Vallaha bırakmaz Üye Ol

Reklam / Sponsor

Gönderen Konu: Osmanlı Türkleri, Oğuzların Bozok kolundan Kayı boyuna mensupturlar  (Okunma sayısı 1890 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı albayrak

  • ****************
  • İleti: 19561
  • Rep Puanı : 64626
  • Cinsiyet: Bay
  • ATATÜRK' ÜN ASKERİ
    • http://www.albayrakforum.com
Osmanlı Türkleri, Oğuzların Bozok kolundan Kayı boyuna mensupturlar.Kayıhan, Günhan’ın oğludur. Kayı kelimesi ise dağdan inen sel, tipi,çığ manasına gelmektedir.

Oğuzlar, Oğuz Han’ın neslinden gelen en temiz bir soydur. BunlarMüslümanlığı kabul edince, Türkmen adıyla adlandırılırlar. Türkler,Avrupalı kavimler gibi beyaz ırka mensupturlar. Moğollarla katiyen biralakaları yoktur. Oğuz Türkleri beyaz tenli, kumral saçlı, ela gözlü,kuvvetli vücutlu yüksek ahlaka sahip insanlardır. Hürriyet veistiklallerine aşık bir millet olduklarından, tarihin hiçbir devrinde,esaret boyunduruğuna girmemişlerdir.

Oğuzların cihan tarihinde devletleri 3000 yıldan beri devametmektedir. Oğuz Türkleri, Hun Türkleri, Göktürk İmparatorluğu,Selçuklu İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere devamlıolarak dört büyük imparatorluk kurmuşlardır. İlk üç imparatorluğuÇinliler ve Moğollar, daimi akınlarıyla yıkınca bu defa Oğuz TürkleriOsmanlı İmparatorluğunu kurdular.

Osmanlı Devleti’ni kuran Türklerin atası Kayaalp oğlu Süleyman Şah’tır.Osmanlıların Oğuz Han’a kadar şu silsilenameleri eski yazma tarihlerdekayıtlıdır. Osman Gazi’den itibaren Ertuğrul, Süleyman Şah, Kayaalp,Kızılboğa, Baytar, Iğla, Kutluğ, Doğan, Kaytun, Sungur Tekin, Bakı,Sunka, Yakı Timur, Basak, Göktürk, Oğuz Han, Kara Han olmak üzereşecereleri devam etmektedir. Bu şecere 155 batın olarak kabuledilmektedir.

Osmanlı Oğuz Türklerinin ana yurtları Orta Asya’da bulunan Tanrı Dağıyöresi idi. Bu üst yurda Türkler “Günortaç”, doğu taraflarına “Hatay”,batı taraflarına “Horasan”, kuzeylerine de ”Kıpçak” illeri denilirdi.Bütün yurtlarının tümünde de “Turan” ülkesi adını vermişlerdi. İstiklalve hakimiyet mefkurelerinin adı da “Kızıl Elma” olup, müstakbel birvatanın ideali idi.

Türk dilini konuşan bütün oba, oymak ve boylara genel olarak Türkderlerdi. Türk kelimesi, kuvvetli ve güzel manasına gelmektedir. Oğuzkelimesi ise kutlu kabileler manasınadır. Asil soydan gelen OğuzlaraBudun dillerini konuşan ve kültürlerini kabul eden kavimlere de Ulusderlerdi. Budun’lara Akkemik, Ulus’lara da Karakemik adı verilirdi.

Türkler ana cevherin muhafazasına çok dikkat ederlerdi. Çünkü devletkuran, hakimiyet sağlayanlar asil kanı taşıyanlardı. Hakimiyetlerinealdıkları kavimlerle kan bağından çekinirlerdi. Fakat onları dinlerindeve dillerinde serbest bırakırlardı.

Hükümdarlık, kumandanlık, idarecilik yalnız Türklere verilir, diğerkavimler yalnız ticaret işlerinde serbest bırakılırdı. Bütün tarihboyunca varlıklarını, dillerini muhafaza etmekle koruyabilmişlerdir.

Orta Asya’da bir kol olarak yaşayan ve beyaz tenli olan Türkler, Asyakavimlerinin en medenîsi ve ahlakça da en üstün birer Asyacentilmeniydiler. Türklerin güzelliklerine bütün Asyalı kavimlerhayrandırlar. Türkmen güzeli ilahi bir güzellik sembolüdür.

Türklerin ilk büyük devletini Günortaç elinde Oğuz Han kurdu. Budevlete Hun İmparatorluğu denildi. Fakat bu devlete Oğuz Devleti demekdaha doğrudur. Bu devlet Kore’den Hazar Denizi’ne kadar geniştopraklarda 26 devleti idaresine aldı. Fakat bu imparatorluk Çinlilerintazyiki ile yıkıldı.

Bu devletin yerine VI. Asırda “Bumin Han”, Göktürk İmparatorluğunukurdu. Bunlar, ilk öz Türkçe kitabeler bırakan bir Türk kavmidir. Budikili taşlara Orhun Kitabeleri adı verilmektedir. Bu devleti deÇinliler yıktılar. Fakat Göktürklerin bir kolu olan Uygurlar bir devletkurarak, Türk hakimiyet ve medeniyetini devam ettirdiler.

Uygurlar dünyada ilk defa matbaayı icat eden ve kağıdı bulan bir Türkkavmidir. 840 tarihinde Uygurların tazyiki ile Oğuzların büyükkitleleri Horasan iline yerleştiler. Bu bölge Seyhun ve Ceyhunnehirleriyle Hazar Denizi arasında kalan arazidir. Araplar bu bölgeyeMaveraünnehir adını vermişlerdir. Oğuzların bir kısmı Rusya ovalarınıaşarak Balkanlara ve bir kısmı da Bizanslılar zamanında Anadolu’yageldiler. Fakat bunların hepsi Hıristiyanlığı kabul ettiler.

Ancak balkanlara yerleşen Oğuzlar; Bulgarlar, Sırplar ve Boşnaklarakarıştılar. Horasan illerine yerleşen büyük Oğuz kitleleri göçer evliolarak yaşıyorlardı. Araplar Horasan illerini istila ederek bu zenginülkeyi yağmaya koyuldular. Oğuz Türkleri Araplara hakim olmak emeliyleX. asırda kütleler halinde Müslümanlığı kabul ettiler.

Artık Oğuz Türkleri; Güneş, Ay ve Çobanyıldızı’na ibadet edilenŞamanizm dininden İslam dinine girdiler. Cenab-ı Hakkın birliğineHazret-i Muhammed’in elçi olduğuna ve Kur’an-ı Kerim’e inandılar.

İşte bu Müslüman Oğuzların “Kınık” kabilesi başbuğlarından Selçuk Han,Selçuklu İmparatorluğunu kurdu. Ön Asya ve Avrupa siyasi tarihindebüyük roller oynayan Müslüman Türklerin hakimiyeti meydana geldi.Selçuklu İmparatorluğu Horasan, İran, Arabistan ve Anadolu’yufethederek, büyük bir Müslüman imparatorluğu oldu. Selçuklu Türkleri,Arap kavimlerine hakim olmakla beraber, Müslümanlık adına Avrupakıtasından gelen Haçlı ordularıyla çarpıştılar. İran ve Anadolu’dayüksek bir Türk medeniyeti meydana getirdiler. Nihayet SelçukluDevleti, XIV. asrın başında Moğolların tazyiki ile yıkıldı. İşte budevletin yerine de Oğuzların bir kolu olan Kayhan kabilesi Osmanlıİmparatorluğunu kurmağa muvaffak oldu.

Oğuzların Kayihaniler kabilesi, Horasan ilinin Mahan ovasında bulunanMerv şehri dolaylarına yerleşmişlerdi. Kayihaniler birçok oba veoymaklardan oluşan büyük bir Oğuz aşiretiydi. Bunlar göçebe değil,göçer-evliydiler. Yani bu aşiret tam teşkilatlı bir seyyar site halindebulunmaktaydı.

Oğuzların sosyal bünyeleri üçe ayrılmaktadır. Bir kısım Oğuzlar toprağabağlı çiftçiler, ikinci büyük kısım ise sürü sahibi yörükler, bir kısmıda muhtelif sanat kollarıyla meşgul olan sanatkar Türklerdi.Sanatkarlar ve esnaf kısmı ahîlik teşkilatına bağlıydılar. Bu aşiretteayrıca “Horasan Erenleri” denilen alimler ve “Başbuğ” denilenkumandanlar da bulunmaktaydı.

Oğuzların başında Han dedikleri devlet reislikleri bulunmaktaydı. Hanolabilmek için ana ve babanın Türkmen olması lazımdı. Türk babadangelen şehzadelere “Tekin”, Türk anadan gelen han kızlarına da “İnal”denilirdi. İşte ancak bu töreye uygun olanlar han veya hakanolabilirlerdi. Bu gelenek Osmanlı Türklerinde Kanuni Sultan Süleyman’akadar devam etti. Bu Oğuz aşiretinde birçok da saz şairleri vardı.Bunlara ozan adı verilirdi. Ellerindeki sazlarına da Kopuz denilirdi.Ozanlar milli günlerde Oğuzname’den parçalar okurlardı. Millibayramlarına da Şölen adı verilirdi; o gün yemek yenir ve kımıziçilerek eğlenilirdi.

Horasan ilinde Selçuklulardan sonra Harzemşahlar saltanat sürmüşlerdi.İşte, o zamanlar Kayıhan aşiretinin başbuğu Kayaalp oğlu Süleyman Şahidi

Kayihaniler, Mahan ovasında mesut yaşıyorlardı. Fakat Orta Asya’dadevlet kuran Moğol Han’ı Cengiz; büyük bir ordu ile bütün batıTürkeli’ni istila etti. Harzemşahlarla kanlı savaşlara girişti. TürkEllerinin zengin şehirlerini yağma edip halkı işkencelerle katlebaşladı.

Şerefname adlı tarihte şunlar yazılıdır:

“Osmanlılar; Selçuklular gibi Oğuzlara mensuptur. Bunlar Horasan’danAnadolu’ya gelmişlerdir. Bunların bu tarafa gelişlerindeki sebep,Cengiz Han’ın zulümleri yüzünden bu havalinin darmadağın olmasıdır.Bütün musibetler her tarafı sardı. Bu felaketi her taraf duydu...”

Habibü’s-Siyer adlı eserde de şunlar yazılıdır:

“Cengiz Han, Merv şehrinde bir katliam yaptırdı. Seyit İzzeddin adındabirisi Merv şehrindeki ölülerin sayılmasına memur edildi. Yanına birkaçkatip de verildi. Ölülerin sayılması on altı gün devam etti; 300.000ölü sayıldı. Bu, korkunç bir manzaraydı. Güzel kızlar ve çocuklar esiredildi. Diğer şehirlerde her askerine 25 kişi düşmek suretiyle taksimederek halkı katlettirdi...”

1220 tarihinde Horasan Elleri, Cengiz Han’ın vahşetiyle kana boyanırkenSüleyman Şah, 50.000 hane Türkmeni yanına alarak konak konak ilerlemeksuretiyle Van Gölü civarındaki Ahlat şehrine geldi. Beraberinde 80.000yiğit asker vardı. O zamanlar Ahlat’ta Türkler oturmaktaydı.Hükümdarları “Balaban Bey” di. Bu durum Horasan’dan Anadolu’ya umumibir göç idi.

Süleyman Şah, aşiretiyle beraber 25 Şubat 1221 tarihinde Ahlat’tankalkarak Erzincan taraflarına doğru yola çıktı. Amasya’da birkaç günkalarak bu bölgede bulunan Gürcüler ve diğer kavimlerle savaştı. Fakatbu ülkede büyük bir mera bulamadı.

O sıralarda Halep’te bulunan Eyyubî Devleti şubelerinden bir hükümdar,Haçlılarla çarpışmak üzere Süleyman Şah’ı Halep’e davet etti. Kayaalpoğlu Süleyman Şah, bütün ağırlıklarıyla ve oymaklarıyla beraberAmasya’dan yola çıktı. Elbistan taraflarından ilerliyordu. Nihayetönlerine Fırat Nehri çıktı. Bu nehrin geçitlerini bilmiyorlardı.Süleyman Şah atını Fırat Nehrinin akarsularına sürdü. Fakat atı bucoşkun suyun akıntısına mukavemet edemedi.

Süleyman Şah da ayağını üzengiden kurtaramadı. Sular Türk’ün atasıSüleyman Şah’ı alıp gitti. Birkaç defa atıyla batıp çıktıysa da onukurtaramadılar. Aşiret halkı feryada başladılar.

Süleyman Şah boğulmuştu. Askerler onun cesedini sudan çıkardılar. Onu,otağına koyarak, etrafında dokuz defa dönmek suretiyle gözyaşlarıiçinde yas tutular. Bütün aşiret halkı, babasız kalan çocuklar gibigurbet ellerinde mahzun kaldılar. Süleyman Şah’ın cesedini Rakakasabası civarında bulanan Caber Kalesi’nin önüne bir türbe yaparakoraya defnettiler.

Bu suretle Süleyman Şah, 10 Kasım 1228 tarihinde bu türbeye gömüldü. Ozamanlar bu mezara “Türk Mezarı” adını verdiler. Öldüğü zaman altmışyaşındaydı. Asıl adının Türkçe Sülemiş olması ihtimali çok kuvvetlidir.Süleyman Şah’ın mezarı, daha sonra Türkiye Cumhuriyeti topraklarınaverilmiştir.

Süleyman Şah’ın beklenilmeyen bu ölümü karşısında Kayı’lar şaşırıpkaldılar. Kubur adlı bir su başında konakladılar. Oğulları arasında biranlaşmazlık çıktı. Dört oğlundan Sungur tekin, Gündoğdu; Horasan ilinegitmeye karar verip o tarafa gittiler. Diğer oğullarından Dündar veErtuğrul ise dört yüz kırk dört hane halkını alarak Erzurum civarındakiPasinler ovasındaki Sürmeliçukur’a giderek yaylak kurdular. Bir müddetsonra da Ankara’ya gelerek Karacadağ’a yerleştiler. Arkasından ErtuğrulGazi, Anadolu Selçuklu Sultanı tarafından Söğüt’e Uçbeyi tayin olundu.Onun oğlu Osman Bey de Osmanlı Devletini kurdu.

Oğuzların, atalarımız olan Kayihanîler aşiretini Anadolu’ya getirip yerleştiren Süleyman Şahtır.

Caber Kalesi : Suriye sınırları içinde Fırat Nehrinin sol kıyısında kalan , fakat Türk toprağı sayılan eski bir kaledir.

Caber Kalesi Yavuz Sultan Selim devrinde Osmanlı topraklarına katıldı.Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Bey'in dedesinin mezarı buradadır.II. Abdülhamit devrinde buradaki türbe yeniden yaptırılmıştır.

Caber kalesi'nin de içinde bulunduğu bölge 1. Dünya Savaşı'nınsonlarına doğru İngilizler tarafından işgal edildi. Daha sonra isebölge, Suriye'ye bağlanarak Fransız mandasına bırakıldı.

Türkler için büyük manevi değer taşıyan Caber Kalesi, Fransa ile TBMMHükümeti arasında 20 Ekim 1921 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşmasının9. maddesi gereğince, Türk Mezarı adı altında tanınan kabri,müştemilatı ile beraber Türkiye 'ye bırakıldı ve Türkiye’ye oradamuhafızlar bulundurma ve Türk bayrağını çekme hakkı tanındı.

Türbenin muhafazasını sağlamakla görevli olan Jandarma İhtiramkıtasının ikameti için 30 Mayıs 1938 tarihinde modern bir karakolyaptırıldı. 1939 yılında da eski türbe tamiri imkansız hale geldiğiiçin tarihi önem ve özelliğine uygun olarak, karakolun yanında yeni birtürbe inşa ettirildi ve mezar buraya nakledildi

Türkiye ile Suriye heyetleri arasında 1956 yılında Halep’te yapılan üstseviyede bir toplantıda düzenlenen tutanağın 13 ve 14 ncü maddelerindetürbe için gönderilecek ihtiram kıtasının her ayın 7 sindedeğiştirilmesi kabul edilmiştir.

Suriye Hükümeti, Fırat Nehri üzerinde 1966 tarihinde başlattığı Tabkabarajının 1973 yılı içerisinde her türlü inşaatını bitireceğini vebarajın su toplamaya başlamasıyla Caber Kalesinin tamamen baraj sularıaltında kalacağını ileri sürerek, Türk hükümetinden türbenin yerinideğiştirilmesi veya türbenin Türkiye’ye naklini talep etti. Yeni ortayaçıkan durum üzerine Türkiye ve Suriye hükümetleri arasında yapılangörüşmeler sonucunda imzalanan antlaşmaya göre; Türbe, müştemilatı ilebirlikte Karakozak köyü yakınındaki yeni yerine nakledildi.


Süleyman Şah'ın türbesi önünde nöbet bekleyen Türk askerleri

Türkiye Cumhuriyeti Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı bir manga askertarafından korunan ve 8797 m2 lik bir alan üzerinde yer alan CaberKalesini, bu defa yeni inşa edilmekte olan Teşin Barajının sularıtehdit etmektedir.


Süleyman Şah'ın türbesindeki kitabe
« Son Düzenleme: Ağustos 01, 2008, 11:45:17 ÖÖ Gönderen: albayrak »
Konuyu Paylaş:
  facebook  twitter  google  google

Seo4Smf Tagleri:
 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
235 Gösterim
Son İleti Mart 05, 2007, 12:59:56 ÖS
Gönderen: umut
2 Yanıt
439 Gösterim
Son İleti Eylül 24, 2009, 01:52:57 ÖS
Gönderen: spezialist
0 Yanıt
324 Gösterim
Son İleti Mayıs 30, 2007, 01:56:10 ÖS
Gönderen: albayrak
0 Yanıt
307 Gösterim
Son İleti Mayıs 30, 2007, 05:49:06 ÖS
Gönderen: salbayrak
1 Yanıt
518 Gösterim
Son İleti Haziran 13, 2007, 03:18:04 ÖS
Gönderen: ALbyRocK
7 Yanıt
532 Gösterim
Son İleti Ocak 13, 2009, 04:33:39 ÖS
Gönderen: spezialist
1 Yanıt
242 Gösterim
Son İleti Ekim 25, 2007, 05:54:29 ÖS
Gönderen: Cem 1956
0 Yanıt
152 Gösterim
Son İleti Ocak 19, 2008, 04:11:32 ÖS
Gönderen: hırçın
3 Yanıt
228 Gösterim
Son İleti Eylül 20, 2008, 11:57:25 ÖS
Gönderen: mehmetselimkilic
1 Yanıt
306 Gösterim
Son İleti Temmuz 10, 2009, 01:05:47 ÖÖ
Gönderen: By_PrinCipe