Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:
  albayrakFORUM > CANIM TÜRKİYEM > TÜRKLERİN TARİHİ (Moderatör: salbayrak) > Onlar misafirdirler
   albayrakFORUM Gelişmiş Arama
Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu BaşlığıKonu: Onlar misafirdirler
Cevap SayısıCevap Sayısı: 0 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 12 defa
Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Onlar misafirdirler  (Okunma Sayısı 12 defa)
Kasım 20, 2008, 12:20:24 ÖÖ

****************


Rep Gücü :65879
Rep Puanı : 2147890016
Mesaj Sayısı: 16472
Nerden: BALIKESİR
Cinsiyet: Bay
ATATÜRK' ÜN ASKERİ
Takımım:
Durumum:
Aktiflik
Deneyim
Seviye
ettiği teşekkürler : 1518
edilen teşekkürler: 11846

WWW Online
« :»

__Eğer Bu Konudan Yararlandıysanız Sitenin Devamlılığı İçin Bu Yazının Üzerindeki Reklamlara Birer Defa Tıklayarak Destek Olabilirsiniz...


"Onlar misafirdirler..."         
                               Pera Palas ışıl ışıl.
Pera Palas İstanbul’un en ünlü ve lüks oteli.
İkinci lüsk otel Tokatlıyan.
İstanbul’a gelen Avrupalı zenginler, Pera veya Tokatlıyan’ı tercih ederler.
Bugün İstanbul’u işgal eden sömürgeci subaylar için Pera Palas’taodalar ayrılmış. Seksen sömürgeci subay ve generalin eşyalarıyerleştirilmiş; fakat kendileri otele gece yarısından sonra girmişler.
Onları otelde Levanten kadınlar, cilveli Rum kızlar, Ermeni dilberler karşılamış.
Viski ve şampanya su gibi akıyor.
Ortalarda dolaşan güzeller, sömürgeci subaylara baygın bakışlar gönderiyorlar.
Bugün, sömürgeciler dört yıldır savaştıkları Osmanlının başkentiniişgal etmişler. Orduları, İstanbul sokaklarında zafer yürüyüşleriyapmış.
Bugün, İngiliz, Fransız, İtalyan, Amerikan ve Yunan askerlerinin ayaksesleri, Sultanahmet’in, Süleymaniye’nin, hatta İstanbul’un yeditepesinden yükselen ezan seslerini bastırmış.
Bugün Türk’e karşı kazandıkları tarihi zaferin tadını çıkarıyorlar.
…..

İngiliz Orduları Kumandanı General Harrington da yanında beş general ile Pera Palas’a girer.
Pardösülerini emre hazır bekleyen yaverlerine fırlattıktan sonra bara geçerler.
Yeni gelenlerin patırtıları bile, Pera’nın diğer salonlarından gelen şuh kahkahaları bastıramaz.
General Harrington’un masası, beş dakika içinde viski, şampanya ve her türlü mezelerle donatılır.
Ve bütün şampanya kadehleri havada tokuşur; “Konstantinepolis’in şerefine!”
Konstantinepolis; İstanbul!
Türk’ün göz bebeği İstanbul.
Sömürgeciye göre Bizans, İstanbul’da yok edilmiştir.
Türk de kendi göz bebeğinde yok edilecektir.
Bunu saklamaya hiç gerek duymuyorlardı ve işe İstanbul’dan başlamışlardı.
General Harrington’un masasında kadehler arka arkaya; “Konstantinepolis’e” diye tokuştu.
Pera’nın bütün salonlarında kadehler tokuşuyor. Kadehlerin “çın çınları” şuh kahkahaların kaba gülüşmelerin arasında eriyor.
General Harrington kadehini bir daha kaldırmıştır. Masadakigenerallerin kadehleri de tokuşmak üzere havalanırlar; fakat bütüngürültüler birdenbire bıçak gibi kesilir.
Gözleri sessizliğin kaynağına dönmüş olan General Harrington ve arkadaşlarının elleri havada kalmıştır.
Sadece onların değil, bardaki bütün gözler kapıya yönelmiştir.
Bedenini saran paşa üniforması, omuzlarındaki apoletleri, göğsündekimadalyaları ve her adımda gıcırdayan parlak çizmeleriyle bara bir Türksubayı girmiştir.
Bütün gözler, bütün bakışlar donmuştur. Ortalıktaki sessizliği birkaç kadının iç çekişleri yırtar.
Bir Fransız kadının kendisini tutamaz. Sarışın Türk subayı yanından geçerken; “Ne güzel adam.” diyerek yanındakine gösterir.
Türk subayının göğsüne bastırdığı astragan kalpağı sol elinde. Koyusarı saçları arkaya taranmış. Mavi gözler üzerindeki kalın kaşlarçatılmış, bakışlar buz gibi.
Otel Müdürü Mösyö Martin, Türk subayının önünden saygıyla yürürken iki garson arkasından seğirtir.
Sarı saçlı subay, bütün gözlerin üzerinde olduğunun farkında; fakat o hoş bir vurdumduymazlık içinde.
Sarışın subayın masasına yerleşmesini bekleyen Mösyö Martin saygıyla geri çekilir.
İki garson, sarışın subayın siparişlerini alarak uzaklaşırlar.
Diğer salondaki uğultu tekrar başlayınca bardakiler de kendilerinegelirler. Buna rağmen bütün masalardan kaçamak bakışlar sarışın paşayagidip gelir ve sonra fısıldaşmalar.
General Harrington’un masasındaki kahkahaların yerini merak almıştır.
Kimdir bu adam?
Bütün Pera’daki uğultuları kestiren, güzel kadınlara iç çektiren bu Türk subayı kimdir?
Kaldı ki böyle bir günde, Osmanlı yerle bir edilmişken, kendilerizafere kadeh kaldırırken, meydan okurcasına Pera’ya giren bu Türksubayının burada ne işi vardır ve bu ne cesarettir?
Özellikle kendilerini bile sıradan bir sırıtmayla geçiştiren otel müdürünün bu Türk subayına iltifatı nereden gelmektedir?
General Harrington merakına mağlup olur ve bir tepsi içerisinde Türk paşasının siparişlerini götüren garsona işaret eder.
Generaller, garsonun elindeki tepsideki küçük rakı şişesiyle küçük bir tabaktaki beyaz leblebiye baka kalırlar.
General Harrington, eğilen garsonun kulağına Türk subayını göstererek kim olduğunu sorar.
Garsonun cevabı hepsini dondurur.
Biraz önce muhteşem girişiyle salonları susturan Türk subayı;İngilizlerle, Fransızlara Anafartalar’ı dar eden, Conkbayırı’nıcehenneme çeviren, Çanakkale’de kendilerine dayak atan Binbaşı MustafaKemal’dir.
Çanakkale’de3ki Binbaşı Mustafa Kemal, şu an karşı masada oturan Mustafa Kemal Paşadır.
İngiliz generallerin masasında artık kahkaha yoktur.
İstisnasız hepsi namını bildikleri Binbaşı Mustafa Kemal’in hayranıdırlar.
Kendisini çabuk toparlayan General Harrington garsonu tekrar çağırır:
- Hemen gidiniz, General Mustafa Kemal’i masamıza davet ediniz.
General Harrington’un davetinden masadakilerin hepsi memnun olmuştur.
Emri alan garson, Kemal’in masasına doğru giderken generalle birlikte tüm bardakilerin gözü onun üzerinde toplanır.
Kemal içkisinin ilk yudumundan önce bir Bafra maden sigarası tellendirmiş, ağzına birkaç beyaz leblebi atmıştır.
Çağırmadığı halde kendisine doğru gelen garsonu görünce meraklanır:
- Bir şey mi var çocuk?
Garson saygıyla eğilir:
- Zat-ı alinize bir daveti iletmekle vazifelendirildim paşa hazretleri.
Kemal; “Hımm.” diye gülümsedikten sonra sorar:
- Nasıl bir davetmiş bu?
Garson, barın köşesindeki masayı gösterir:
- General Harrington ve arkadaşları sizi masalarına davet ediyorlar efendim.
Kemal başını çevirir ve garsonun gösterdiği yöne bakar. GeneralHarrington ve arkadaşları gözlerini dört açmış gülümseyerek kendisinebakmaktadırlar.
İngiliz ve Fransız generaller, onunla göz göze gelince tipik bir sırıtmayla baş eğerek selam verirler.
Kemal de bir baş eğmesiyle selamı iade ettikten sonra garsona döner:
- Harrington cenaplarına saygılarımı iletiniz; lakin onların benimmasama gelmeleri gereklidir. Lütfen kendilerini masama davet ettiğimisöyleyiniz. Burada ev sahibi olan biziz, kendileri misafirimizdirler.
Bu cevaba garson şaşırır; fakat asıl şaşkınlığı Kemal’in cevabını duyan General Harrington ve arkadaşları gösterir.
Şaşkınlık da değil, resmen bozulurlar.
Bozulmalarının asıl sebebi reddedilmek değil, misafir addedilmektir.
Misafir!
Yani geçici.
Yani gidici!
Üstelik davet edilerek gelen.
Kaldı ki onlar davet de edilmediler, yüzsüzce geldiler.
İngiliz ve Fransız generaller, Kemal ile tanışmak için can attıkları halde yapılan hakareti hazmedemezler.
Kadehlerini bir dikişte yuvarlarlar.
Ne kadeh tokuşturmak ve ne de; “Konstantinepolis’in şerefine!”
Sadece içlerindeki kin daha da büyür.

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş YapMavikuş Yayıncılık tarafından basılan Nurten ARSLAN’ın “Küçük Anılarda Büyük sırlar” kitabından alıntı....

Alkış

Mesajiniza teşekkür eden üyeler:

Cem 1956

Logged

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Sponsor Bağlantı

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

eglenceforum

SiteMaps | UrlList | Arsiv | SiteMap-INDEX | SiteMap1 | SiteMap2 | Url-List | RSS | XML | Link Değişimi | Siteni Ekle!!
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
albayrakFORUM Style Manager albayrak