« : Nisan 13, 2008, 06:07:53 ÖS »

SU DOSYASI Yaşamın Özü: Su
Sözlüklere baktığınızda suyun çeşitli anlamları olduğunu ve suyla ilgili birçok deyim ve atasözünün olduğunu görürsünüz. Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde suyla ilgili birinci tanım şöyle:
“Hidrojenle oksijenden oluşan, oda sıcaklığında sıvı durumunda bulunan, renksiz, kokusuz, tatsız madde.”
Her ne kadar renksiz, kokusuz, tatsız dense de hayatımızın vazgeçilmezi su. İnsan açlığa 45 gün dayanabiliyor, ama susuz en fazla üç gün yaşayabilirsiniz. İnsan vücudunun yapısı, bitkiler, hayvanlar incelendiğinde bu yapıların önemli bir kısmının sudan oluştuğu görülmektedir.
Su canlıların yaşaması için hayati öneme sahiptir. En küçük canlı organizmadan en büyük canlı varlığa kadar, bütün biyolojik yaşamı ve bütün insan faaliyetlerini ayakta tutan sudur. Su tüm canlılar için en önemli doğal kaynaklardan biridir.Tamamen ikame edilemeyen bir kaynak olan su; yaşayan bütün canlılar için en önemli doğal kaynaklardan biridir. Diğer bir ifadeyle su; hayatın ve canlıların kaynağıdır.
Genellikle, bir insanın biyolojik ihtiyaçlarını karşılaması ve yaşamını sürdürebilmesi için, günde en az 25 litre su tüketmesi gerektiği kabul edilir. Ancak, çağdaş bir insanın sağlıklı bir biçimde yaşaması için gereken içme, yemek pişirme, yıkanma, çamaşır gibi amaçlarla kullanılacak su dikkate alındığında, kişi başına günlük ortalama kentsel su tüketim standardı 150 litre olarak kabul edilmektedir.
Dünyadaki mevcut suyun hacmi 141 milyar m3 tür. Bu miktar dünya yüzeyini 3 km. kalınlığında bir tabaka halinde sarabilecek büyüklüktedir. Bu suyun % 98'i okyanuslarda ve iç denizlerde bulunmakta, fakat tuzlu olduğu için, içme suyu olarak kullanıma, sulamaya ve endüstriyel kullanıma uygun değildir.
Dünyadaki suların ancak %2.5'i tatlı sudur. Bunun da %87'si buzullarda, toprakta, atmosferde, yeraltı sularında bulunur ve kullanılamaz durumdadır.
İnsanoğlu, su ihtiyacını yüzeysel sular ve yeraltı su kaynaklarından temin etmektedir. Tatlı suların en önemli kaynağı yağışlardır. Küresel yıllık yağış 500 bin m3 olup, her yıl yeryüzüne inen yağış aynı miktardadır.
Sürdürülebilir kalkınma için en önemli yaşamsal kaynaklardan biri sudur. 20. yüzyılda dünya nüfusu 19.yüzyıla oranla üç kat artmasına rağmen, su kaynaklarının kullanımının altı kat arttığı belirlenmiştir.
Su yenilenebilir bir kaynaktır, bu anlamda sürdürülebilir kullanımı mümkündür; Ancak günümüzde hızlı tüketim, kaynaklardan yararlananlara eşit fırsatlar ve yararlar sağlayacak şekilde sürdürülebilirlikten çok uzaktadır
Dünya genelinde bölgelere göre kişi başına su tüketim miktarları sanayileşmiş ülkelerde 266 litre iken Afrika’da 67, Asya’da 143, Arap ülkelerinde 158, Latin Amerika’da 184 litredir. Türkiye'de ise kişi başına günlük su tüketimi ortalama 111 litredir.
Bir ülkenin su zengini sayılabilmesi için, kişi başına düşen yıllık su miktarı en az 8000- 10.000 m3 arasında olmalıdır. Kişi başına düşen yıllık 1430 m3’lük kullanılabilir su miktarıyla Türkiye, sanıldığı gibi su zengini bir ülke değildir.
Dünya nüfusunun %40'ını barındıran 80 ülke şimdiden su sıkıntısı çekmektedir. 1940-1980 yılları arasında su kullanımı iki katına çıkmıştır. Nüfusun hızla artması, buna karşılık su kaynaklarının sabit kalması sebebiyle su ihtiyacı her geçen gün artmaktadır.
İnsan kullanımı, ekosistem kullanımı, ekonomik kalkınma, enerji üretimi, ulusal güvenlik gibi suyun gerekli olduğu birçok sektör vardır. Ancak, özellikle son 20 yıl içerisinde artan insan nüfusu ve bunun sonucu olarak artan su talebi, küresel bir su krizini gündeme getirmiştir. Bunun yanı sıra, hızla artan dünya nüfusu ve su talebiyle birlikte ekonomik, politik ve çevresel konulardaki mücadeleler ve çekişmeler çok daha yaygın ve ciddi boyutlara ulaşmıştır. Su kaynakları; miktar, kalite ve tüm diğer sektörel kullanımlar açısından birçok ciddi sorunla karşı karşıyadır.
İnsanların su gereksinimi ile mevcut su kaynakları arasındaki uçurum dünyanın pek çok yerinde gittikçe büyümektedir. Yer altı su düzeylerinin inanılmayacak derecede hızlı düşüşü, suların akıl almaz derecede kirletilmesi, bir çok akarsuyun denize ulaşmadan kaybolup gitmesi, sanayide ve tarımda su kullanımının son derece artması, bu uçurumun başlıca nedenleridir. Bütün bunların sonucunda su kaynakları için rekabet, uluslar arası düzeyde güncel hale gelmiştir.
Bu nedenle bir zamanların BM Genel Sekreteri Boutros GALİ, “ Geleceğin savaşları politik nedenlerden değil, su için çıkacaktır” demişti.
Su, yalnız son zamanlarda değil, çok eski tarihlerden beri en değerli doğal kaynaklardan biri olarak kabul edilmektedir. Örnekler:
* M.Ö. IV. yüzyılda, yani bundan yaklaşık 2.400 yıl önce Empodekles, “ Dünya su ve topraktan meydana gelmiştir” diyordu.
* Daha sonraları, bu tanımlamanın sınırları genişletilerek “Dört Eleman Kuramı” ortaya atılmıştır. Bu kurama göre, “ Bütün cisimler su, toprak, hava ve ateşten oluşmaktadır” şeklinde bir tanımlama yapılmıştır.
* Modern bilimde ise: “Yaşam suda başlamıştır”, “Susuz yaşam olmaz” şeklinde tanımlamalar yapılmaktadır.
Bütün bu ifadeler, dünyanın yapısı ve canlıların yaşamı için suyun ne kadar değerli bir kaynak olduğunu göstermektedir. (Prof. Dr. Necmettin ÇEPEL)
1 Lt Su = 4 Lt Benzin
Dünyada suyun benzinden bile pahalı olduğu kentin hangisi olduğunu biliyor musunuz? Birleşik Arap Emirlikleri'nin en güzel kıyı kenti olarak anılan Dubai'de pahalı olan tek bir şey var: "Su". İsrail, teknolojisiyle kullanma suyunu deniz suyundan elde etmeyi başaran Dubaililerin çeşmelerinden akan bu su rahatlıkla içilebiliyor. Ancak teknolojinin gelişmesi sayesinde çölü vaha haline dönüştürmeyi başaran bu kentin insanları bir litre su içebilmek için tam dört litre benzin parası ödemek zorunda kalıyorlar.
SU KAYNAKLARI
Gelişmekte olan ülkelerde bölgesel su kaynakları 21.yy. da büyük tehlike altında kalacaktır. İklim değişimi; kirlilik, artan nüfus ve ekonomiden dolayı meydana gelen etkileri arttıracaktır. En büyük tehlike altındaki bölgeler kurak ve yarı kurak alanlar, bazı kıyı alanları, deltalar ve küçük adalardır.
Su kaynaklarını geliştirme çabaları yoksulluğun azalmasına yardım edecektir.
Bu amaçla yeni kaynaklar gelistirilmeli ve var olan kaynaklar verimli kullanılmalıdır. Uzun vadeli çalışma stratejileri olarak; su kullanımı direk kontrolü için teknolojiler, alışkanlık etkileri için vergiler ve teşvikler, yeni havzaların
oluşturulması,su kirliliğinin azaltılması, nehir kanallarının yenilenmesi, kıyı bitki örtüsünün korunması çalışmaları geliştirilmelidir.
Belki de üzerinde düşünülmesi gereken soru şu: Türkiye’nin bir su poltikası var mı?
Yeryüzündeki su kaynakları
Dünya'daki su kaynaklarını okyanuslar, denizler, göller, akarsular, kar ve buzullar ile yer altı suları oluşturur. Yeryüzündeki sular sürekli bir döngü içerisindedir. Tüm su kaynaklarından sıcaklığın etkisiyle sular tekrar yağış olarak yeryüzüne düşer. Irmakları, denizleri, gölleri ve yer altı sularını besler.
Yağışlar sonucu yeryüzüne düşen suların bir kısmı yüzeyden akarken bir kısmıda yeraltına sızararak depolanırlar veya buralarda akış gösterirler. Bunlara Yeraltı Suları denir. Bu suların kendiliğinden yeryüzüne çıktığı yerlere de Kaynak denir.
Yeraltı suyunun miktarını; Yağış Miktarı Yüzeyin Eğimi Bitki Örtüsü Zeminin Özelliği etkiler. Alüvyal Ovalar, Karstik Araziler, Deniz ve Göl Kıyıları yeraltı suyu bakımından zengin alanlardır. Kaynaklar Kaynaklar yeryüzüne çıkış özelliklerine göre değişirler;
1-Yamaç Kaynakları: Dağ ve vadi yamaçlarında geçirimli tabakanın yeryüzüne çıktığı yerdir.
2- Fay Kaynakları: Yeraltı sularının Fay Çatlaklarından yeryüzüne çıktığı kaynaklardır. Bazılarının suları derinlerden geldiği için sıcak olur. Buralara Kaplıca, Ilıca veya Çermik denir.
3- Karstik Kaynaklar: Kalkerli arazilerin çatlaklarından sızan suların toplanıp yeryüzüne çıkmasıyla oluşur. Bu suların en önemli özelliği kireçli oluşlarıdır.
4- Artezyen Kaynakları: Özellikle kıvrımlı sahalardaki çanaklaşmış arazilerde 2 geçirimsiz tabaka arasında kalmış yeraltı suyunun çanağın tabanının delinmesiyle çıkan basınçlı kaynaktır.
5- Gayzer Kaynaklar: Volkanik sahalarda mağmanın etkisiyle yeraltı suyunun sıcak su ve buhar olarak dışarı çıkması ile oluşan kaynaklardır. Denizli-Sarayköy de örneğini görmek mümkündür.
YER ALTI SULARI VE KAYNAKLAR
Yağışlarla yer yüzüne inen suların geçirimli tabakadan yer altına sızarak , yer altında oluşturdukları sulara yer altı suları denir.
Yer Altı Sularının Beslenmesinde Etkili Olan Faktörler
1) Yağış miktarı,
2) Yağış türü (Kar yağışları ile beslenme fazla olur.)
3) Zeminin geçirimliliği ( alüvyal ve karstik alanlarda geçirimlilik fazladır).
4) Arazinin eğimi :eğimin az olduğu alanlarda beslenme daha fazladır.
5) Bitki örtüsü: Yüzeysel akımı engellediği için.
6)Taban Suyu: Alüvyal ovaların tabanında bulunurlar. Altta geçirimsiz tabaka ile sınırlandırılmış geçirimli tabaka üzerinde biriken sulardır. Beslenme durumuna göre taban suları bazen yüzeye kadar çıkabilir. Yer altı su seviyesinin düşük olduğu alanlarda ise kuyu açmak suretiyle bu sulardan faydalanılır.
Türkiye taban suları bakımından zengindir. Ör: Ege Bölgesinin çöküntü ovaları, Konya,Kayseri, Erzurum, Erzincan, Elazığ, Bursa, Adapazarı gibi. KAYNAKLAR Yer altı sularının tekrar yeryüzüne çıktığı yere kaynak denir.
Sularının Sıcaklığına Göre Kaynaklar 2 Grupta İncelenebilir:
A-SOĞUK SU KAYNAKLARI: Sularını yağışlarla yeryüzünden alırlar. Sularının sıcaklığı ve akımları yıl boyunca değişir.
1)Tabaka Kaynağı (yamaç): Geçirimli tabakların uç kısmından suların yüzeye çıktığı yerdir.
2)Vadi Kaynağı: Vadi tabanlarından çıkan kaynaklardır.
3)Karstik Kaynak (Voklüz): Kalkerli arazilerde yer yüzüne çıkan kaynaklardır. En fazla Akdeniz Bölgesinde görülür. Ör: Düden suyu
Bu kaynakların en önemli özelliği sularının bol miktarda kireç içermesidir.
4)Artezyen Kaynağı: Tekne biçimindeki iki geçirimsiz tabaka arasındaki geçirimli tabakaya açılan bir sondaj ile suların püskürerek yer yüzüne çıkmasıdır. Diğer kaynaklardan ayrılan yanı beşeri faktörlerin etkisiyle yer yüzüne çıkmasıdır.
B-SICAK SU KAYNAKLARI: Sularını mağmaya yakın alanlardan alırlar. Suları geldiği derinliğe göre sıcak veya ılıktır. Sularının sıcaklığı yıl boyunca aynıdır. Akım değişikliği olmaz. Bol miktarda eriyik madde içerir.
1)Fay Kaynağı: Fay hattı boyunca yeryüzüne çıkan kaynaklardır. Halk arasında bu kaynaklara ılıca, kaplıca,çermik, içme ve maden suları denilmektedir.
Ör: Manisa (Kurşunlu, Urganlı, Alaşehir, Demirci), Denizli (Pamukkale, Karahayıt, Sarayköy, Buldan), Kütahya (Simav),Balıkesir (Edremit, Gönen), Sivas (Balıklı Çermik) gibi merkezlerde vardır. Bu yerlerin ortak özelliği yer yapılarının özelliğidir.
2)Gayzer Kaynağı: Etkin haldeki volkan dağlarından değişik aralıklarla püskürerek çıkan kaynaklardır. Türkiyede örneklerine rastlanmaz.
İklim Değişikliğinin Su kaynakları üzerinde oluşturacağı muhtemel etkiler ve sonuçları
Bazı bölgelerde yağış artarken bazı bölgelerde azalacaktır.
Yağışta meydana gelecek herhangi bir değişim yüzey nemliliği, yüzey yansıtma katsayısı ve bitki örtüsünü etkileyecektir. Bu da evapotranspirasyonu ve bulut örtüsünü etkileyerek yağışı etkilemektedir. Kısaca hidrolojik sistem insan aktivitelerine; şehirleşme etkisi, buz erimesi gibi şekillerde cevap vermektedir.
Yağış paternlerindeki değişim ne kadar suyun tutulabileceğini etkileyecektir.
Bir çok model sağnakların şiddetini arttıracağını öngörmektedir. Bu da suyun toprakta süzülmesinin azalarak sellerin artacağını göstermektedir. Mevsimlik paternlerdeki değişim yerüstü ve yeraltı su kaynaklarının bölgesel dağılımını etkileyebilecektir.
Büyük yağışlardan dolayı yüksek enlem bölgelerinde büyük akışlar görülebilir.
Kaynaklar ve havzalar etkilenecektir.
Evaporasyon ve akıştaki yeni oluşumlar doğal eko sistemleri etkileyecektir.
Suyun sıcaklığında ve termal yapısındaki değişimler organizmalarin hayatta kalması ve büyümesi ekosistemlerin türü ve çoğalmasını etkiler. Akıştaki değişim, yeraltı suları ve yağış göller ve akarsular üzerinde direkt olarak besinler ve organik oksijenin çözünmesine etki eder. Bu da suyun kalitesi berraklığı üzerinde etkilidir.
Denizlerin yükselmesi kıyı alanlarda tatlı su kaynaklarına zarar verir.
Kıyı su alanları tuzlu suyun yeraltı sularına karışmasından dolayı tehlike altındadır.
Su kaynaklarındaki azalma tarım ve çevre üzerindeki etkisinden dolayıda insanlar üzerinde ek etki yapacaktır.
TÜRKİYENİN SU VARLIĞI
Su günlük ihtiyaçlarımız açısından önemli olduğu kadar, siyasi ve ekonomik anlamda da çok önemli bir meta. Bugün Orta Doğu’nun en önemli soru(n)larından biri durumunda. Türkiye su açısından oldukça bereketli bir ülke. Dört bir yanının denizlerle çevrili olması, akarsuları, nehirleri ve iklim yapısı Türkiye’yi bu açıdan avantajlı kılıyor.
Türkiye dünyanın en hızlı nehirlerinden birkaçına sahip olsa da su rezervleri bakımında alt sıralarda yer almaktadır. Türkiye’de su kaynaklarının yönetimi uluslararası standartlarda iyi ve sürdürülebilir bir yönetim politikası benimsenmediği için geleceğe ilişkin tehditler ciddi boyutlara ulaşmıştır.
Ülkemizde ise tatlı su kaynakları oldukça sınırlıdır ve ihtiyaca ancak cevap vermektedir. Türkiye'nin kullanılabilir su potansiyeli 110 milyar m3 olup, bunun %16'sı içme ve kullanmada, %72'si tarımsal sulamada, %12'si de sanayide tüketilmektedir.
DSİ Genel Müdürlüğü verileri, 2030 yılında su kaynaklarımızın %100 verimle kullanılacağını öngörür. 2030 yılında nüfusu 80 milyona ulaşacak olan Türkiye, kişi başına düşen 1100 m3 kullanılabilir su miktarıyla, su sıkıntısı çeken bir ülke durumuna gelecektir. Bu veriler göz önüne alındığında, 2050 ya da 2100 yılında, Türkiye’nin çok ciddi bir su kriziyle mücadele etmesinin kaçınılmaz olduğu görülür. Bu tehlikeyi en aza indirmek için, su kaynaklarımız çok dikkatli yönetilmelidir.
Türkiye'nin mevcut su potansiyelinin kullanım oranları;
Kişi başına düşen su kullanımı, toplumun gelişmişlik seviyesiyle doğru orantılıdır. Gelişmiş ülkelerde bu oran oldukça yüksek olmasına rağmen, gelişmekte olan ülkelerde ise düşüktür. (ABD'de 1692 m3, Avrupa'da 726 m3, Afrika'da 244m"tür.)
Dünyanın yıllık yağış ortalaması 1000 mm olup, Türkiye'nin yıllık yağış ortalaması ise 643 mm. dir.
Türkiye su kıtlığı çeken ülkeler arasında yer almamakla birlikte, hızlı nüfus artışı, kirlenme ve yıllık yağış ortalamasının dünya ortalamasından düşük olması; mevcut kaynakların daha dikkatli kullanılmasını ve kirlenmeye karşı gerekli tedbirlerin bir an önce alınmasını gerektirmektedir.
Su Bütçesi
Yaklaşık 150 milyon kilometre karelik dünya toprağına, dengesiz biçimde dağılmış, en değerli doğal kaynak sudur. Çöl ve kutup bölgelerinin kapladığı 75 milyon km²’lik kesimde hiç su yoktur. İçimlik suların olmadığı yerde yaşayan insan sayısı 1.8 milyar kişidir. 2.4 milyar kişi ise her türlü sağlıklı içme suyu donanımından yoksundur.
Dünyada her yıl 20 milyon kişi pis su yüzünden ya da su yetmezliğinden kaynaklanan hastalıklardan ölüyor. Azalan su kaynakları ile gittikçe çoğalan insanı beslemek için tarım ürünlerini üretmek olanaksızdır. Yıllar ilerledikçe su tüketimi de artmaktadır. 1950’de 1000 km3/yıl olan tüketim, 1991’de 4000 km3/yıl’a ulaşmıştır. 40 yıllık aralıkta su tüketimi dünya nüfus artışının 2 katı olmuştur. Bu hızı arttıranlar çiftçi ve sanayicilerdir.
Yeryüzündeki suların %97’si okyanuslardadır. Geri kalan %3 suyun, %79’u (toplamın %2.37’si) buzullarda, %20’si (toplamın %0.6’sı) yeraltında, %1’i (toplamın %0.03’ü) yüzeyde yer alır. Yüzey sularının %52’si göllerde, %38’i yeryüzündeki nemde, %8’i atmosferdeki su buharında, %1’i nehirlerde ve %1’i de canlı organizmasında yer alır. Su tüketininin %70’i tarımsal amaçlı kullanımla gider.
Bunun %40’ı yanlış sulama yöntemi nedeniyle yitiriliyor. M² başına olağan sulama 1 m3/yıl (ya da 3 lt/gün)’dür. Bu sulama hızında dahi, su sığı derinlikte buharlaştığı için toprakta tuz bırakarak aşırı gübre ve tarım ilaçları ile çoraklaşmayı hızlandırmaktadır. Ormanların hızla kesilmesi ile dengesiz su akışı ile gelişen aşınma gelecek 40 yıl içinde dünyada ekilebilir toprakların %30’unun yitirilmesine neden olacaktır.
Türkiye’nin Su Bütçesi
Ülkelere göre kişi başına yıllık su tüketimi; ABD’de 2200 m3/yıl (6000 lt/gün), Fransa’da 725 m3/yıl (2000 lt/gün), Türkiye’de 182 m3/yıl (500 lt/gün), Gana’da 30 m3/yıl (82 lt/gün)’dür.
Türkiye’de suyun 350 lt/gün’ü tarımda kullanıldığına göre; 150 lt/gün’ü temizlik, içimlik ve sanayide kullanılmaktadır. Gelişmişlik sınırı için bir kişinin temizlik ve içimlik su gereksinmesi 200 lt/gün’dür.
Türkiye’deki su üretimi, orman ve otlaklardan 108 milyar m3/yıl’dır. Bunların 64 milyar m3’ü (%59) barajlardan, 9.5 m3’ü (%8.
yeraltısularından, 34.5 milyar m3’ü (%32) akarsu ve göllerden sağlanır. Bu sular 3.8 milyon hektarlık sulu tarım alanında sulama, 35.000 MW’lık hidroelektrik santrallerde enerji üretimi için ve yerleşim-sanayi alanlarında kullanılır. Sudan dönüştürülen enerjinin toplam enerji içinde aldığı oran %14.4 olup, diğer kaynaklar; odun %19.2, taş kömürü %7.1, linyit kömürü %37.7, asfaltit %5, petrol %11, tezek bitki %9.3, doğalgaz %0.6, jeotermal enerji %0.05’tir.
Su Enerjisi Neden Önemli?
Bir hidroelektrik santralin ömrü en az 75 yıl ve az bir masrafla yenilenip kullanımına devam edilebiliyor. Bir termik santralin ömrü ise en fazla 25 yıl. Ayrıca hidroelektrik santraller kurulduğu yerin ekonomik hayatına da baraj göllerinde yapılan balıkçılık, taşımacılık ve hatta su sporları sayesinde katkı sağlıyor. En önemlisi, çevre dostu. Üstelik, ülke ekonomisini dışa bağımlılıktan kurtarıyor ve ülke içi enerji piyasası dünyadaki ekonomik olaylardan (petrol fiyatlarının ya da doların değerinin artması gibi) etkilenmiyor.
Beyaz Petrol Atağı: Nehir Santralleri
Türkiye bu konuda büyük bir atağa kalktı. Bugüne kadar elektrik yatırımları, hep devlet tarafından kısıtlı bütçelerle ve uzun zamanda yapıldı. Yakın zamanda, “Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu” kuruldu
. Bu kurum, elektrik üretimini özel sektöre açtı. Yatırımcılar “nehir santralleri” kurabilmek için ülkenin her noktasında su kaynağı aramaya başlamışlar. Hedef, 2023’te Türkiye’de enerjiye dönüştürülmeden akan tek damla suyun kalmaması.
Petrol bitecek... Doğalgaz tükenecek... Elimizde su kalacak...Buna rağmen Japonya su potansiyelinden %100 yararlanıyor, Türkiye ise sadece %26 oranında... Oysa bir enerji kaynağı olarak su, Türkiye'nin geleceğine yön verebilir?
İşte bu yüzden Türkiye yeni bir atılım başlattı... Bu atılımın adı: Nehir Santralleri’ Türkiye’de nehir santrali kurmak için 700 şirket nehir arıyor...
Türkiye’nin barajları
BARAJIN ADI BARAJIN YÜZÖLÇÜMÜ BULUNDUĞU IRMAK BULUNDUĞU İL
Atatürk 817 Fırat Şanlıurfa
Keban 675 Fırat Elazığ
Karakaya 298 Fırat Elazığ-Malatya
Hirfanlı 263 Kızılırmak Kırşehir - Samsun
Altınkaya 118.3 Kızılırmak Ankara
Hasan Polatkan 83.8 Sakarya Adana
Çatalan 81.7 Ceyhan Adana
Seyhan 67.8 Seyhan - Kelkit Sivas
Kılıçkaya 64.4 Seyhan Adana
Aslantaş 49.8 Gediz Manisa
Demirköprü 47.7 Ceyhan Kahramanmaraş
Sır 47.5 Aksu Burdur
Karacaören 45.5 Ceyhan Kahramanmaraş
Menzelet 42 Arpaçay Kars
Arpaçay 41.8 Dicle Diyarbakır
Devegeçidi 32.1 Tozanlı Tokat
Alnus 31.3 B. Menderes Denizli
Adıgüzel 25.9 Tahtalı İzmir
Tahtalı 23.5 Delice Yozgat
Gelingülü 23.2 Porsuk Eskişehir
Porsuk 23.4 Çayağzı İstanbul
Ömerli 23.1 Delice Yozgat
Gelingölü 23.2 Yeşilırmak Samsun
Hasan Uğurlu 22.7 Fırat Şanlıurfa
Neler Öğrendim?
Türkiye su zengini değil, kısıtlı suyu olan bir ülke. Eğimli bir coğrafyamız olması sayesinde mevcut sularımızı elektrik enerjisine dönüştürebilme şansımız var. Ancak, hidroelektrik santral potansiyelimizin sadece % 35’ini kullanıyoruz.
Peki, kullandığımız elektriği nereden elde ediyoruz? % 41’ini yurt dışından satın aldığımız doğal gazdan. 1980’lere kadar, elektrik üretimimizde hidroelektrik santrallerinin payı %60’tı. Görüldüğü gibi, yirmi küsur yılda enerji bakımından dışa bağımlılığımız artmış.
gözdem.....

Kayıtlı
Konuyu Paylaş:
sana dilsiz,dudaksız sözler söyleyeceğim / bütün kulaklardan gizli sırlardan bahsedeceğim / bu sözleri sana, herkesin içinde söyleyeceğim / ama senden başka kimse duymayacak / kimse anlamayacak......