Şakacı Türkler
(08-09-2003) gag
<! yazi !>
Biz türkler şakalaşmayı çok seven bir milletizdir. Şakanın her türlüsünü yapar, hem mutlu olur; hem de etrafımıza neşe saçarız. Arada sırada dozunu kaçırdığımız olmaz değil tabii. Mesela arkadaşına şaka yapmak için makatına kompresor sokup, iç organlarını patlatan vatandaşlarımız da vardır. Ama olsun, ne de olsa şaka yapıyoruzdur...
Bizim şakalaşmayı öğrenmemiz taa bebekliğimizden başlar, ilkokulda devam eder. Liseye geldiğimiz de ise iyice gelişmiştir. Mesela sınıfa bir müdür muavini dalar; içeride iki tane cengaver delikanlı grekoromen stilde güreşmektedirler; birinin gözü çıkmış, diğerinin kolu kırılmıştır. Hoca sorar: "napıyorsunuz bakim?". O anda akraba olmakla meşgul olan iki hasım bir anda ortak düşmana karşı birleşir ve yanıtlarlar: "Hiiç!! şakalaşıyorduk, hocam". Böyle güzel şakalar yanında bir de şu tarz şakalar vardır. Eşşek kadar adam size ana avrat küfreder; siz de ona sevgilerinizi sunarsınız; o anda size küfreden adam kendisine küfredilince celallenir: "Ne küfrediyon ...na kodumun çocuğu, ben sana şaka yapıyordum" der. O anda o şaka yapıyor, siz ciddi olduğunuz için bir anda suçlu konuma düşer ve bir güzel de dayak yersiniz.
Türk milleti el şakalarına da bayılır. Her türlü bedensel karşılaşma vaziyetleri için üretilmiş çeşitli el şakaları mevcuttur sonsuz kültürümüzde. Mesela iki arkadaş yanyana yürüyor durumdayken biri diğerine şaka yapmak isterse, şakalancak arkadaşının sırtına "küttttt!!!" diye bir tane geçirir. Diğeri gözlerinin önünde sinekler uçar vaziyette dengesini kurmaya çalışırken, patlatan kahkalarla gülmektedir. Ne güzel şaka yapmıştır aslında. Discovery'de doğa belgesellerine çıkacak kadar güzel ve yaratıcı bir şaka şeklidir bu. Bir diğeri ise karşıdan gelen erkek arkadaşına yapılan bir şakadır. İki erkek göz göze gelirler, gülümserler, "Naber Necmi" derken bir anda diğeri aniden eğilip bir "muck" sesi çıkartarak diğerinin cinsel organına el atacakmış gibi davranır. Zaten sünnet vs gibi hadiselerle toplumsal bilinçaltlarında sürekli "aletini" kaybetme korkusunu yaşayan cennet yurdumun erkeği de refleks olarak bir anda kendini korumaya çalışır ve bu durum şakayı yapanı çok eğlendirir, gülünür falan. Bir de bizim milletimiz tiki olan hemşerilerini kurcalamaya acaip meraklıdır. En basitinden karşıdakinin beline parmak dürterek onu zıplatmayla başlayan bu tikler, esneme tiki olan birisinin karşısına geçip esnemekle veya sizin her yaptığınızı taklit edenin karşısına geçip kendine parmak atmaya kadar gider. Aaaaa, parmak atmak demişken bir de parmaklama yani nam-ı diğer "bandik atma" meselesi de vardır ki Discovery'de bunu homo-sapien ırkının birbirine sevgi ifadesi olarak rahatlıkla adlandırabiliriz. Bandik atma, karşı cinse yapıldığında kimi yerlerde cinayet sebebiyken; kendi cinsiyetin için sevgi belirtisidir. "Sevdiğin insanı parmaklarsın, arkadaş!!" gibi bir felsefenin ürünüdür ki başlıbaşına bir araştırma konusudur bu.
Bir de sulu şakalara bayılır bizim toplumumuz. Adam mezun olacaktır, fıstık gibi giyinmiştir; gelmiştir. Karizma karizma dolaşmaktadır ve bir anda 3 kişi üstüne çullanır ve karizmayı havuza atarlar. Bu harbiden komik bir görüntüdür ve eğer havuzdaki hoşgörülü biriyse rahat rahat gülersiniz. Ama "şaka kaldıramayan" olarak nitelendirelecek biriyse az sonra kavga çıkacaktır ve siz rahat rahat gülemeyeceksinizdir. Her ortamda şaka yapmak isteyen, şaka yapılmak istemeyen (ama nedense başkalarına şaka yapıldığında çok gülen) ya da kendisine yapılan şakalara gülebilecek insanlar vardır. Eh herşeyde olduğu gibi niyet "iyi"yse sorun yoktur, ama bazılarının yaptığı gibi karşıdakini aşağılamak amaçlıysa ve hele de karşıdaki sizden gıcık kapıyorsa seyreyleyin şenliği.
1 Nisan faaliyetleri, bize gavurlardan geçmiştir. 1 Nisan öyle bir motivasyondur ki hemen herkes kendini bir şekilde şaka yapmaya mecbur hisseder. (Hatta yapmayanı döverler dermişim). O gün yapılan şakalara 1 kat daha hoşgörüyle bakılır, insanların her söylediğine kolay kolay inanılmaz vs. vs. İlk ve orta okullarda genelde hedef öğretmendir. Amaç onu komik duruma düşürmektir. Bunun adına tahta sabunlanır, kürsü ters çevrilir, yoklama çizelgesi içine yapay böcek konur vs. Sonuçta olay öğretmenin sınıfı fırçalamasıyla son bulur. Üniversitede ise böyle şakalar yaptığınızda size "sen hala büyümedin mi?" diyen küçümseyen bakışlarla karşılaşırsınız. Çünkü artık kasılmanız, büyüdüğünüzü göstermeniz, yüceliğinizi etrafa yaymanız gerekmektedir. Sizin artık gülme, eğlenme, neşelenme gibi fonksiyonlarınız yokolmuş, yerini hayatta yer edinme, karizmatik ve cool olma çabaları almıştır. Arada bir-iki hıyarto da çıkıp "sen halen ortaokulda mısın?" diye sorar ve aslında kendilerinin ne kadar sıkıcı insanlar olduklarını beyan ederler falan.
Gelince 1 Nisan, neşe doluyor insan.