...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Hattiler, M.Ö. 2500-2000 yılları arasında Anadolu'da
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Mezopotomya etkisindeki medeniyeti temsil ettiler (Bkz Anadolu Medeniyetleri). M.Ö. 2000 yıllarında Anadolu'da ANADOLU MEDENİYETLERİ Alm. anatolische Zivilisationen (f), Fr. Civilisations d’Anatolie, İng. Anatolian Civilisations. Anadolu’da tarih boyunca kurulan medeniyetler. Anadolu isminin ortaya çıkışı konusunda iki rivayet vardır. Birincisi; Romalıların buralara hakim oldukları devirde Kızılırmak ile Ege Denizi arasındaki bölgeye “Thema Anatolica” (Doğu Bölgesi) ismini vermişlerdir. Zamanla Thema Anadolica isminin yerine sadece Anatolica kullanılmış ve batı literatürüne bu
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Hititler, Anadolu’nun tarihsel çağları, Çorum'un Sungurlu ilçesine 5 km. uzaklıkta bulunan ve yapılan kazılarda Hitit İmparatorluğu’nun başkenti Hattuşa olduğu anlaşılan Boğazköy'de, Yozgat’ın güneydoğusuna düşen Alişarhöyük'te ve kayserinin kuzeyindeki Kültepede bulunan, çivi yazısı ile yazılmış tablet denilen kil levhacıklar ile başlar. Sayıca, Alişar ve Boğazköy de az Kültepede ise on binleri aş
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Trakya'da Balkan yarımadasının doğusundaki bölgeye verilen isim. Trakya güney Avrupa'da yer alan güney Bulgaristan, kuzeydoğu Yunanistan ve Türkiye'nin Avrupa yakasını içeren tarihi çok zengin bir bölgedir. Türkiye sınırları içindeki yüzölçümü 133,080 km² olan bu bölgenin üç deniz ile sınırı vardir; Karadeniz, Marmara Denizi ve Ege Denizi.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Trakların oturduğu kabul edilir. Hititler, Orta Anadolu'da M.Ö. 1850'de devlet kurarak, genişlediler. Anadolu'nun tamYASAK KELİME 16 yakınına hakim oldular. Arkeolojik kazılarda bulunan kültür ve medeniyet eserleri meydana getirdiler. Yapılan kazılarda Antik çağda bugünkü Trakya, Bulgaristan ve kuzey Yunanistan'da yaşamış, M.Ö. 4. y.y.'da Büyük İskender'in topraklarını ele geçirmesiyle asimile olmuş kavim.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Alacahöyük ve Çorum’a bağlı Alaca ilçesinin kuzeybatısında yer alan höyük. Önemli Hitit merkezlerinden olan bu höyük, 310 m genişliğinde 20 m yüksekliğindedir. Çok eski devirlerin önemli doğu - batı yolu üzerindedir.
İlk olarak 1835’de W.G. Hamilton tarafından gezilen Alacahöyük, o zamandan beri çeşitli araştırma ve kazılarla hakkında bilgi edinilmeye çalışılan bir yerdi. Buradaki kazılar esaslı olarak 1935 yılında Türk Tarih Kurumu adına yapılmaya başlan
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Boğazköy'de Hitit eserleri bulundu (Bkz. Hititler). Hititler zamanında, batıdan
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.İyonlar, doğudan İzmir ile Büyük Menderes ırmaklarının bulunduğu bölgeye yerleşmişlerdir. Polis adı verilen şehir devletleri şeklinde yaşamışlardır. En önemlileri İzmir, Foça, Efes, Milet’dir. Bu şehir devletleri; aralarında ticari rekabet bulunması ve hürriyetlerine düşkün olmaları nedeniyle siyasi birlik oluşturamamışlar ancak dini inanışlarının ortak olması sebebiyle kültür birliği sağlamışlardır.Fenike harf yazısının Ege havzasında tanınmasını sağlamışlardır. Bilim, sanat, alanlarında Anadolu’da İlkçağda en
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Asurlular, Aslen Kuzey Irak'ta, Dicle kıyısında bulunan Aşur/Asur (Qalat Şarqat)şehri ve çevresinde yaşayan bir Sami toplulukken özellikle M.Ö. 2000 sonrası doğu-batı arası global ticaretten faydalanarak gelişmiş ve topraklarını genişleterek ülkelerini bir imparatorluğa dönüştürmüş eskiçağ halkı.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Urartular, güneydoğudan Urartu Devleti Doğu Anadolu'da yaşamış ilkçağ ulusudur, en parlak döneminde (M.Ö. IX. yy.) Hazar Denizi'nden Malatya'ya kadar uzanan alanda egemenlik sürüyordu. Başkenti Tuşpa (Van) idi. Devletin kuzey sınırları Erzurum ve Erzincan'a, güney sınırlarıysa Musul ve Halep'e kadar uzanıyordu. O yıllarda Ön Asya'nın büyük devleti olan Asur Devleti, Urartuların bağımsızlığını tanımak zorunda kaldı.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Hurriler ve Anadolu’da devlet kurmuş eski bir kavim. Milattan önce 3000 yıllarında Anadolu’da oturan Hurriler, M.Ö. 2000 yıllarında Kuzey Mezopotamya, Suriye, Filistin ve Kilikya’da Mitanni ve Kizzuwatna krallıklarını kurdular. Mîlâttan önce 1300 yıllarında Mısır’a giren Hiksoslar, Hurrileri de hâkimiyetleri altına aldılar. Hurriler Musul çevresinde oturan Asya kökenli Subarular’ın torunlarıdır.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Mitannilerin istilasına uğradı. Traklar ise Trakya'da kabileler halinde yaşıyorlardı. M.Ö. 1000 yılında ise, Anadolu; Geç Hititler, Asurlular, Urartular,
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Frigyalılar, Güçlü bir uygarlık kuran Friglerin tarihi ve sosyal yaşamı ile ilgili bilgilerimiz ne yazık ki yeterli değildir. Bu konudaki ilk bilgileri antik yazarlardan öğreniyoruz. Tarihçi Herodot ile coğrafyacı Strabon'a göre Frigler, Avrupalı bir kavimdi ve Anadolu'ya gelmelerinden önce “Brigler” olarak anılıyorlardı. Friglerle ilgili bu yazılı kaynakları ve bölgedeki kazı sonuçlarını değerlendiren bilim adamları Friglerin, büyük olasılıkla MÖ 1200'lerde Trakya ve Boğazlar üstünden Anadolu'ya geld
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Lidyalılar, Lidyalılar Alm. Lyd(i)er (pl.), Fr. Lydiens (pl.), İng. Lydians. Batı Anadolu'da devlet kurmuş eski bir kavim. Asıl merkezleri, Menderes ve Gediz nehirleri vadileriydi. Ülke güneyinde Karya, doğusunda Frigya, batısında Eolya, kuzeyinde Temnos Dağları ile çevrilidir.
Yunan efsanelerine dayanarak, M.Ö. 700'lerde Mermnad veya Şahin Kralları adı ile kaynaklarda geçen Lidya Sülalesinin adı, Lidas'tan gelmiştir. İlk kralları Giges'tir. Giges, ülkesinin tica
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Medler ve Perslerin hakimiyetine girdi.
Bunlardan sonra Trakya dahil Makedonya ve Romalıların eline geçti. Romalıların M.S. 395 yılında ikiye ayrılmasıyla Türkiye toprakları Doğu Roma da denilen Bizanslıların payına düştü. Bizanslılar, Türkiye'ye önceleri bütün, sonraları da fasılalı olarak kısmen hakim oldular. Bizanslılar (395-1453) devrinde Türkiye, Anadolu tarafından Partlar, Sasaniler, Haçlılar ve Moğolların taarruz ve istilasına uğradı. Hulefa-i Raşidin ( Dört Halife Devri), Emeviler, Abbasiler, Selçuklular, Atabekler, Memlukler, Anadolu Beylikleri, Karakoyunlular, Akkoyunlular ve sonunda Osmanlıların fethine uğradı. Trakya ise, Avrupa Hunları, Avarlar, Bulgar Türkleri, Peçenekler, Haçlılar ve Slavların taarruzuna uğradı.
Türkiye toprakları 11. yüzyıldan itibaren Türk kavimlerinin akınına uğramaya başladı (Bkz. Türkler). Selçuklular Anadolu fethine başlayıp, tamamladılar. Anadolu'nun Türkleşip, İslamlaşmasında çok hizmetleri geçti (Bkz. Selçuklular). Türkiye'nin Anadolu ve Trakya toprakları, 13. yüzyılda başlayıp, 15. yüzyılda tamamlanan Osmanlı hakimiyetine girdi (Bkz. Osmanlı Devleti). Türkiye, Osmanlı Devletinin son zamanına kadar taarruz ve istilaya uğramadı. Osmanlı Devletine karşı, 19. yüzyılda Rusya, Papalık çeşitli uluslararası yıkıcı ve bölücü fikir akınlarıyla, politikaların gizli ve aşikar taarruzuna uğradı. Yirminci yüzyılda ise hiç yoktan Birinci Dünya Savaşına sokularak güçsüz düşürülüp, taarruz ve istila edildi. Türkiye; İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan ve sömürge kuvvetlerince işgal edildi. Türk Milleti işgalcilere karşı tarihe altın harflerle yazılan Bağımsızlık Mücadelesini verdi (Bkz. Türk Kurtuluş Savaşı). Milli Mücadeleyi kazandı. İstiklal Savaşı yıllarında, 23 Nisan 1920'de Ankara'da kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye'de köklü değişiklikler, reformlar yaptı. Türk milletinin kazandığı zaferler sonunda; TBMM ve başkanı Mustafa Kemal Paşa (bkz. Mustafa Kemal Atatürk), Türkiye'de her alanda inkılaplara başladı. İnkılaplar, devrin şartlarına göre çok güç olmasına rağmen bütün engeller aşılarak kararlaştırılıp, uygulandı. Bu inkılaplar, “Atatürk İhtilali” yada “Kemalizm” adıyla bilinmektedir. Birinci Dönem TBMM (1920-1923) devrinde; Osman Gazinin 1281 yılında Kayı Beyi olmasından beri devam eden Osmanlı Hanedanını sona erdiren 1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılması ve halifeliğin Osmanlı Hanedanına mensup en yaşlı ve ahlakla ilimce en uygununun TBMM'ce seçimine dair kanun çıkarıldı. İkinci Dönem TBMM (1923-1927) devrinde uzun görüşmeler ve çok çetin müzakereler sonunda bugünkü sınırlarımızı, bazı hukuk kuralları ve siyasetimizi tespit eden Lozan Antlaşması imzalandı.
Lozan Antlaşmasından sonra İkinci Dönem Meclisi şu inkılapları yaptı: 29 Ekim 1923'teCumhuriyet ilan edilerek, devletin idare şekli tespit edildi. 3 Mart 1924'te “Hilafetin İlgası ve Hanedan-ı Osmaniyenin Türkiye Cumhuriyeti memalik-i hariciyesine çıkarılması, yine aynı gün, Şer'iye ve Evkaf ile Erkan-ı Harbiye Vekaletlerin kaldırılmasına ilişkin kanunla Tevhidi Tedrisat kanunları da kabul edildi. Şer'iye ve Evkaf Vekaletinin kaldırılmasıyla ve vekalete bağlı bütün okul ve medreseler kapatıldı. Tevhid-i Tedrisat (Eğitim ve Öğretim) kanununun kabulüyle de bütün okulların eğitim ve öğretim işleri, milli ve laik ilkeler doğrultusunda Milli Eğitim Bakanlığının idaresine bırakıldı. Şer'iyye Mahkemeleri kaldırılarak 8 Nisan 1924'te mahkemeler birleştirildi.
20 Nisan 1924'te devlete yeni bir düzen veren Anayasa, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edildi. Aşar Vergisi 17 Şubat 1925'te kaldırıldı. Saltanat ve hilafetin kaldırılması, eğitimde birliğin sağlanması ve Cumhuriyetin ilanıyla girişilen inkılaplara yenileri eklenerek, yenileme çabaları sürdürüldü. 25 Kasım 1925'te Şapka Kanunu çıkarılarak fes kaldırıldı.
Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılmasına ilişkin 2 Eylül 1925 tarihli kararname, 30 Kasım 1925'te yayımlanan kanunla kesinleşti. Hicri takvim, Ezani yani alaturka saat yerine 25 Aralık 1925'te Miladi takvim, vasati yani alafranga saat sistemi kabul edildi. 17 Şubat 1926'da Medeni Kanun kabul edilerek, kadının hukuki durumu yeniden düzenlendi. İktisadi müesseselerde, Türkçe Kullanılması Kanunu 10 Nisan 1926'da kabul edildi. 1 Temmuz 1926'da Kabotaj Hakkı yürürlüğe girdi. 28 Mayıs 1927'de Sanayii Teşvik Kanunu çıkarıldı.
Üçüncü Dönem TBMM (1927-1931) devrinde şu inkılaplar yapıldı: Laiklik esası, 9 Nisan 1928'de Anayasaya alınarak, kurumlar laikleştirildi. 24 Mayıs 1928 Latin rakamı inkılabından sonra Kasım 1928'de otuz altı harfli Osmanlı elifbası yerine yirmi dokuz harfli Latin alfabesi kabul edildi. 14 Temmuz 1930'da kadınların belediye seçimlerine katılma ve 23 Aralık 1930'da seçilme hakları verildi. Türk Tarih Kurumu, 15 Nisan 1931'de “Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti” adıyla kuruldu. Dördüncü Dönem TBMM (1931-1935) devrinde, Türk Dil Kurumu “Türk Dili Tetkik Cemiyeti” adıyla 12 Temmuz 1932'de kuruldu. 31 Mayıs 1933'te Üniversite Islahatı Kanunu çıkarıldı. 21 Haziran 1934'te Soyadı, 26 Kasım 1934'te Lakap ve Ünvanların Kaldırılması Kanunu çıkarılıp, 5 Aralık 1934'te de kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı verildi. Türkiye Cumhuriyeti dış politikası kuruluşundan itibaren “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” esasına göre tespit edildi. Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ve inkılapların mimarı, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün 10 Kasım 1938'de ölmesinden sonra da açtığı yoldan gidildi.
Atatürk'ten sonra Cumhurbaşkanlığına İsmet İnönü getirildi. İsmet İnönü (1938-1950) devrinde bütün dünyayı saran İkinci Dünya Savaşı (1939-1945) çıktı. Türkiye, fiili olarak harbe girmemesine rağmen savaş hali ve ekonomisi uyguladı. Bu devrede ülkede açlık çekilip, hürriyetler kısıtlandıysa da, 1946'da çok partili sisteme geçmesiyle iktidar ve tek parti çok sarsıldı. 1950 seçimlerinde iktidar Cumhuriyet Halk Partisinden Demokrat Partiye geçince İsmet İnönü Cumhurbaşkanlığını Celal Bayar'a devretti.
Celal Bayar'ın Cumhurbaşkanlığı, Adnan Menderes'in Başbakanlığı, Demokrat Partinin iktidarda kaldığı 1960 yılına kadar sürdü. 1950-1960 yılları Türkiye'nin hareketli bir iç ve dış politika yaşadığı devirdir. Türkiye, dünya barışı için Birleşmiş Milletlerin çağrısı üzerine bir Türk Tugayını Kore'ye gönderdi. Türk Tugayı Kore'de komünistlere karşı müttefiklerinin ve bütün dünyanın takdirini toplayan zaferler kazanıp, ittifak içindeki görevini hakkıyla yerine getirdi. Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kore'deki başarıları Türkiye'nin itibarını arttırdı. İkinci Düyna savaşından sonra Sovyet yayılmasına karşı kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatına yani NATO'ya kabul edildi. Türkiye'nin NATO'ya girmesiyle Sovyet yayılma ve tehlikesi, sıcak savaşı durdurmuşsa da soğuk savaşın önüne bütünüyle geçilememiştir. İttifak sisteminin gereği üzerine, 28 Şubat 1953'te Balkan Paktına, 24 Şubat 1958'de Bağdat Paktı da denilen CENTO'ya girildi.
Demokrat Parti (1950-1960) zamanında dış münasebetlerin gelişmesi yanında memleket içinde de çok büyük gelişmeler oldu. Demokrasi işlerlik kazanarak, İkinci Dünya Savaşı psikolojisinden memleket kurtarıldı. Türkiye kalkınma yolunda çok büyük mesafeler kazandı. Cumhuriyet devrinde kurulan devlet teşekküllerinin faaliyetleri hızla arttırıldı. Hür teşebbüse imkan tanınmasıyla özel sektör de kalkınmadaki yerini aldı. Devlet, kamu ve özel sektörün faaliyetlerinin arttırılmasıyla kalkınma çok hızlandı. Pekçok fabrika, santral, baraj, site ve işyeri açıldı. Şehirleşme arttı. Eğitim ve öğretim kurumları arttırılarak, imkanlar genişledi. Pekçok mesleki, teknik ve dini okullarla ilkokul, orta öğretim müesseseleri, üniversiteler ve akademiyle bunlara bağlı fakülte ve yüksek okullar açıldı. Her sahadan eleman yetiştirilmesine ağırlık verildi.
Demokrat Parti iktidarı 27 Mayıs 1960'ta Türk Silahlı Kuvvetlerinin müdahalesiyle son bulup, Cemal Gürsel Cumhurbaşkanı oldu. Cemal Gürsel'in 1966 yılına kadar devam eden Cumhurbaşkanlığı zamanında Kurucu Meclisçe, 1961'de Anayasa ve aynı yıl seçimler yapıldı. İki defa ihtilale teşebbüs edilip, hükümet buhranı görüldü. CENTO ülkeleri, 21 Temmuz 1963'te Bölgesel Kalkınma İçin İşbirliği Teşkilatını (RCO) kurdular. Hükümet buhranı Adalet Partisinin iktidara gelip, Süleyman Demirel'in Başbakan olmasıyla sona erdi. Cemal Gürsel'in rahatsızlanıp, 1966'da ölmesiyle Cevdet Sunay Cumhurbaşkanı oldu. Cevdet Sunay'ın Cumhurbaşkanlığı (1966-1973) zamanında öğrenci hareketleri üzerine Türk Silahlı Kuvvetleri 12 Mart 1971'de hükümete muhtıra verdi. Muhtıra üzerine Süleyman Demirel hükümeti çekildi. Partilerin iştirakiyle yeni hükümet kuruldu. Cevdet Sunay'dan sonra 1973'te Fahri Korutürk Cumhurbaşkanı seçildi. Fahri Korutürk'ün Cumhurbaşkanlığı (1973-1980) zamanında hükümet buhranları sık görüldü. Hiçbir parti çoğunlukta olmadığı için koalisyon hükümetleri kuruldu. Sık sık hükümetler iş başından ayrıldı. Hükümet buhranları toplumda anarşiyi arttırdı. Fahri Korutürk'ten sonra Cumhurbaşkanı dahi seçilemedi. Türk Silahlı Kuvvetleri, ülke çapında devam eden anarşik hadiselerin, sosyal buhranların önüne geçmek gayesiyle 12 Eylül 1980'de idareye el koydu. (bkz. 12 Eylül Darbesi) Anarşi durdurularak, devlet yıkımdan kurtarıldı. Türkiye'ye huzur getirildi. Genelkurmaybaşkanı Kenan Evren, Konsey ve Devlet Başkanlığı vazifelerindeyken Danışma Meclisi, Anayasa hazırladı. Anayasa 7 Kasım 1982'de halk oylamasına sunularak, % 91.4 nispetle kabul edildi. 1982 Anayasasıyla beraber Kenan Evren'in Cumhurbaşkanlığı da milletçe kabul edildi. 1983'te seçimler yapılarak, demokrasiye tekrar geçildi. Seçimde Anavatan Partisi çoğunluğu kazanarak, Turgut Özal Başbakan oldu. 1987'de yapılan seçimleri de büyük çoğunlukla Anavatan Partisi kazandı. Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in görev süresinin dolmasından sonra 1989'da Turgut Özal meclis tarafından Cumhurbaşkanı seçildi. Cumhurbaşkanı, başbakanlığa Meclis Başkanı Yıldırım Akbulut'u atadı. 16 Haziran 1991'de yapılan kongrede Anavatan Partisi Genel Başkanlığına Mesut Yılmaz seçildi. Daha sonra Cumhurbaşkanı tarafından yeni hükümeti kurmakla vazifelendirildi. Mesut Yılmaz'ın başbakanlığı 20 Ekim 1991 seçimlerine kadar sürdü. 20 Ekim seçimlerinde hiçbir parti tek başına seçimleri kazanamadı. Demirel başkanlığında koalisyon hükümeti kuruldu. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın 1993'te vefatı üzerine bu makama DYP Genel Başkanı Süleyman Demirel seçildi. Cumhurbaşkanı, 1993'te yapılan DYP Genel Başkanlığına seçilen Tansu Çiller'i yeni hükümeti kurmakla görevlendirdi. Tansu Çiller, Demirel zamanındaki koalisyon hükümetine bazı bakanları değiştirerek devam etti..