Türk Tarih TeziVikipedi, özgür ansiklopedi
Git ve:
kullan,
ara<!-- start content -->
Türk Tarih Tezi,
1930'lu yıllarda
Türkiye'de ortaya atılan
ulusçu tarih yorumu.
Türk Tarih Tezi, Osmanlı tarihyazımının mirası olan İslam merkezli tarih yorumlarına ve Avrupa merkezli tarih yorumlarına karşı alternatif bir ulusçu yorum geliştirilmesi amacıyla 1930'larda ortaya atılmıştır.
Türk Tarih Tezi'nin iki temel amacından söz edilebilir:
- Türk ulusunu odak alarak tarihi yeniden yazarak bir Türk ulusal kimliğinin yaratılmasına katkıda bulunmak, bu şekilde Cumhuriyet'in temel amacı olan ulus-devlet yaratma sürecine tarihsel bir referans oluşturmak.
- Türklerin dünya uygarlıklarının gelişiminde önemli bir yere sahip olduğu tezini kanıtlayarak Türkiye Cumhuriyeti'nin meşrutiyetinin tarihsel olgularca doğrulandığını göstermek
Temel kabuller
[değiştir]Türk Tarih Tezi, beyaz ırkın kökeninin Orta Asya olduğu hipotezinden yola çıkmaktadır. Buna göre çeşitli göç dalgaları halinda Orta Asya'dan dünyaya yayılan
Türkler dünya medeniyetlerinin önemli bir kısmını kurmuştur.
Türk Tarih Tezi’nin temel kabulleri şu şekildedir:
- Türkler, brakisefal ve beyaz ırktandır. Beyaz ırkın anayurdu Orta Asya’dır
- Medeniyetin beşiği Türklerin anayurdu olan Orta Asya’dır
- Göçler sonucu Türkler birçok yere yayılmış ve uygarlaşmayı tetiklemiştir
- İtalya'da yaşamış Etrüskler Türk'tür
- Irak'ın güneyindeki Sümer uygarlığını Türkler kurmuştur
- Mısır medeniyetinin ilk kurucuları Orta Asyalı brakisefal Türklerdir
- Maya, Aztek ve İnka Amerika uygarlıklarını Türkler kurmuştur
Teoriye göre Türk Tarih Tezine göre Irak, Anadolu, Mısır ve Ege medeniyetlerinin ilk kurucuları Orta Asyalı brakisefal ırkın temsilcileridir: Hitit, Sümer, Etrüsk, Rum, Yunan, Kürt, Macar vs. halklar Türk sayılmaktadır. Başka bir deyişle, bu teze göre Avrupa’dan Çin’e kadar uzanan coğrafyadakilerin çoğu Türktür.
Mustafa Kemal Atatürk 1930'lu yıllar boyunca yaptığı çeşitli konuşmalarda Türk Tarih Tezi'ni bizzat desteklemiştir. Örneğin "Bu memleket tarihte Türk’tü, o halde Türk’tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır." sözüyle Anadolu'da eskiden beri yaşamış bütün halkların Türk olduğunu belirtmektedir.
"
Diyarbakırlı,
Vanlı,
Erzurumlu,
Trabzonlu,
İstanbullu,
Trakyalı ve
Makedonyalı hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır." sözleriyle de
Kürtler,
Rumlar,
Bulgarlar, Makedonlar vs. halkların
Türk olduğunu öne sürmektedir.
"Anadolu 7000 yıllık Türk beşiğidir" sözü de Anadolu'da Türklerin varlığının
Malazgirt Savaşı'ndan çok öncelere dayandığı anlamını taşımaktadır; Anadolu'nun en eski halkları Atatürk'e göre Türk'tür.
Bu gerçekliği Atatürk'ün kendi yazdığı şiirde de görebiliriz:
[kaynak belirtilmeli]"Gafil, hangi üç asır, hangi on asır
Tuna ezelden Türk diyarıdır.
Bilinen tarihler söylememiş bunu
Kalkıyor örtüler, örtülen doğacak
Dinleyin sesini doğan tarihin
Aydınlıkta karaltı, karaltıda şafak
Yalan tarihi gömüp, doğru tarihe gidin
Asya'nın ortasında Oğuz oğulları
Avrupa'nın Alpleri'nde Oğuz torunları
Doğudan çıkan biz
Nerde olsa, ne olsa kendimizi biliriz
Türk sadece bir milletin adı değil
Türk bütün adamların birliğidir
Ey birbirine diş bileyen yığınlar
Ey yığın yığın insan gafletleri
Yırtılsın gözlerdeki gafletten perde
Hakikat nerede?"
Bu şiirden anlaşıldığı kadarıyla Atatürk'e göre
Alp Dağları'na kadar uzanan yerdekiler Türk'tür. Tuna nehrinin "ezelden beri Türk diyarı" olduğunu belirterek de Almanya, Avusturya, Slovakya, Macaristan, Hırvatistan, Yugoslavya, Bulgaristan, Romanya, Moldova ve Ukrayna gibi Tuna havzası ülkelerinin üzerinde yaşamış olan halkların Türk olduğu tezini ortaya koymaktadır.
Atatürk, Türk Tarih Tezi'nde dile getirilen göç hareketleri ve "
Kayıp Kıta Mu" efsanesi arasında bir bağlantı kurulabileceğini düşünmüş ve bu konuda araştırma yapmak için bazı girişimlerde bulunmuştur. Bu efsaneye göre Büyük Okyanus'da, Asya ve Amerika kıtaları arasında bulunan ve Avustralya'nın iki katı büyüklüğünde olan Mu Kıtası 70 bin yıl önce batmıştı. Atatürk, Türk halkının Mu kıtasından dünyaya yayılmış olabileceğini düşünerek bir araştırma başlattı; Meksika’ya elçi olarak atanan
Tahsin Mayatepek'i, Türkçe ile Maya dili benzerliğin araştırılmasıyla görevlendirdi.