılar, Kuzey Kutup Bölgesi’nin bazı yörelerine kalıcı yerleşimbölgeleri kurdular. Grönland’daki Dan toplulukları ve Kanadayönetimindeki ticaret merkezleri bunlara örnek gösterilebilir. SSCB’dede nüfusları 150 bine ulaşan madencilik kasabaları vardır. Kuzey Avrupave Asya’da Laponlar ile bazı Sibiryalı kabileler yaşar. Bu insanlarınbir bölümü yerleşik bir yaşam sürer.
Hayvan Yaşamı
Tarihöncesi dönemlerde Kuzey Kutup Bölgesi’nde ilginç hayvanlaryaşıyordu. Bunlardan biri de uzun, kıvrık dişleriyle, tüylü ve kocamanbir file benzeyen mamuttu. Sibirya’da hiç bozulmadan kalmış mamutlarbulunurdu. Bu hayvanların ölür ölmez dondukları, toprak kayması sonucuüzerlerinin örtüldüğü ve bu soğuk ortamda çürümeden kaldıklarısanılmaktadır.
Günümüzde tundralarda rengeyiği sürüleri otlar. Bazı bölgelerde hâlâsamur ve tilkiler kalın kürkleri için avlanmaktadır. Bölgenin öbürhayvanları arasında kurtlar, tavşanlar ve kakımlar bulunur. Bazıbölgelerde kış uykusuna yatan Amerika boz ayıları yaşar. Buzullarüzerinde yaşayan kutup ayıları ise ara sıra karaya çıkar. Kutup ayılarıiçinde yalnızca dişi ayılar, o da ilkbaharda yavrulayacaklarsa kışuykusuna yatar. Kutup ayılarının başlıca besini ayıbalıklarıdır.
Ayıbalıkları ve morslar suda yaşar, yavrulamak, tüy dökmek vegüneşlenmek için sürünerek buzların üstüne çıkarlar. Yaz aylarındabirkaç tür balina da yiyecek bulmak için kutup bölgesine gelir. Ticaretamacıyla avlanma yüzünden balinaların sayısı çok azalmıştır.
Kuzey Kutup Bölgesi balıkçılar için bir cennettir. Irmaklar, göller sombalığı ve alabalık ile doludur, denizler de morina ve halibut yönündenoldukça zengindir. Dünyada avlanan balıkların önemli bir bölümü KuzeyKutbu’nun sularından elde edilir.
Kuzey Kutbu’nda en kuzeydeki soğuk bölgelerde bile çeşitli böcekleryaşar. Yaz aylarında arılar, sinekler, sivrisinekler ve kelebeklergörülür. Kuşlar arasında kuzgun ve kar baykuşu karanlık kış boyuncabölgede kalırken, pek çok başka kuş güneye göç eder. Bunlar arasındaeskiden bu bölgedeki insanların et, süt ve tüylerinden yararlandıklarıördekler, yabankazları, kuğular, martılar ve kartavuklar sayılabilir.Ayrıca, bölgede dalıcı martılar, okyanus martısı ve binlerce denizpapağanı yaşar.
ANTARKTİKA
Dünyanın beşinci büyük kıtasıdır. 14200000 km²’ lik bir alanı kaplayanbu kıta, dünyanın en soğuk ve en erişilmez yeri olan Güney KutupBölgesi’ndedir. Adı, Arktika’nın karşısındaki anlamına gelenAntarktika’yı ortalama 2.000 m kalınlığında büyük bir buz katmanı zırhgibi örter. Yüzeyi buzlarla kaplı olan Antarktika’nın merkezinde GüneyKutup Noktası vardır. Bir zamanlar “ulaşılamaz” diye adlandırılan kutupnoktasında buzun kalınlığı 4.335 m’ yi bulur. Bu buz kütlesi 24 milyonkm³’ lük hacmi ile yeryüzündeki bütün buzların yüzde 92’sinioluşturmaktadır. Kıyılarından kopan 350-600 m kalınlığındaki buzparçaları günde 1-3 m hızla ilerler ve birbiri üstüne yığılır. Bu türyüzen yığınlardan biri olan Ross Buzlası 540.000 km’ yi bulan alanıylaneredeyse Fransa büyüklüğündedir. Gelgit olayının buzladan kopardığıbüyük parçalar yüzerek çevreye dağılır. Bu tür buzdağları arasında20.000 km² büyüklüğüne ulaşanlar olur.
Çevresinde büyük bölümü yüzen buz parçalarıyla kaplı olan GüneyOkyanusu bulunur. Atlas Okyanusu, Hint Okyanusu ve Büyük Okyanus’un engüney bölgeleri Antarktika’nın çevresinde birleşerek Güney Okyanusuasını alır. Yalnızca araştırma yapmak için gelen bilim adamlarınınyaşadığı Güney Kutbu, Kuzey Kutbu’ndan çok daha soğuktur.
Güney Kutbu’nda yeryüzünün en soğuk ve en fırtınalı iklimi egemendir.Ortalama sıcaklık yaz aylarında -20°C’ dir ve bu, güneyden fırtınalarestiğinde -70°C’ ye kadar düşebilir. Coğrafi Güney Kutbu noktasındabulunan ABD gözlem istasyonunda yapılmış ölçümlerde sıcaklığın yıllıkortalamasının -50°C olduğu, en sıcak ayda ancak -29°C’ ye yükseldiğibelirlenmiştir. Yani yeryüzünün bu en büyük buzdolabının sıcaklığıKuzey Kutbu’ndan ortalama 22 derece daha düşüktür. Bu durum doğalolarak yaşam koşullarını etkilemektedir. Kuzey Kutbu’nda 400’e yakınçiçek açan bitki türü sayılabilirken, Güney Kutbu’nda bir tane bileolmaması bunun bir belirtisidir. Buna karşılık kıtanın kıyılarında veaçık denizlerde çok sayıda hayvan yaşar. Penguenler, martılar, foklarve balinalar soğuk, ama besin maddesi açısından zengin Güney Kutbudenizlerindeki planktonları ve balıkları yiyerek yaşamlarınısürdürürler.
İnsanlar yüzyıllardır dünyanın güneyindeki bu bölgenin nasıl bir yerolduğunu merak ettiler. Bölgeye düzenlenen birçok keşif gezisininsonunda Antarktika haritası aşama aşama çıkarıldı. Bugün kıtanın yüzeyioldukça ayrıntılı olarak bilinmektedir. Ama buzun altındaki bu karanındurumu, buzun oluşum süreci, bu olağanüstü soğuk iklimde bitki vehayvanların yaşamlarını nasıl sürdürebildikleri, buradaki iklimindünyanın öteki bölgeleri üzerindeki etkileri gibi konularda öğrenilmesigereken daha pek çok şey var.
Dağlar, Rüzgârlar ve Buz
Güney Kutup Noktası deniz yüzeyinden yaklaşık 3000 metreyüksekliğindeki bir platonun merkezine yakındır. Çevresinde tepeleri5000 metreyi bulan sıradağlar uzanır. Bu dağların arasında Erebus veTerror gibi etkin yanardağlar da vardır. Antarktika, yüzey kalınlığıyer yer 4500 metreye ulaşan, ortalama kalınlığı ise 2000 metreyi bulanbir buz tabakasıyla kaplıdır. Bu buzlar çok yavaş olarak merkezdençevreye doğru hareket eder.
Kıyının alçak ve düzgün olduğu yerlerde buzlar katmanlar halinde denizetaşar; yüksek ve dağlık yerlerde ise buzullar vadilerin arasındandenize akar. Böylece bütün kıtanın çevresinde, denizden 15 ile 60 metreyükseklikte sarp kayalar biçiminde yükselen buzdan büyük bir duvaroluşmuştur.
Antarktika’da bazı böcekler dışında kara hayvanı yoktur ve çok azbitkiye rastlanır. Ama kıtayı çevreleyen denizler hayvan türleriaçısından son derece zengindir. Birçok balık türü, büyük balinalar vefokların yanı sıra penguenler, martılar ve boran kuşları gibi çeşitlikuşlar vardır.
Hızı saatte 160 kilometreye erişen sert rüzgârlar bazen günlercedurmaksızın eser. Sıcaklık yazın bile (ocak ayında) genellikle donmanoktasının altındadır. Martta denizler de donmaya başlayınca kışıngeldiği anlaşılır. Sonra bütün kıta sıkışarak ufalanmış buzparçacıklarıyla örtülür. Rüzgârların ve okyanus akıntılarının buzlarüzerindeki baskısı sonucunda yüksekliği 5 metreyi bulan buzdan dağsıraları oluşur ya da denizde, buzlar arasındaki geniş su kanallarıbirkaç dakikada kapanabilir. Büyük buzdağları akıntıların etkisiyle buzkütlelerinden kopar.
Denizdeki büyük buz kütleleri yaz aylarında erimeye başlayarakparçalanır ve karadan kopan büyük buzdağlarıyla birlikte kuzeye doğruhareket eder.
Güney Kutbu Araştırmaları
Antarktika’ya yalnızca deniz yoluyla ulaşılabilen zamanlardaaraştırmacılar bölgeye denizin buzlarla kaplı olmadığı yaz mevsimindegelir ve kışı geçirmek için bir kamp kurarlardı. İç bölgelerdekiincelemelerinin bahar ve yaz aylarında sürdürürler, böylece bir yılsonra başka bir gemi gelip onları alıncaya kadar bilimsel çalışmalarınıbitirirlerdi. Gelen araştırmacıların çoğu kamplarını Ross Deniziçevresinde kurardı. Yeni Zelanda’nın güneyine düşen ve kıtanın içlerinekadar giren bu büyük körfez, araştırmacıları Güney Kutbu’na en yakınyere ulaştırırdı. Bu denizi 1841’de İngiliz James Clark Ross keşfettive bölgedeki Erebus ve Terror yanardağlarına Ross’un iki keşifgemisinin adı verildi. Araştırmaların başladığı çağımıza kadar, fokavcıları dışında bölgeye pek kimse uğramadı. Norveçli Roald Amundsen 14Aralık 1911’de Güney Kutbu’na ayak basan ilk kişi oldu. Onu 35 günarayla, bir İngiliz araştırma grubuna başkanlık eden Kaptan RobertScott izledi. Scott ve yanındakiler dönüş yolculuğunda öldüler.
1929’da ABD’li deniz subayı Richard Evelyn Byrd, Ross Denizi’ndekiBalinalar Körfezi’nde Küçük Amerika adını verdiği kampını kurdu. Oradanüç kişilik ekibiyle Güney Kutbu’na giden ilk insan oldu.
Kıtanın öbür yanında kalan Weddell Denizi, yoğun buz kütleleriylegemilere geçit vermediği için, daha az sayıda araştırmacı tarafındanincelenebildi. Kıtanın bu bölgesinin bir bölümünü 1928’de Sir HubertWilkins araştırdı. Wilkins ayrıca Antarktika üzerinde uçan ilkaraştırmacıydı. Yedi yıl sonra ABD’li Lincoln Ellsworth kıtayı biruçtan öteki uca uçakla geçmeyi başararak Weddell Denizi’nden BalinalarKörfezi’ne ulaştı.
Kıtayla ilgili araştırmalarda en büyük ilerleme 1957-58 UluslararasıJeofizik Yılı’nda gerçekleşti. Bu araştırmaya 12 ülke 50’den çokbilimsel araştırma istasyonuyla katıldı. ABD istasyonlarından birinitam Güney Kutbu’nda kurdu. Aynı dönemde İngiliz araştırmacı Sir VivianFuchs da, ilk kez Weddell Denizi’nden Ross Denizi’ne kadar bütün kıtayıaşarak Antarktika’nın her yanını araştırdı. Uluslar arası JeofizikYılı’ndan sonra da, aralarında SSCB’nin de bulunduğu birçok ülke GüneyKutbu’nda bilimsel çalışmalar yapmayı sürdürdü.
Buradaki hava koşullarının incelenmesi, yapılan araştırmalar, haritaçizimleri ve jeolojik bulgular Antarktika’nın bir zamanlarGondwanaland’ın bir parçası olduğu görüşünü desteklemektedir.Gondwanaland, bugün bildiğimiz güney yarıküredeki kıtalara birleşikolduğu düşünülen, ilkçağlardaki dev kıtanın adıdır.
Birçok ülke Antarktika’nın çeşitli bölgeleri üzerinde hak iddiaetmektedir. Buzun altında kömür, bakır, kurşun ve başka maden yataklarıvardır. Ne var ki, bunların çıkarılması ve başka bölgelereulaştırılması çok güç olduğu için Antarktika daha uzun bir süreekonomik bakımdan fazla değer taşımayacaktır. 1959’un sonunda 12 ülkeAntarktika Antlaşması’nı imzaladı. Buna göre, kıta topraklarındanyalnızca barışçıl amaçlarla yararlanılabilecek, burada askeri üskurulamayacak ve silah denemeleri yapılamayacaktır. AyrıcaAntarktika’daki araştırmalardan elde edilen bilimsel sonuçların değiştokuşu konusunda da anlaşmaya varılmıştır.
Göçebe Avcılar ve Toplayıcılar
Kuzey Kutup Bölgesi Yerlileri, Amerika’da Eskimolar ve Aleutlar, Avrupave Asya’da Laponlar ve Doğu Yaklar’ dır. Bunlar avcı ve toplayıcıolarak Taş Çağı’ndakine benzeyen göçebe bir yasam sürerler. Buradakiyaşama koşullarına en iyi uyum sağlamış olan Eskimolar, aynı zamanda enkuzeye kadar yayılmış olan halktır. Uygar ülkelerin kutup bölgelerineel atmaları, özellikle Spitzbergen’ deki uranyum, titanyum ve kömür,Alaska’daki petrol ve doğal gaz kaynaklarını işletmek istemeleri,doğaya bağlı olarak yaşayan Eskimolar’ ın yaşam olanaklarınısınırlamıştır. ABD ve Rusya da Kuzey Kutbu’nu işgal etmiş, yoğun birsivil ve askeri üsler ağı ile kaplamışlardır. Amerikan atom denizaltısı“Nautilus” ilk kez 1958’de Kuzey Kutbu’nu örten 2-15 m kalınlığındakibuz katmanının altından geçerek bir uçtan ötekine 3.000 km yolalmıştır. Kutupların paylaşılmasında her ülkeye, kendi sınırlarının endış iki noktasından Kuzey Kutup noktasına çizilen iki doğru arasındakalan parçasının verilmesi ilkesi uygulanır.
ESKİMOLAR
Kanada, Sibirya, Grönland, Alaska gibi Kuzey Kutup Bölgesi’neyakın kesimlerde yaşayan insanlara verilen addır. Bazı AmerikaYerlileri Eskimo sözcüğünü “yabancı” anlamında da kullanır. Bugünyeryüzünde Grönland’da 40 bin, Kuzey Kanada’da 23500, Alaska’da 35 binve SSCB’de 1500 olmak üzere 100 bin dolayında Eskimo yaşamaktadır.
Geleneksel Eskimo Toplumu
Eskimoların ataları, bundan 10-15 bin yıl kadar önce Sibirya ileAlaska’nın birleşik olduğu dönemde, Asya’dan Kuzey Amerika’ya göçetmişlerdi. Eskimolar binlerce yıl boyunca, hiçbir bitkinin yetişmediğisoğuk bölgelerde balıkçılık, avcılık ve toplayıcılıkla geçindiler.Rengeyiği, fok, balina ve balık avlamak için oradan oraya dolaşmakzorundaydılar. Avlarını zıpkın, mızrak ve okla yakalarlardı.Eskimoların kendilerine özgü ilginç avlama yöntemleri vardı. Örneğin,buz altında yüzen fokların soluk almak için bir hava deliğinegereksinmesi olduğunu bilirlerdi. Fokun soluğuyla ısıtarak buztabakasında açtığı deliği bulan avcı deliğin kenarında bekler ve havaalmak için deliğin altına gelen foku mızrağını saplayarak öldürürdü.Yazları ağ ve zıpkınlarla avlanan Eskimolar, kışın deniz donduğundabuzda delikler açıp oltalarını suya sarkıtırlardı.
Eskimolar avladıkları hayvanın etini kurutarak ya da dondurarak saklarve çoğunlukla çiğ olarak yerlerdi. Derisinden giysi ve çadır; kaskirişlerinden dikiş ipliği; kemiklerinden iğne ve zıpkın kancası yapar;yağını da aydınlanma ve ısınmada kullanırlardı. Giysileri fokderisinden olur, hava durumuna göre kürkün ya içini ya dışınıkullanırlardı. Oyarak biçimlendirdikleri küçük heykelcikler ve takılaryaparlardı.
Katı kar bloklarından kubbe biçiminde olan Eskimo evlerinin duvarlarıderilerle kaplanır; evlere, rüzgârı kesmek için yapılan, dönemeçli birkoridordan girilirdi. Irmak ağızlarında ya da sıcak su akıntılarındanetkilenen yerlerde ise deri çadırlarda ya da ahşap kulübelerdeyaşarlardı.
Kuzey Kutbu’nda ağaç, yakılamayacak kadar değerli olduğundan Eskimolarbalina ve fok gibi hayvanların yağını yakacak olarak kullanırlardı.Uzun kış gecelerinde eskiden yağ kandilleri, sonraları gezginleringetirdiği gaz lambalarını kullandılar.
Eskimolar karada, köpeklerin çektiği kızaklarla yolculuk ederler;denizde ise hayvan derisinden yapılmış, kanoya benzeyen kayıklarkullanırlardı. Batı Grönland’da ve öteki yerleşim bölgelerinde, balinaavlamada ve taşıyıcılıkta daha geniş kayıklardan yararlanırlardı.Eskimolar yaşamlarını sürdürmek için, bulundukları bölgenin sertiklimine uyum sağlamakta çok başarılı olmuşlardır.
Günümüz Eskimo Toplumu
Son yüzyılda Eskimoların yaşamında oldukça önemli değişiklikleroldu. Eskimoların yerleşim bölgelerine gelen Avrupalı tüccarlar vemisyonerler gelenek ve göreneklerini de birlikte getirdiler. Eskimolaravladıkları hayvanların postlarını Avrupalıların getirdiği yeniürünlerle takasa etmeye, tüfek ve tahta kayıklar kullanmaya başladılar.Eskimolar arasında Hıristiyanlık dinini yaymaya çalışan misyonerler,Eskimo dilini yazıya dökerek özel bir alfabe geliştirdiler. Bu alfabebugün Kanada’daki Eskimo gazetelerinde kullanılmaktadır. Kanada’nınkuzeyinde yaşayan Eskimoları Kanada yönetimi yerleşik bir yaşamaözendirmeye çalışmıştır.
Avrupalıların etkisiyle gelenek ve göreneklerinin çoğunu yitirenEskimoların bir bölümü bugün çağdaş mobilya ve gereçlerle donattıklarıprefabrik evlerde yaşıyor, köpeklerin çektiği kızaklar yerine karotosu, motorlu kızak ve motorlu kayaklar kullanıyorlar. Yalnızca yemekiçin avlanıyor, hayvan postları yerine hazır giysiler giyiyorlar. Bütünbunları satın almak için paraya gereksinim duyan Eskimolar, eskisi gibiavcılık, balıkçılık yapacak yerde artık petrol rafinerilerinde vemadenlerde işçi olarak çalışıyorlar.
Eskimoların Kimlik Arayışı
Bununla birlikte Grönland ve Labrador’da yaşayan Eskimolararasında morina, fok ve mors avcılığı hâlâ sürüyor. Kuzey Alaska’dayaşayan Eskimolar 54 tonluk balinaları avlamakla ünlüler. GünümüzdeAvrupalıların getirdiği yeni yaşam biçimine ve kentlere uyum sağlamaktagüçlük çeken Eskimolar arasında içki bağımlılarının sayısının gittikçeattığı gözleniyor. Avrupalılarla kurulan ilişkiler, kızamık ve gripgibi bulaşıcı ve ölümcül hastalıkları da beraberinde getirdi. Tümolumsuzluklara karşın Eskimolar gelenek ve göreneklerini korumayaçalışıyorlar. Danimarka'’a bağlı birada olan Grönland’da yaşayanlar isekendi parlementolarını kurarak içişlerinde özerk olmayı başarmışlardır.
Avrupa dillerinden çok faklı olan Eskimo dili, birçok yerel lehçeyiiçerir. Bu nedenle başka başka yerlerde oturan Eskimolar birbirlerinianlamakta güçlük çekerler. Ne var ki, Avrupalılarla olan ilişkilerEskimo diline Avrupa dillerinden birçok yeni sözcüğün girmesine yolaçmıştır. Bugün kullandığımız anorak gibi sözcükler ise Eskimo dilindenbatıya geçmiştir. Eskimolar çocuklarını Avrupa dillerinde eğitim verenokullara göndermekle birlikte, kimliklerinin korumak için kendidillerinin kullanılmasında ısrarlıdırlar. Gelenek ve göreneklerininkorunması Eskimolar için önemlidir. Bu nedenle erkek çocuklara, bugünde avcılıkta konaklama yeri olarak kullanılan eski Eskimo evleri gibibarınakların nasıl yapıldığı, avlanacak hayvanların ne gibialışkanlıkları olduğu öğretilir. Kızlar ise hayvan postlarından giysidikmeyi ve güzel dokumalar yapmayı öğrenirler.
ESKİMOLAR NASIL YAŞIYORLARDI?
"Eskimo," sayısız toplumun (Allivik, Copper, Netsilik, Polar, Iglulik,Aleut, Chukchi, Koryak, Cugach, Kobuk) obalar biçiminde örgütlenerekKanada'dan Alaska'ya, Grönland'dan Kuzey Asya'ya, Kuzey kutbun dört biryanına yayılmış fiziksel görünüşleri, dilleri, mitolojileri, sanatları,üretim araçları ve üretim ilişkileri bakımından büyük benzerlikgösteren toplumların genel adıdır. Kimi Eskimo toplumların dilinde"Eskimo" terimi melek anlamına yakın düşüyor. Her bir Eskimo toplumununkendi iç evriminin getirdiği ve yörelerindeki başka halklardanetkilenmeleriyle edindikleri farkların dışında genel karakteristikleribirbirine çok benziyor.
Eskimolar 12 000 yıl öncesine kadar hüküm sürmüş avcı-derleyiciliğinyakın zamana dek kendini koruyabilmiş örneklerinden biridir. Ama tümtoplumun sürekli göçer olduğu derleyici-avcılardan farklılıkla Eskimoavcıları onlarca kilometre kamp yerinden açılır, belirledikleri avbölgesinde bir kaç hafta kalır, yeterince avlandıktan sonra etikurutup, köpeklerin çektikleri kızaklarıyla konak yerine taşırlar.Konaklama yerindeki topluluk kimi kez tek aileye kadar inebilir.Geçimleri hemen tümüyle denize ve deniz memelilerine bağlıdır. Yakıngeçmişlerine dek orman ürünlerinden yararlanmayan tek derleyici-avcıhalk onlardı. Sıcaklığın eksi altmış derecenin altına düştüğü ormansızcoğrafya koşullarında, geliştirdikleri teknolojinin diğerderleyici-avcı toplumlarla kıyaslandığında belirgin üstünlüğü gözkamaştırıcıdır.
Kimi Eskimo toplumlarında kadınlar ayı ve fok balığı avınakatılıyorlar. Örneğin, sandalla avlanırken kadın sandalın dengelenmesiişini üstlenir, erkek zıpkın fırlatır. Ama avcılık asıl olarak erkeğinişidir. Avcılığın hakim geçim yolu olmasının maddi etkisi kendini erkeknüfusa verilen önemde belli eder. Yeni doğmuş kız bebeklerinöldürülmesi Eskimoların yaygın pratikleri olagelmiş. Erkek nüfusunundaha büyük olması eşleşme biçimlerine etkir. Çok kocalı evlilikyaygındır. Bekleneceği gibi çatışmaların temel konusu çocuklarıdoğuran, emziren, büyüten, yiyeceği yenmeye hazırlayan, deriyitabaklayıp giysi üreten, sepet ören kadınlardır: Kadınlar üzerindeki buçatışmalı ilişki biçimleriyle karşılaştırılırsa, Eskimolar doğal veüretilmiş zenginlik üzerinde pek az anlaşmazlığa düşerler. Kara vedeniz hayvanlarının avlandığı arazi üzerinde ya da yerleşim alanıüzerinde kişilerin ya da toplumların birbirleri karşısında ayrıcalıklıhakları yoktur. Her toplumun tanımlı bir toprağı bulunmakla birliktekesin siniri belirlenmemiştir.
"Beyaz balina gibi büyük hayvanlar hakiki ortak mülkiyettir, herkesinne gereksiniyorsa alma hakkı vardır; bu düzen kıtlık sırasında tümyiyecekler için geçerlidir."(*) "Açlık ve bolluk paylaşılır." maksimiEskimoların bölüşüm ilişkilerinde birbirlerine karşı takındıkları moraltavrı yetkinlikle ifade ediyor.
Obalar arası ziyaretler armağanlaşma şenliği gibidir. Armağan vermek,verilen kişiyi akraba yakınlığına yükseltir. Caribou Eskimolarıarmağanlaştıklarına akraba olmasalar bile "yeğen" derler. Kuzey Alaskakıyı Eskimolarının yaşama koşulları Kuzeybatı Amerika kıyıKızılderililerine benzer ve onlardan kültürce kuvvetleetkilenmişlerdir. Onlar gibi görece oturgan bir yerleşim örüntüsüsergilerler. Kimi aileler av ve kara memelilerini avlamak için yazkamplarına taşınırlar, diğerleri kış köylerinde kalıp denizmemelilerini avlarlar. Eskimolarda şeflik kurumsallaşmamıştır.Çalışkanlığıyla, cömertliğiyle, ustalığıyla, konuşmacılığıyla,deneyimliliğiyle ve barışçılığıyla toplumsal saygınlık kazanan kişiönder konumundadır; öğüdü dinlenir fakat itaat edilmez. Ama AlaskaEskimolarında durum biraz değişik. Oba içerindeki en geniş aile başıtüm obaya önderlik ediyor. Daha çok birikim yapan ve birikiminicömertçe dağıtan geniş aile diğerleri arasından sivrilir. Bölüşüm,kendisinin ve ailesinin özel ayrıcalığı olmayan şef tarafından tümobayı oluşturan bireyler arasında yapılır. Şef şenlikler düzenler,ritüel ve törenleri yönetir. Örneğin Aliutların cenaze şölenlerinde,şölene katılanlar yıllarca biriktirdikleri kürk, çeşitli araç gereçgibi zenginliklerini birbirlerine armağan ederler. Bu şölenlerKuzeybatı Kıyı Kızılderililerinin potlaç senliklerini andırır; en fazlaveren, en yüksek toplumsal prestij edinir.
Eskimolarda Uslamlama süreci maddi olan ile hayali olanı birliktekuşatır. Polar Eskimosu söyle düşünür: "Ayılar yoktur, çünkü buzyoktur; buz yoktur çünkü yeterli rüzgar yoktur; çok rüzgar yoktur,çünkü töreye aykırı davrandık."(**) Mitleri, tabuları bu tür düşünüşörnekleriyle doludur.
XVIII. yüzyıldan bu yana Rus işgaline uğrayan Alaska Eskimoları gibihepsi sınıflı toplumların hışmına uğramış. Artık kar evler inşaetmiyorlar, metal araç gereç kullanıyorlar, parayla alışverişyapıyorlar, geleneklerinin inançlarının bir çoğunu korumakla birlikte,eşitlikçi ortaklaşmacı davranış biçimlerini zayıflatıp giderek bizebenziyorlar.
(*) Birket-Smith, Kaj. 1959. The Eskimos. Tr. W. E. Calvert. London:Methuen & Co. Ltd. s.146 (**) Birket-Smith, Kaj. 1959. The Eskimos.Tr. W. E. Calvert. London: Methuen & Co. Ltd. s.150
KUTUP AYISI
Kutup ayısı (Ursus maritimus) kürkü bütünüyle beyaz olan tek ayıtürüdür. Kuzey Kutbu’nda yaşayan bu ayının tabanları, buz üzerindekaymadan yürümesini sağlayacak biçimde kürklerle kaplıdır. Parmakaralarının ördek ayağı gibi perdeli olması da yüzmesine yardımcı olur.En iri ayılardan biri olan kutup ayısının ağırlığı 700 kilogramıaşabilir. Öbür ayılardan farklı olarak yalnız etle beslenmealışkanlığındadır; en çok da morsları ve fokları yer. Sombalığını daçok seven kutup ayısı yalnız yaz aylarında av bulamadığı için meyveyemek zorunda kalır.
En saldırgan hayvan
Kutup ayılarının koku alma duyusu çok özel. Yaklaşık 30 kilometredenfok kokusunu alıyorlar. Kısa zaman aralıkları ile burnunu rüzgara doğrukaldırıp, havadaki değişimleri ve fırtınaları bile bu yolla öncedenalgılayabiliyor. İsterse kilometrelerce mesafe kat edebiliyor. Kutupayıları aynı zamanda, mükemmel yüzücü ve dalgıçlar. Ve kutup ayılarıdünyanın en saldırgan hayvanları. Kafaları ile santimetrelercekalınlıktaki buzu kırabiliyorlar. Fokların hava almak için açtıklarıdeliklerin biraz uzağına yatıp, ellerini birleştirerek saatlercebekliyorlar. Bir kutup ayısı, fok, delikten başını uzattığı andasıçrayıp onu bu küçücük delikten yukarıya çekebilir. Yatay olarak 5metre sıçrayabilir.
Sıcaklayınca buz banyosu yapar
Büyük bir ustalıkla avının derisini soyar ve vücudu yağla kaplı olanfokun sadece yağını yer. Fokun diğer parçaları da boşa gitmez çünkü azsonra avı uzaktan izleyen kutup tilkisi, ayı oradan ayrılır ayrılmazgelir ve avın geri kalanını yer. Kutup ayılarının vücut ısılarıalışılmışın üzerine çıkarsa kendilerini tekrar soğutabilmek içinkarınlarının üzerine buza uzanıyor veya bir buz banyosu yapıp karınüstüne kıvrılıyorlar. Kutup ayıları için yatacak yer sorunu yok. Heryer onlar için yatak olabiliyor. Vücudundaki 3 kalın izolasyon katı,ısı kaybını hissedilmeyecek düzeye indiriyor. Öyle ki üzerlerine düşenhiç bir kar tanesi bile erimiyor. Ayrıca kalori yönünden çok zenginolan fok yağının da bu dayanıklılıkta payı var.
Eksi 50 derecede yaşayabiliyorlar
Kutup ayıları eksi 50 dereceyi bulan soğukta yaşayabiliyor ve donmaderecesindeki okyanusta yüzebiliyor. Kar fırtınalarında isekendilerini, bir kar çukuru kazarak saklıyorlar.
Uykudan uyanınca zevkle gerinip esneyen Kutup ayıları, çevrelerindealışılagelmişin dışında bir şey sezdiklerinde ve yavrularını korumakiçin iki ayak üstüne dikiliyor. Bunu çevreyi daha iyi görebilmek vegözdağı verebilmek için yapıyor. Bu sırada boyu 3 metre 30 santimekadar ulaşıyor. Fakat bu kadar güçlü ve büyük oldukları halde başlıcabesinleri olan foku bulamadıkları koşulda açlık onları fare avına bileyöneltebilir.
Kutup ayıları 500 gr doğuyor
Dişi kutup ayısı güz sonuna doğru iyice beslenerek yağlanır veağırlıkları yarım kilogramı bile bulmayan minicik yavrular doğurmaküzere bir mağaraya çekilir. Bahara kadar mağarada kalır ve kendisihiçbir şey yemeden yalnız yavrularını besler.
Dişi ayılar yavrularına çok düşkün. Hamilelik sürecinin yaklaşık sonbir ayını kendi kazdığı kar mağarasına girerek geçiren dişi, bu süreiçinde hiç bir şey yemez. Fakat bu sırada yavrusu için yağ oranı yüksek(%33) ve besleyici bir süt üretir. Bu süt balıkyağı tadındadır ve fokkokar. Ortalama 400-450 kg ağırlığındaki dişi ayı hamilelik sırasında90 kg'a kadar düşebilir. Doğan ve büyüdüğünde yüzlerce kilo ağırlığaulaşacak olan yavru ise doğduğu anda sadece 500gr'dır. Gözlerininaçılması ve tüylerinin uzaması bir buçuk ayı bulur. Yavrular et yemeğebaşladıktan sonra bile 1,5 yaşına kadar süt emmeye devam eder.
Kuzey Kutbu’nda yaşayanlar eti, yağı ve postu için yüzyıllarca kutupayılarını avladılar. 20. yüzyılın ikinci yarısında bunlara, başkayörelerden gelen ve ayılara uzun menzilli tüfeklerle helikopterlerdenateş açan yeni avcılar katıldı. Böylece binlerce kutup ayısı öldürüldü.1970’lerin başında kutup ayılarının sayısının 20.000’e kadar düştüğütahmin ediliyordu. 1973’te çevre korumacıların öncülüğüyle kutupayıları, Kuzey Kutup Dairesi’ne sınırı olan bütün ülkelerin ortakkoruması altına alındı. Bugün, kutuplarda yaşayan Eskimolar ve bilimselaraştırmacılar dışında herhangi bir avcının kutup ayısı avlamasıyasaktır.
KUTUP SUMRUSU
Sumrular martılara akraba olmakla birlikte, ince yapıları vekırlangıcı andıran görünüşlerinden ötürü denizkırlangıcı adıyla datanınırlar. Çoğunun kuyruğu uzun ve çatallıdır. Uzunlukları 20-55 cmarasında değişir. Uçarken son derece zarif görünürler. Denize enderolarak konar, uçarken birdenbire pike yapıp suya dalarak balıkları veyumuşakçaları avlarlar. Büyük ölçüde kıyılarda, koloni halinde üreyenbu kuşların yuvaları çoğu kez güvenliklerini sağlayabilecek ıssızadaların üzerindedir. Her türün kendine özgü bir ötüşü vardır. Çoğu,martılar gibi gri ve beyaz, bazıları siyah ya da siyah ve beyazdır.
Kutup sumrusu ve bayağı sumru yaklaşık aynı irilikte ve kırmızıbacaklıdır. Ama gagaları, kutup sumrusunda (Sterna paradisaea) tümüylekoyu kırmızı, bayağı sumruda (Sterna hirundo) ise açık kırmızı ve siyahuçludur. Kutup sumrusu son derece güçlü bir uçucudur. Bu kuş en uzungöç yolculuğuna çıkarak Kuzey Kutup Bölgesi ile Antarktika arasındagidip gelir. Bayağı sumru kuzey yarıkürenin genellikle ılımanbölgelerinde ürer ve kışı güney yarıkürede geçirir. Yazın Türkiye’ninkıyılarında ve sulak iç kesimlerinde de görülür. Her iki türün uzunluğu35 cm dolayındadır.
KUTUP TAVŞANI
Tavşanlar uzun kulaklı, kısa kuyruklu, yumuşak postlu, ürkek veçevik memelilerdir. Yakın akrabaları olan adatavşanlarına çokbenzerler. Ama genellikle gövdeleri daha iri, kulakları ve arkabacakları daha uzundur. Yavruları tüylü ve gözleri açık doğar.Doğduktan hemen sonra hoplaya zıplaya koşmaya başlarlar. Amaadatavşanlarının yavruları tüysüz ve gözleri kapalı doğar.
Adatavşanları gibi tavşanların da altta bir, üstte iki çift, süreklibüyüyen kesicidişi vardır. Bu dişler kemiricilerde olduğu gibikullanıldıkça aşınıp keskinleşir. Tavşanlar yırtıcı hayvanların veinsanların sürekli tehdidi altında olduğundan dolaşmak için genelliklealacakaranlığı ya da geceyi beklerler. Görme, koku alma ve işitmeduyuları çok gelişmiştir. Bu duyuları sayesinde tehlikeyi hemen sezer,korunmak için bir yere siner ya da koşup kaçarlar. Av köpekleritarafından kovalanırken kendi izleri üzerinden tekrar geçtikten sonraolabildiğince uzağa sıçrarlar. Koşu sırasında arka bacaklarını burnununyanına gelecek kadar öne uzatıp yeri iterek büyük bir hız kazanırlar.Tavşanların arka ayaklarını yere vurarak türdeşlerini tehlikeye karşıuyardıkları söylenmektedir.
Tavşanlar ağaçların yumuşak kabuklarından otlara kadar değişen çokçeşitli bitkisel maddeleri yer. Adatavşanlarından farklı olarak oyukaçmaz ve genellikle gruplar halinde yaşamazlar. Çalılık ya dafundalıklar arasına gizlenmiş, bir çeşit yatağa benzer yuvaları vardır.Dişi yılda 2-3 kez ve her batında 2-5 yavru doğurur. Dişiler kısa birdüre sonra yavrularını ayırıp ayrı yerlere yerleştirir ve gecelerigelerek emzirir. Erkek tavşanlar çiftleşme mevsiminde çok hareketlenir.Kuzey yarıkürede mart ayına rastlayan bu dönem boyunca ortalarda koşan,sıçrayan, birbiriyle dövüşen erkek tavşanlara çok rastlanır.
Yeryüzünün birçok yerine yayılmış yaklaşık 30 tavşan türü vardır.Tavşanlar Avustralya’ya sonradan götürülmüştür. En iyi bilinen tavşantürü Avrasya ve Afrika’da bulunan bayağı tavşandır. (Lepus europaeus).Bu tür Türkiye’de oldukça yaygındır. Avrasya’nın Kuzey Kutbu’na yakınkesimlerinde yaşayan kar tavşanı (Lepus timidus) ve Kuzey Kutup tavşanı(Lepus arcticus) kışın tümüyle beyaz tüylere bürünür.
KUTUP TİLKİSİ
Tilkilerin tür sayısı 20’yi aşar. Köpekgillerin (Canidaefamilyası) üyesi olan bu yırtıcı memeliler renkleri dışında hemgörünüşleri, hem de davranışları bakımından birbirlerine çok benzer.Genellikle yerdeki oyuklarda barınır, geceleri kuşları, fareleri,tavşanları, kümes hayvanlarını ve kurbağaları avlamak için dışarıçıkarlar. Ayrıca yumuşak meyveleri, solucan ve böcekleri, kısacasıbulabildikleri hemen her şeyi yerler. Dişiler genellikle ilkbaharda,bir batında 4-6 yavru doğurur. Yavruların gözleri yaklaşık ilk ikihafta boyunca kapalıdır.
Tilkiler yeryüzünün hemen her yerinde bulunur. Günümüzde her kıtadayaşamaktadırlar. Avustralya’ya ilk Avrupalı göçmenler tarafındantavşanların sayısını azaltmak için götürülmüşlerdir.
Kuzey Kutbu çevresindeki ülkelerde yaşayan kutup tilkisi (Alopexlagopus) bayağı tilkiye göre daha kısa ve kalın yapılıdır. Yazınpostunun üst bölümleri kahverengi, kışın postu tümüyle beyazdır. Kutuptilkisinin farklı renkte bir çeşidi olan mavi tilki ise yaz kış mavimsigri tüylüdür.
LEMMİNGLER
Lemmingler Kuzey Amerika ve Avrasya’nın dağları ile kutba yakınbölgelerinde yaşayan, fareye benzer küçük kemirici memelilerdir.
Yaklaşık 13 cm uzunluğundaki Norveç lemminginin (Lemmus lemmus) başıiri, gövdesi toplu, postu sarımsı kahverengi ve koyu kahverengi ya dasiyah beneklidir. Yapraklar ve ağaç kabuklarıyla beslenen, kışın karınaltındaki oyuklarda barınan bu küçük hayvan canlı, atak ve kavgacıdır;rahatsız edildiğinde bir taşın üstünde dikilerek tıslar. Lemminglerinüremesi çok hızlıdır. Dişiler yılda en azından 10 yavru doğurur.Yavrular için hazırladıkları ottan yuvalar kıllarla döşenmiştir.
Lemminglerin sayısı 3-4 yıllık aralarla öylesine artar ki, yiyecekleriiyice kıtlaşır ve merkezden dört bir yana doğru kitlesel olarak göçederler. Göç sırasında genellikle gündüzleri beslenip uyur, geceleriyol alırlar. İlerlerken onları hiçbir zorluk yıldırmaz. Kırsal alanlarayayılan bu büyük göçe yırtıcı kuşlar ve memeliler de katılır.Lemminglerin sayıları aşırı arttığı zaman davranışlarında önemlideğişiklikler görülür. Genellikle suda sakınırken göç sırasındaırmakları geçir, kasaba ve köylere bile girerler. Deniz kıyısınaulaştıklarında binlercesi denize atlar, yorgun düşüp boğuluncaya kadaryüzerler.
Lemminglerin “intihar yüzüşü” hakkında değişik görüşler vardır. ÖrneğinBaltık ve Kuzey denizlerinin günümüze göre daha dar olduğu çok eskidönemlerde, lemmingler her iki denizi de yüzüp geçerek besinin bololduğu topraklara ulaşabiliyorlardı. Oysa bugün aynı amaç doğrultusundayüzmeye yönelmekte, ama artık çok uzun olan denizyolunuaşamamaktadırlar.
MİSK ÖKÜZÜ
Misk öküzü, adını postundan yayılan misk geyiğininkine benzerkeskin kokudan alır. Misk öküzü (Ovibos moschatus) keçi, koyun ve sığırgibi geviş getiren memeliler grubunun bir üyesidir. Kanada’nınkuzeyinde ve Grönland’da yaşar.
Misk öküzlerinin boynuzları alışılmadık bir biçimde gelişmiştir.Erkeklerin geniş tabanlı boynuzları başın orta çizgisinden yanlaradoğru çıkar ve önce aşağı doğru yöneldikten sonra uçları yukarıyakıvrılır. Boynuzlar dişilerde daha küçüktür. Misk öküzü uzunluğuyaklaşık 30 santimetreyi bulan sarımsı kahverengi kaba kıllarlaörtülüdür. Bu kıllar hayvanın omuz bölgesinde bir hörgüç izlenimiyaratacak ölçüde sık ve kabarıktır. Kaba kılların altında yazındökülen, açık kahverengi ince ve yumuşak tüyler bulunur. Erkeklerinomuz yüksekliği 1,5 metreye, ağırlığı 400 kilograma ulaşabilir. Dişilerdaha küçük yapılıdır.
Misk öküzleri göz alabildiğine uzanan donmuş ve ağaçsız tundralarda,eskiden 20-80 bireyin oluşturduğu sürüler halinde dolaşıyordu.Günümüzde hem sayıları oldukça azalmış, hem de oluşturdukları sürülerküçülmüştür. Misk öküzleri yazın otları ve küçük sürgünleri, kışın iseyosun ve likenleri yerler. Sürü saldırıya uğradığında, misk öküzleriyavrularını içerde bırakacak biçimde bir çember oluştururlar. Kurtsaldırılarına karşı son derece etkili olan bu savunma yöntemi ne yazıkki, ateşli silahlarla donanmış avcılar tarafından kolayca yokedilmelerine yol açmaktadır. Et ve süt verimlerinin yüksek oluşununyanı sıra yazın dökülen yün özelliğindeki tüyleri, sıcak tutan yumuşakgiysilerin yapılmasına elverişlidir.
Mors, foklara ve deniz aslanlarına akraba olan bir deniz memelisidir.Birbirlerine az çok benzeyen bu hayvanlar arasında yalnız morsun(Odobenus rosmarus) üst köpekdişleri ağzından taşıp aşağı doğruuzadığından ayırt edilmesi çok kolaydır. Erişkin erkeklerin üstköpekdişleri yaklaşık 1 metre uzunluğa ve ağırlıkları yaklaşık 5kilograma ulaşabilir. Erkek ve dişilerin ağızlarını üstten çevreleyensert kıllardan oluşmuş “posbıyıkları” vardır.
Morslar yalnız Kuzey Kutup Bölgesi’nde ve genellikle kıyıya yakınkesimlerde ya da buz kütleleri üstünde toplu halde yaşarlar. Bir sürüiçindeki sayıları 100’ü aşabilir. Erkeklerin uzunluğu bazen 3,5 metreyiaşarken ağırlığı 1.300 kilograma ulaşır. Dişiler çok daha küçükyapılıdır. Morsun kulakkepçesi yoktur. Yuvarlak başı, iyice kalınlaşmışboynuna ve iri gövdesine göre çok küçüktür. Yaşı ilerledikçe kıvrımlıderisi hemen hemen tüm kıllarını yitirir.
Morsların ayakları yassılaşarak yüzmeye uyarlanmıştır. Birbirindenayrık olan arka yüzgeç ayakları karada ilerlemelerine yardımcı olur.Karada zorlukla ve sürünerek hareket ederken, denize girdiklerindeustaca ve çok güzel yüzerler.
Morsun başlıca besin kaynağı kabuklular ve midye gibi yumuşakçalardır.Bu hayvanları çamurlu diplerden ve tutundukları yerlerden uzundişleriyle kazıyıp çıkarırlar. Morslar nisan ve mayıs ayları arasındaürer ve 15 gün kadar yiyip içmeden karada kalırlar. Dişi mors birbatında tek bir yavru doğurur ve yavrusuna iki yıl boyunca tek başınabakar.
Eskimolar avladıkları morsların etini yemekte, yağını hem yakıt, hem debesin olarak kullanmaktadırlar. Morsun derisi ve özellikle uzunköpekdişleri de değerlidir.
Yüzyıllardır dişleri ve yağları için ticaret gemileri tarafındantopluca kıyıma uğratılan Atlas morslarının sayıları çok azaldı. Bugünbu hayvanların sayısı 10.000 ile 50.000 arasında. Sayıları 200.000'iaşan Pasifik morslarından (odobenus rosmarus divergens) çok daha azlar.Neyse ki, ABD'nin 1972 tarihli Deniz Memelilerini Koruma Yasasısayesinde Atlas morslarının sayısı artıyor. İnuitler'in mors avlamalarıyasal ama her ailenin yılda yalnızca dört hayvan avlamasına izinveriliyor. Mors, İnuit kültürünün ayrılmaz bir parçası; yalnızca birbesin kaynağı olmakla kalmıyor; kemiği ve derisinden giysi, barınak,alet ve silah yapılıyor.
RENGEYİĞİ
Kuzey Kutup Bölgesi’nin en tanınmış iri yapılı hayvanlarındanbiridir. Genellikle tek bir tür (Rangifer tarandus) altında toplanan buçifttoynaklı memeliler günümüzde İskandinavya ve Kuzey Kutbu’na enyakın ada gruplarından biri olan Spitzberg’den (Svalbard) DoğuSibirya’ya kadar uzanan bölgede, ayrıca Kuzey Amerika’nın kuzeykesimlerinde yaşar. Ama tarihöncesi çağlarda bu hayvanların Avrupa’dayaygın biçimde bulunduğu, İskoçya’nın kuzeyinde 12. Yüzyıla kadarvarlığını sürdürebildiği bilinmektedir. Kuzey Amerika’dakiler dışında,rengeyikleri bazı yörelerde evcilleştirilmiştir.
Geyikler arasında yalnız rengeyiklerinin hem erkeği, hem dişisindegelişmiş boynuzlar vardır. Boynuzlar yayvan ,kalın ve çok dallıdır.Omuz yükseklikleri 0,7-1,4 metre arasında değişirken ağırlıkları 300kilogramı bulabilir. Rengeyiğinin kalın postunda iki kıl tipi ayırtedilir. Bunlardan dış örtü tüyleri kaba ve uzun, ısı yalıtımı sağlayaniç örtü tüyleri ince, sık ve yünsüdür. Dış örtü tüylerinin rengi yazınkoyu kahverengi ya da koyu boz, kışın açık kahverengi ya da açıkbozdur. Ayrıca boynundan aşağıya doğru uzun ve beyazımsı kıllar sarkar.Yayvan toynakları karda ya da bataklık yerlerde dolaşmasınıkolaylaştırır. Çok iyi yüzebilen bu hayvanların yazın ve kışınyaşadıkları yerler arasındaki göçleri ünlüdür.
Rengeyikleri yaz boyunca iç kesimlerdeki otlaklarda büyük sürülerhalinde otlar, içlerinden bazı sürüler sonbaharda kıyılara inerek denizyosunlarıyla beslenir. Kış geldiğinde yeniden geriye dönerek, karlarınvadilerdeki kadar derin olmadığı tepelik yerlere çıkar, buralardatoynaklarıyla karı temizleyerek ortaya çıkan likenleri yerler. KuzeyAmerika’daki rengeyikleri yiyecek bulmak amacıyla genel olaraksonbaharda güneye, ilkbaharda kuzeye göç eder. Erkeklerin boynuzlarıyılın son ayında, dişilerinki ise bahar aylarında düşer. Üreme mevsimisonbahara rastlar ve erkekler haremlerini korumak için kıyasıyadövüşürler.
Rengeyiği evcilleştirilmiş tek geyik türüdür. Norveç, İsveç veFinlandiya’nın en kuzey bölgelerinde yaşayan Laponlar ile Sibirya’nınkuzeyinde yaşayan insanlar soğuğa atlardan ve sığırlardan çok dahadayanıklı olan bu geyikleri evcilleştirmişlerdir. Sütünü sağıp etiniyemenin ve derisinden çadır, koşum takımları, bot ve başka giyecekleryapmanın yanı sıra, boynuz ve kemiklerinden de çeşitli aletleryaparlar. Ayrıca rengeyiklerinin kızakları çekecek ve yük taşıyacakbiçimde eğitmişlerdir. Kuzey Amerika’daki Eskimolar ise avladıklarırengeyiklerinin etinden ve derisinden yararlanırlar.
1986’da yüksek dozda radyasyon aldığı için çok sayıda rengeyiğiöldürüldü. SSCB’nin Ukrayna bölgesindeki bir nükleer reaktörden yayılanradyoaktif maddelerle yüklü bulutlar rüzgârla Laponya’ya sürüklenmiş veburalarda rengeyiklerinin beslendiği likenleri de etkilemişti.
GLOBAL ISINMA ANTARKTİKA'YI PARÇALAMAYA BAŞLADI
Dünya atmosferinin ısınması yüzünden Antarktika'nın parçalanmayabaşladığı bildirildi. Yetkililer, Güney Kutbu'ndan, ABD'nin Connecticuteyaleti büyüklüğündeki bir buz kitlesinin son 10 yıl içinde koparakayrıldığını açıkladılar. Uzmanlara göre, Larsen buz tabakasından kopanparçaya, yaz aylarında Güney Kutbu ısısının normalden çok az yüksekolması yol açtı. Yaklaşık 100 yıldır Güney Kutbu'ndan kopacak şekildebünyesinde çatlaklar beliren buz kitlesinin kopma sürecinin 1995yılından sonra hızlandığı saptandı. Uydudan çekilen fotoğraflar vetarihsel kayıtları inceleyen Colorado üniversitesi uzmanları,Antarktika bölgesinin başka bölümlerinin de aynı tehlikeyle karşıkarşıya bulunduğunu belirlediler. Güney Kutbu'ndaki buzların hızlaerimesi bilim adamlarını ciddi biçimde endişelendiriyor. Uzmanlar, buerime sonucunda deniz seviyesinin yükseleceğini ve alçak kesimlerinsular altında kalacağını söylüyorlar. Colorado üniversitesi bilimheyetine başkanlık eden Ted Scambos, ''Antarktika'daki tüm buzlarınerimesinin yüzyıllar süreceğini, ancak sürecin tahmin edilenden çokdaha önce başladığını'' belirtti. Uzmanlar, dünyanın atmosfer ısısınınson 50 yıl içinde kayda değer biçimde artış gösterdiğini belirtiyorlar.Buna paralel olarak Güney Kutbu'nda yaz aylarında ısının normalden 1-2derece fazla olmasının, buzulların erimesini önemli çapta hızlandırdığıkaydediliyor. Yetkililer, bu durumun, Antarktika'nın Güney Amerika'yadoğru uzanan kesiminde görüldüğünü belirtiyorlar.
KAYNAKLAR
1. NATIONAL GEOGRAPHIC Türkiye – Aralık 2001
2. Temel Britannica
3. İnternet