DANİMARKA
İlköğretim Coğrafya Kitabında;
Sayıları 25 milyona ulaşan Kürtler (13-14 milyonu Türkiye’de),dünyadaki anavatansız halktır. Burada bulunan ve Türk olarakadlandırılan halkın çoğu aslında Kürttür.
Türk Devleti Kürt halkının varlığını reddetmektedir. Kürtlerindemokratik hakları kısıtlanmaktadır. Parlementoya seçilmiş bile olunsaTürkiye’de Kürtçe konuşmak hapis nedenidir.
Türk polisi ve askerinin yargısız tutuklamaları, köyleri harap etmeleri Kürtleri sürekli tedirginlik içinde yaşamaya itmektedir.
Bölgedeki iç savaşta 37.000 kişi ölmüştür. Ayrıca 2.500 Kürt köyü yıkılarak boşaltılmıştır.
Yapılan baskılar nedeniyle Batı Avrupa’ya gelen yabancıların büyük kısmını Kürtler oluşturmaktadır.
FRANSA
İlköğretim Tarih – Coğrafya Kitabında;
Fotoğrafın altında “1918'den sonra Osmanlı İmparatorluğunda Ermeniyetim ve öksüzleri" ibaresi bulunmaktadır. Fotoğrafta yerlerde çok kötüdurumda, yarı çıplak küçük yaşlarda kız ve erkek çocuklar görülmektedir.
Eğitim sistemi itibarıyla ezberden çok, tartışma ve yorum yönteminin
uygulandığı bu ülkede, tartışma ve yorum yapmaya müsait bu resimleOsmanlı İmparatorluğu ilişkilendirilerek, sözde Ermeni soykırımı;
Ermeniler kimdir?
Bu çocuklar neden öksüz kalmışlardır?
Osmanlı İmparatorluğu içerisinde ne kadar Ermeni yaşıyordu?
Bunlara ne oldu?
gibi sorularla işlenmektedir.
Savaşta Avrupa'da en az 8 milyon insan ölmüş, milyonlarcası yaralanmışveya sakat kalmıştır ve üstelik savaş 1 milyondan fazla Ermeninin göçettirilmesi ve katledilmesiyle 20 nci yüzyılın ilk soykırımı sonucunudoğurmuştur.
Fotoğrafta, bir bina önünde üç Ermeni din adamı ve önlerinde yerdeyatan öldürülmüş insanlar (Kitaba göre Ermeniler) görülmektedir.Fotoğrafın altında "Ermeni katliamı (1919)" yazısı ile "1915'te TürkHükümetinin aşırı uçtaki kanadınca alınan önlemler, İmparatorluktakiErmenilerin büyük bir bölümünün yok edilmesine yol açtı. (en az 600 binölü)" açıklaması bulunmaktadır.
"Cephede Savaş Dehşeti" isimli konu alt başlığında "Bu savaş esnasında20 nci yüzyıl, ilk soykırım ile tanışmış oldu. Büyük çoğunluğu Müslümanolan Osmanlı İmparatorluğunda Hıristiyan Ermeniler, Rus saldırılarınadestek vermekle suçlandılar. 1,5 milyon Ermeni kadın, çocuk, erkek1915'te sürgüne gönderildi ve Türk hükümetinin emri ile katledildi"ifadesi yer almaktadır.
Fotoğrafın altında "1915'te Ermeni Katliamı" yazısı ile "Ermenilerintutuklanma ve sürgüne gönderme kararını kim aldı?" sorusubulunmaktadır. Söz konusu fotoğrafta ise elleri tüfekli, fesli vebıyıklı, asker elbisesi giymiş iki kişi ile, kafatasları görülmektedir.
İlköğretim Tarih Kitabında;
Altında Ermeni katliamı yazısı bulunan resimde temsili olarakErmenilerin kadın, erkek, çocuk, bıçakla ve tüfekle katledilmesigösterilmektedir.
Sayfanın sağ üst köşesindeki haritada Türkiye'nin kuzeydoğusu “Ermenistan” olarak gösterilmiştir.
Resimde Sırpları katleden Türkler gösterilmekte ve altında:
"Zorbalıklar başlıyor, Sırp köylülerin Türk çetelerince öldürülmesi" yazısı yer almaktadır.
Kitabın insan hakları ihlallerinin kronolojik olarak gösterildiğisayfasında, 1915 Yılı için "Ermenilerin Türkler tarafından katledilmesi20 nci Yüzyılın ilk soykırımıdır." ibaresi yer almaktadır.
"Lise 2 nci sınıfta Ermeni sorunu nasıl kavrattırılır?" sorusu yeralmakta ve altında "Neden bu seçim?" sorusuna üç maddelik yanıtverilmiş:
-09 Aralık 1948 Soykırım Suçlarının Cezalandırılması Sözleşmesi iletanımlanan ve 16 Nisan 1984 Yılında halkların sürekli mahkemesitarafından 20 nci Yüzyılın ilk soykırımı olarak kabul edilen soykırımakarşı borç olduğu için,
-Milliyetçilik ilkesinin değişime ve büyük güçlerin çıkarlarına karşı daha hafif kaldığını göstermek için,
-Soykırım ve savaş suçlarının kabul edilmesindeki güçlüğü göstermek için.
İlköğretim Sosyal Bilgiler Kitabında;
Kitap, PKK/KONGRA-GEL terör örgütünü, Abdullah ÖCALAN’ı, meşru ve masumbir bağımsızlık mücadelesi yapıyor olarak göstermektedir. Bir ortaokulöğrencisinin anlayacağı şekilde basit bir dille yazılmış olan kitabın36 ncı sayfasında "Türk Hükümeti modern ve liberal olarak görünmekistemektedir. Türkiye, AB’ne aday olmak üzere başvurmuştur. Kanunlarlayönetilen barış içinde bir devlet imajı vermeye çalışmaktadır. AncakPKK/KONGRA-GEL üyelerini ve Kürt milliyetçilerini öldürmek veyayakalamak için kuvvete başvurmaktadır." denilmektedir.
lköğretim Coğrafya Kitabında;
"Dünyanın Bugünkü Jeopolitiği" adlı konu verilirken bir dünya haritasıçizilmiş ve üzerinde çatışma bölgeleri gösterilmiştir. HaritadaTürkiye'nin güneydoğusu da çatışma bölgesi olarak gösterilmektedir.
Ortadoğu haritası üzerinde, Türkiye'nin güneydoğusu, Kuzey Irak veİran'ın batısı ile Suriye'nin bazı bölümleri Kürt bölgesi olarakgösterilmiştir.
Ayrıca Şırnak kenti de yüksek çatışma bölgesi olarak belirtilmiştir.
GÜNEY KIBRIS RUM YÖNETİMİ
İlköğretim Okuma Kitabında;
“Harap Bir Köy” adlı okuma parçasında, köyün 1974 yılında Türklertarafından harabeye çevrildiği anlatılmaktadır. Parçada köy halkınınher şeyi bırakarak köyü terk ettiği dramatize edilerek resimli birşekilde anlatılıyor.
Kuzey Kıbrıs Yunanlıları Türk Ordusu tarafında evlerini terk etmek ve adanın özgür bölgelerine göç etmek zorunda bırakıldılar.
Parçada; kuzeyde bıraktığı evi ziyarete giden ailenin büyük kızıdönüşte iki salyangoz getirir. Evin küçük kızı salyangozları görüncegözleri dolar: “Evlerini sırtlarında taşıyorlar, keşke ben de aynısınıyapabilseydim.”
“Göç” başlıklı yazıda, Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarında yaşanannüfus mübadelesinde Yunanlıların evlerini, topraklarını satıp göçettikleri konusu trajik bir şekilde anlatılmaktadır.
Yazıda, Mihalis KASİALOS adlı bir halk sanatçısının (ressam) 1973’tePaşaköy’de inşa ettirdiği ve duvarlarını dillere destan bir şekildekendi elleri ile resmettiği kilise anlatılmaktadır. Yazının devamında1974 ağustosunda Türk Askerlerinin köye girip birçok masum kişi ilebirlikte yaşlı KASİALOS’u da öldürerek etrafa zarar verdiklerindenbahsedilmektedir. Sonunda ise yaşlı KASİALOS ölmüş olsa bileresimlerinin ölümsüz bir şekilde orada kalacağından söz edilmektedir.
1821 ayaklanmasını anlatan yazıda; Sakız Adası’nın Türkler tarafındanyerle bir edildiği, köy ve şehirlerin yakıldığı; kadın, çocuk veihtiyarların boğazlandığı, genç kızların ise yine Türkler tarafındanköle pazarında satıldığı anlatılmaktadır.
İzmir’in Türklerin eline geçmesi ve devamında yaşanan nüfusmübadelesinin trajik bir şekilde anlatıldığı yazı; İzmir’in alevleriçinde kaldığı, Yunanlı nüfusun canlarını kurtarmak için küçüksandallara dolup denize açıldığı görüntüsü yaratılan bir resimledesteklenmiştir.
Hikayede EOKA’cı Grivas’ın da lakap olarak aldığı efsanevi DiğenisAKRİTAS’ın Beşparmaklar ile öyküsü anlatılmaktadır. Beşparmaklar’ın ilkçağlardan beri Helenlere ait olduğunu vurgulanmaktadır.
Öykü ilk çağ dönemine ait olmasına rağmen konu Türklere getirilmekte veEflaklı bir Yunan çocuğun nöbet yerine giderken Türk-Arap korsanlarınKıbrısa saldırdıkları ve adanın yeşil kıyılarının kızıl kana bulandığıanlatılmaktadır.
Nöbetçi çocuğun, arkadaşlarına, kardeşlerine kılıçlarını kuşanıpTürkler ve Araplara karşı savaşmaya çağırdığı bir kahramanlık öyküsüolarak anlatılmaktadır.
“Türk İşgali” adlı şiirde Barış Harekatı dramatize edilerek anlatılmaktadır.
İlköğretim Din Bilgisi Kitabında;
“Ben Hristiyan doğdum, Hristiyanım, Hristiyan öleceğim.”
Bu sözlerden sonra Türkler onu zindana attılar ve birkaç gün sonra yaşamı tüyler ürpertici bir şekilde sona erdi..
İlköğretim Tarih Kitabında;
Seni ilk oğluna ağlamak zorunda bıraktığım için ağlama, umutsuzlanma anneciğim.
Eğer bunca anneler ağlıyorsa bunun suçlusu Türklerdir.
Bana süt içirip büyüttüğün kulübemize bir Türkün efendi olmasına kalbim
dayanamıyor, tahammül edemiyorum.
Bunu sen de biliyorsun anne.
Bu kitabın tamamı Türk düşmanlığı içermektedir.
İlköğretim Okuma Kitabında;
“Kıbrıs’da”, “Kıbrıslı Çocuk”, “Vatan” ve “Bölünmüş Vatanımız HakkındaKüçük Çocuğun Merakı” adlı şiirlerde ilkokul çocukları, Kıbrıs’ınbölünmüş olduğu ve yeniden birleşmesi için dileklerde bulundukları,geride (kuzeyde) bıraktıkları yerlere ve evlerine dönmek istedikleri,Türklerin Güzelyurt ve Maraş’ı harabeye çevirdiği gibi konularişlenmektedir.
Eftihia Teyze, Erenköy’ün Yalusa Köyü’nde ailesiyle birlikte mutlu birhayat sürüyordu. İnsanlar ister Yunan olsun isterse Türk olsun herkeseyardım ediyordu. Fakat 1974 yazında kötü olay ansızın gelişti. OğluAleksandros, onun karısı Avgi ve çocukları ile birlikte esir oldu.Aleksandros Kıbrıslı Türkler tarafından bir soruşturma için tutuklandı.O günden beri hiç kimse kendisini görmedi, kayıp.
İlköğretim Coğrafya Kitabında;
“Türkler 1974 Temmuzunda Kıbrıs’a askeri çıkarma yaptılar. 200 bin Rumzorla evlerinden atıldı ve kendi vatanlarında göçmen oldu. BirçoğuTürkiye’deki hapishanelere götürüldü. Bu kişilerden 1619’u halenkayıptır. Bu kişilerin aileleri, yakınlarının akibetlerininbelirlenmesi için o zamandan itibaren süregelen bir mücadelebaşlatmışlardır. Türk işgali altında bulunan topraklarda, 1974’te 20bin mahsur insan kalmıştır. Türkler bu kişileri, yavaş yavaş oradangitmeye mecbur etmişlerdir. Bu kişilerin sayıları devamlı azalmaktadır.1994’te bu kişilerin sayısı 900’ü geçmiyordu.”
Parçanın sonunda, parça içerisinde geçen rakamlarla ilgili sorular sorulmaktadır.
Örneğin:
“Kıbrıs’a Türk işgali ...... Temmuz’unda yapılmıştır.”
İlköğretim Din Bilgisi Kitabında;
Türk döneminde Kıbrıs Kilisesinin varoluş mücadelesi verdiğindenbahsederek Türklere “barbarlar” diye hitap etmektedir. KıbrısKilisesini Nuh’un Gemisi’ne benzetmektedir.
1821’de Türklerin Rum papazları katlettiği, 1974 Yılında Kıbrıs’ı işgal ettikleri belirtilmektedir.
İlköğretim Sosyal Ahlak Dersi Kitabında;
Karikatürize edilmiş haritada, Kıbrıs; üzerinden kan damlayan dikenlitellerle ikiye bölünmüş ve kuzey tarafının üzerinde Türk bayrağıbulunan bir asker botu ile ezilmekte. Altındaki açıklamada:
“Kıbrıs devletinin toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı 1974’teki Türk işgali ile açık bir şekilde ihlal edilmiştir.
Haritada Kuzey ve Güney sınırları gösteriliyor. Haritanın üstüne “Unutmuyoruz” diye büyük bir başlık atılmış, altındaki açıklamada ise:
“İşgal Bölgesi %36.4, 3 bin ölü, 1619 kayıp ve 824 esir.”
İlköğretim Din Bilgisi Kitabında;
Türk döneminde sürekli despotluk olduğu, Türklerin Ortodokskiliselerini camilere çevirdiği, kiliseye acımasız vergileruyguladıkları, papazların sürgüne gönderildiği ve Türklerin kiliseleriyağma ederek kiliselere saygısızlıkta bulunduklarındanbahsedilmektedir. Türklerin Hristiyanlığa düşman olduğu izlenimiyaratılmaktadır.
İNGİLTERE
Müzenin “Crime Against Humanity” bölümünde “Armenia 1915” başlığıaltında Türklerin 1915 yılında Ermenileri nasıl katlettiklerini anlatanbir bölüm vardır. Bu bölümde sözde Ermeni soykırımının nasıl başladığıanlatılmaktadır.
Müzenin “Crime Against Humanity” bölümünde “The continuing Plight ofthe Kurts” başlığı altında Kürtlerin kim olduğu ve Kürtlere karşıyapılanlar yıllara göre ayrı ayrı anlatılmaktadır.
İSVEÇ
İlköğretim Coğrafya Kitabında;
Haritada Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin bir kısmı “kürdistan” olarak gösterilmiştir.
Atlasın Kültür ansiklopedisi bölümünde, çeşitli milletlerin tanıtıldığıkısımda, Kürtlerin hayvancılıkla uğraşan, Türkiye, İran ve Irak’tayaşayan, baskı altında yaşadıkları iddia edilen Müslüman halk olduklarıifade edilmektedir.
İTALYA
İlköğretim Coğrafya Kitabında;
Türkiye nüfusunun çoğunluğu Türk halkından ve azınlık Kürt halkındanoluşmaktadır. Kürt halkı, sistematik olarak politik bir baskı rejimiuygulanması nedeniyle göçe itilmektedir.
Kürt halkı, politik açıdan birden çok ülkeye ait olan Kürdistanbölgesinde yaşamaktadır ve sürekli olarak politik baskı altındatutulduklarından dolayı dünyanın çeşitli bölgelerine dağılmışdurumdadırlar.
Birinci Dünya Savaşı sonunda büyük devletler tarafından Kürt halkınatoprak verilmesi sözü tutulmamış ve bunun sonucu olarak Kürt halkı,Türkiye, Suriye, Irak ve İran topraklarına yayılmışlardır.
Şu anda, Türkiye’de yaşayan Kürt halkının nüfusu 15 milyoncivarındadır. Türk Devleti, Kürt halkına karşı işgal, yerleşimbölgelerini yok etme, halkı göçe zorlama şeklinde askeri baskı altındatutmaktadır. Kürt kimliğini yok etmeye çalışarak, Kürtleri, “DağTürkleri” olarak çağrılmaya zorlamaktadır.
Kürtçe konuşulması yasak olup, Kürt çocuklarının eğitimleri yalnızca Türk öğretmenler tarafından yapılmaktadır.
Kürt sorunu, Abdullah ÖCALAN’ın (Kürt halkının özgürlüğü ve haklarıiçin askeri ve politik metotlar kullanarak savaşan PKK/KONGRA-GELpartisi başkanı) yakalanmasından sonra uluslararası bazda gündemegelmiştir.
Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası teşkilatlar birçok kezTürkiye’yi ve Kürt halkının yaşadığı diğer ülkeleri, Kürt halkına karşıuygulanan baskı rejimlerinden dolayı suçlamıştır.
Türkiye’nin radikal İslam’a karşı aldığı pozisyondan dolayı vebulunduğu bölgede denge unsuru olması gibi stratejik konumu vardır. Bunedenler, Kürt halkına uyguladığı baskıların, uluslararası platformdayeterince sert bir tepki almasını engellemiştir.
MACARİSTAN
Macaristan Kültür Bakanlığı İnternet Sitesinde;
1456 Yılında Osmanlı Ordularının Macaristan istikametine yönelmesiüzerine Papa III ncü CALİXTUS Hıristiyan dünyasını Haçlı seferine davetetti ve Hıristiyanlardan savaşın kazanılması için kiliseye giderek duaetmeleri ve kiliselerde günde üç kez çan çalınmasını emretti. Bu duyurubeklenilenden daha etkili oldu.
22 Temmuz 1456’da Macar Komutanı Janos HUNYADİ komutasındaki
birlikler Belgrad’da Osmanlı Ordusuna ağır kayıplar verdirdiler. Birçok kişi yapılan duaların bu başarının kazanılmasında etkili olduğunudüşündü.
Papa bu zaferi 06 Ağustos’ta öğrendi ve Hıristiyan Dünyasında zafer günü
olarak kutlanmasını buyurdu. Papa VI’ncı ALEXANDER, 09 Ağustos 1500’debütün Hıristiyan dünyasında kiliselerde öğle vakti çanların çalmasınıbuyurdu.
Bu nedenle her gün saat 1200’de kiliselerde çalan çanların anlamı Türklerin
1456’da Belgrad’da yenilgiye uğratılmasını kutlamaktır.
İlköğretim Tarih Kitabında;
Kitabın, Ermeni ve Kürt sorunu bölümlerinde, ATATÜRK’ün görüşlerine deyer vererek tamamen İngiliz görüşü yansıtılmaktadır. Kitapta Türkleraleyhinde ağır eleştiriler bulunmaktadır.
Sözde Ermeni Soykırımını Ermeni trajedisi olarak ifade eden yazar, kitabında
ATATÜRK’ün Ermenilerin güneye göç ettirilmesi esnasında katliamauğradığı ve sorumluların cezalandırılmasını talep eden görüşlerine yervermektedir.
Tehcir kanunu nedeniyle Ermenilerin yalnız doğu Anadolu’da değil, Trakya’da
dahil olmak üzere bütün bölgelerden göç ettirildiği ve göç esnasındaKürt aşiretler tarafından katliama tabii tutulduğu ifade edilmektedir.Binlerce Ermeni’nin de Alman subaylar ve Alman Protestan din adamlarıtarafından kurtarıldığı ifade edilmektedir.
Yazar ayrıca, AB Parlamentosunun 1987 tarihli kararına gönderme yaparak,
1948 tarihli BM Anlaşması gereğince 1915-1917 tarihlerinde meydanagelen olayları soykırım olarak kabul etmesi gerektiğini belirtmektedir.
Kürt İsyanı bölümünde ise, 1925 ve 1937 isyanlarının bastırılmasındauygulanan yöntem ve taktikler nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti ve TSKeleştirilmektedir. Olayları İngiltere’nin Trabzon Konsolosyardımcısının görüşlerinden alıntılar yaparak tek taraflı olarakanlatmakta ve sözde Ermeni soykırımı ile benzerlikler kurmaktadır.
ARNAVUTLUK
İlköğretim Tarih Kitaplarında;
Yabancı işgalcinin (Osmanlı İmparatorluğu) nefret uyandıran bayrağı ne kadar daha Kruya'nın surlarında dalgalanacak?
Türkler, Arnavutluk'u ele geçirip ateşe verdi. 500 sene boyunca el ve ayaklarımıza kelepçe vuruldu.
Köleliğin elbisesini çıkart ve cesaretin silahlarını giy.
"Arkadaşlar, Türk itine vurun!" dedi ve düşman saflarına daldı.
Osmanlıları ölüm bitirsin! Yeteri kadar ezdiler bizi.
Türkler senin nerede olduğunu öğrendiği zaman seni köle yapar, annenin ırzına geçer.
Arberia bölgesini işgal ettikten sonra Osmanlılar çaldılar, yaktılar ve ne buldularsa her şeyi mahvettiler.
İtalya'da ve diğer ülkelerde hümanizm kültürü yerleştirildiği zamanArnavut vatanına Osmanlı işgali yerleşti. Osmanlı ordusu şehirlerleberaber kültürü de bozdu.
Osmanlı işgali boyunca Arnavut kültürü mahvoldu.
17 nci yüzyıl başında Osmanlı İmparatorluğu bütün Arnavut topraklarınıişgal etti. Osmanlılar politik ve ekonomik baskıyı arttırmak için birçok bölgeyi parçalayarak yeni bir düzen kurdu.
Osmanlı işgalinden Arnavut şehirleri savaş boyunca çok ağır etkilendi.İnsanların öldürülmesi ve ekonominin mahvedilmesi dışında toplumun birparçası yurt dışına göç etmiştir.
Osmanlı işgali uzun sürdüğü için eğitimi de çok etkiledi. Halkın çoğuokuma-yazma bilmiyordu. 19 ncu yüzyılda Saray, Arnavut dilininöğretimine ve okullarının açılmasına izin vermiyordu.
Arnavut eğitimi ve kültürünün gelişimini engellemek için Türkler birçok şey kullandılar. Bunlardan birisi: Arnavutça dilinin Türk ve Arapalfabeleriyle yazılması propagandasıydı. Bu tür şeyleri Osmanlılar,Arnavutça dilinin gelişimini engellemek için ve Müslümanlar ileHıristiyanlar arası çatışmaların oluşması için yapıyorlardı.
BOSNA – HERSEK
İlköğretim Tarih Kitaplarında;
Düzenli Türk Birlikleri geldiğinde, isyancıların cesur savunmamücadelelerine rağmen ayaklanma kanlı şekilde bastırılmıştır. TürkOrdusu birçok Sırp Köyünü soymuş ve yakmıştır.
Türkler itaatkar Hristiyan nüfustan çıkan ve Yeniçeri olarakadlandırılan, paralı piyadelerden oluşan yeni bir asker sınıfını ordusistemine sokmuştur. İşgalciler haracı/vergiyi Hristiyanların kanınaempoze etmişlerdir. Zaman zaman çocuklarını almışlar, onları götürüpasker adayı olarak okutmuşlar ve Türk Ordusunun elit birliği olanYeniçeri sınıfı için hazırlamışlardır. Hristiyan ailelerin çocuklarıasker adayı olarak okutulmalarının yanı sıra Osmanlı ruhuylaeğitilmişlerdir. Onların profesyonel asker olarak evlenme hakları yoktu.
Osmanlılar itaatkar halkları barbarca ezmiş; çok sayıda harç ve vergi ödemek zorunda tutmuştur.
Osmanlılarda yolsuzluk, şiddet, soygunlar ve asalaklık idarenin temelunsurlarıydı. Bu durum, çoğunlukla hayatta kalma mücadelesi vereniteatkar nüfusun ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimini imkansız halegetirmiştir.
Ortadokslar dini vecibelerini yerine getirmekte büyük zorluklarla karşılaşmıştır.
Türkler tembel oldukları için esir ticareti yapıyorlardı. EsirHristiyanlara katı tutum sergilendiği için ve bazıları esaretten çabukkurtulacaklarını düşündükleri için Türkleşmişlerdir.
Türk Akıncıları hiçbir direnişle karşılaşmadan, Slovenya ve Hırvatistan topraklarını yağmaladılar.
Split rahibi Roma’da: “Türkler, annelerin elinden bebeklerinialıyorlar, kadınlara kocalarının önünde tecavüz ediyorlar, genç kızlarıailelerinden koparıyorlar; yaşlıları çocuklarının önünde öldürüyorlar.Bunları kendi gözlerimle gördüm.”
Farklı kaynaklara göre Türkler 200 şehri işgal ettiler; 100 bin insanı köle, 30 bin genci de yeniçeri yaptılar.
1524’te Türkler Konjic’teki tüm Fransiskan keşişlerini öldürdüler,cesetlerini Neretva Nehri’ne attılar ve manastırları, binaları,çevrelerindeki kiliseleri tahrip ettiler
BULGARİSTAN
İlköğretim Tarih Kitaplarında;
Yeniçerilerin Bulgaristan topraklarında büyük kötülük yaptıkları, gaddar askerler olarak hatırlandıkları,
Sultanın kan vergisi adı altında yeniçeri toplama usulünün gaddarca olduğu,
Birkaç yıllık sürelerle kuşatılan topraklarda sultanın adamlarının çok çocuklu Hristiyan ailelerden birer çocuk aldıklarını,
Korkutulan bu çocukları, muhafızlar vasıtasıyla uzun süren yaya yolculuklar ile İstanbul’a götürerek Türkleştirdiklerini,
Bu çocuklara sultanın kölesi gibi davrandıklarını, toplu olarak yaşadıkları yerden çıkmalarına izin vermediklerini,
Ordunun yeni sefer ilan ettiğinde ve sefer yerine giderken geçtikleribölgelerde hırsızlık ve akla sığmayacak her türlü deliliği yaptıklarınıanlatmaktadır.
Osmanlıdaki kölelikten bahsederken; Türklerin aydınlatılabileceğiniancak bunun boş bir çaba olacağını, Türklerin cehaletlebeslendiklerini, fanatikliğin ufuklarını daralttığı ifade edilmektedir.
1350 yılında Osmanlıların Bulgar topraklarına girdiğinde toplukatliamlar yaptıkları, dini binaları yaktıkları, kadın ve çocuklarıesir alıp sattıkları anlatılmaktadır.
Sultan Beyazıt döneminde, Türk Bölge İdarecisinin, ileri gelenHristiyan din adamlarını müşterek konuları görüşmek üzere çağırarak,genç-yaşlı demeden kilisenin ortasında boğazlarını kestiği, 110 ilerigelen Hıristiyanın öldürüldüğü anlatılmaktadır.
Hristiyanların çoğunun korkudan, bazılarının güzel vaadlere kanarak,bir kısmının da maddi çıkar sağlamak için İslamiyeti kabul ettikleri;
Seçkin sınıflardan bazılarının orduda çalışmaya başlayarak (Hristiyansipahiler) hemen olmasa da zamanla İslamlaşıp Türkleştiklerini,böylelikle: Balkanlarda birçok aristokrat ailenin yok olduğu, bunun ençok Vidin, Niğbolu, Sofya ve Köstendil Sancaklarında gerçekleştiğibelirtilmektedir.
Diktatör tarzda reformcu tarifinin en çok Mustafa Kemal ATATÜRK’eyakıştığı, ATATÜRK’ün Osmanlı İmparatorluğunun kalıntılarından yeniTürkiye’yi kurduğu, yaratıcı milliyetçilik fikrine dayanarakcumhuriyeti ilan ettiği,
ATATÜRK’ün ölümüyle birlikte cumhurbaşkanlığına ve Cumhuriyet HalkPartisi Başkanlığına İsmet İNÖNÜ’nün seçildiği, bundan sonrareformların ve demokratikleşmenin durduğu ifade edilmektedir.
Lozan Barış Antlaşması ile Türkiye’nin 1913 ve 1918 yıllarındakaybettiği savaşlarda, Avrupa’da 23 bin km2’lik toprak kaybı ile DoğuTrakya ve İzmir’i geri verdiğinden (ancak Haziran 1913’te TürkOrdusunun Doğu Trakya’yı istila ettiği ve burada yaklaşık 100 binBulgarı kestikleri ve 400 bin Bulgarı topraklarından sürgün ettiğinden)bahsedilmektedir.
Devlete adil vergi hakkına sadece Müslüman olanların sahip olduğuna,diğerlerinin haklarının sadece belirlenen ek vergileri ödedikleritaktirde korunduğu,
Müslümanların; kendilerinin Hıristiyanlara göre daha üst bir sınıfolduklarına, Hristiyanların kendilerine daha iyi hayat şartları sunmakiçin varolduğuna inandıkları belirtilmektedir.
Bağımsızlık savaşındaki yenilgiden sonra, Türk çiftçilerinin Bulgarköylüleri üzerindeki baskılarının arttığına, vergilerin rüşvet sistemişeklinde toplanmasına devam edildiğine,
Bulgar halkının hiçbir politik ve sosyal haklarının olmadığına, yerelBulgar aydınlarının takip edildiğine, baskı ve belalarla baş başaolduklarına değinilmektedir.
KOSOVA
İlköğretim Tarih Kitaplarında;
Kosova Savaşı’ndan sonra, Osmanlılar Arnavut topraklarını işgalettiler. Evleri yakıp hayvanları ve diğer değer eşyaları yağmaladılar.Onlar Arnavut prensliklerini ellerinde tutmak için çocuklarını rehinaldılar. Bunların arasında Cerc Kastriot’da (İskender Bey) bulunuyordu.Osmanlı Türkleri 9 yaşındaki Cerc Kastriot'i rehin aldılar.
60 yıl içinde Osmanlılar tüm Arnavut topraklarını işgal ettiler.Savaşın sonunda halk öldürüldü ve katledildi; Durs, İşkodra, Berat,Kruva ve Lej gibi büyük kentler köylere döndü. Osmanlı askeri kale,kilise, köprü ve diğer kültürel eserleri yıktılar. Bunlarla beraber çoksayıda değerli evrak da yok edildi.
Osmanlı işgalinden önce Arnavutlar Hıristiyandı. Arnavutluk’unkuzeyinde Katolik mezhebi güneyinde ise Ortodoks mezhebi yaygın idi.
Osmanlı işgalinden sonra İslam dini yayıldı. Bu dini Osmanlıişgalcileri zorla yaydılar, İslam dinini kabul etmeyen Arnavutlar büyükvergiler ödemeye zorlandı. 200 yıl içinde İslam dinini nüfusun yarısıkabul etti. Arnavutlar üç farklı dine sahip olmalarına rağmen her zamanbirlik içindeydiler. Onların en büyük düşmanı Osmanlı işgalcilerdi.
Arnavutlar her zaman bilim ve eğitimden yana olmalarına rağmen Osmanlıyönetimi Arnavut dilinde eğitimin gelişmesini engelliyordu. Tümbaskılara rağmen Arnavutça eğitim veren okullar açıldı ve Arnavutçaeserler yazıldı.
“Yeniden Doğanlar” Arnavut dilinde eğitim yapan okullar açılmasınabüyük önem verdi. Osmanlı işgalcileri eğitimin Arnavutça ileyapılmasına izin vermedi. Arnavut vatanseverleri büyük çabalardan sonraOsmanlı Hükümetinden Arnavutça eğitim veren okulların açılması izninialmayı başardılar.
Arnavutça eğitim veren okulların açılması halkı memnun etti. Arnavutçaeğitim, Arnavutluğun düşmanlarını korkuttu. Sultan, Arnavut okullarınınkapatılmasını emretti. Askerler ve hainler eylemlere başladı. Okulmüdürü ve öğretmenleri zehirlediler. Bazı öğretmenleri tutukladılar.Arnavut alfabesine sahip olanları ise ağır cezalara çarptırdılar.
Arbria'nın işgali esnasında; Osmanlı askerleri önlerine gelen her şeyiyağmalayıp, yakıp yok ettiler, işgal edilen yerlerde Arnavuttoprakları, sultan tarafından Osmanlı derebeylerine ve onlara hizmetiçin hazır olan yerlilere verildi. Bunlar, Osmanlı Devletinin yürüttüğütüm savaşlara asker göndermekle görevlendirildiler.
Osmanlılar tarafından işgal edilen topraklarda halkın durumu ağırlaştı.Arnavutlar iki vergi vermeye mecbur oldular; birini yerel derebeylerediğerini ise Osmanlı Devletine. Bu ağır şartlardan kurtulmak içinbinlerce Arnavut kırsal alandaki köylerini terk etti. Onlar, işgalcirejimin bulunmadığı serbest bölgelere, dağlara yerleşti. Osmanlıişgaline karşı ilk olarak Mati ve Debre hükümdarı olan Gjon Kastriotiayaklandı.
İtalya ve diğer Avrupa devletlerinde Hümanizm ve Rönesans devam ederkenArnavut toprakları Osmanlı işgalinde bulunuyordu. Durs, Şkodka, Tıvar,Prizren, Berat ve Leja gibi çok sayıda büyük Arnavut kentleri köyedöndü. Drişti, Deya, Şurlahu ve Spinarica gibi kentler hiçbir zamanayağa kalkamadı. Kentlerde az sayıda Arnavut kaldı. Bu kentlerdeOsmanlı askeri kışlaları kuruldu. Osmanlı askerleri kentlerle beraberkaleleri, kiliseleri, manastırları ve yüzyıllar boyunca kültür mirasısayılan çok sayıda güzel binaları yıktılar. Çok sayıda tablo veheykeller yok edildi veya kayboldu. Bunlardan çok az bir kısmı kurtuldu.
1481-1506 yılları arasında Osmanlı işgali sırasında; binlerce Arnavutailesi vatanlarını terk ettiler. Bunların büyük bir kısmı Güneyİtalya'ya yerleşti. Onların büyük bir kısmı evlerine dönecekler diyedillerini ve adetlerini unutmadılar.
26 Ağustos 1830'da Manastır'da, önceki suçlarının affedileceği vehediye dağıtılacağı vaadiyle bir araya getirilen 500 Arnavut derebeyiöldürüldü.
Olaylar Yunan askerlerinin düşündükleri gibi gelişmedi.Gerçekleştirdikleri devlet darbesi Türkiye'nin askeri müdahalesine yolaçtı. Türkler, Kıbrıs'ın kuzey kısmını işgal edip bir Müslüman hükümetkurdu ve o dönemden sonra ada ikiye bölündü.
1478’de 150 bin kişilik Osmanlı Ordusu yeniden Kruva ve İşkodra'yıişgal etme girişiminde bulundular. II nci Mehmet komutasındaki Osmanlıaskerleri iki yıl süren kuşatmanın ardından cephanesiz yiyeceksiz veiçeceksiz kalan Kruva'daki askerleri kaleyi teslim etmeye mecburettiler. Sultan teslim olmalarına karşılık kaleyi savunanlara özgürlükve komşu ülkelere gidebilecekleri vaadinde bulundu ama sözünde durmadı.16 Haziran’da kaleye giren Osmanlılar tüm erkekleri öldürerek kadın vekızları köle olarak aldılar.
Osmanlı işgalcileri, Arnavutların milli haklarını ihlal eden bir polisdevleti rejimi uyguladılar. Vatansever öğretmenleri tutukladılar,okulları kapattılar, kitap ve gazetelerin basılmasını yasakladılar.
MAKEDONYA
İlköğretim Tarih Kitaplarında;
Yeniçeri ordusu 15 nci yüzyılda kurulmuştur. Başlangıçta bu ordu esiralınmış genç ve sağlam kişilerden oluşuyordu. Daha geç dönemlerde buordunun safları “kan vergisi (haracı)” olarak alınan Hristiyançocuklarıyla dolduruldu.
Reaya adıyla anılan esaret altına alınmış Hristiyan kitleler esas işgücünü teşkil etmektedir. Bütün köylüler bağımlıdır ve reaya hiçbirimtiyaz hakkına sahip değildir. Sadece ağır yükümlülükleri vardır.
Devlete karşı ana vergiler; haraç, hayvan vergisi, askerlik vergisi vs.şeklindeydi. En ağır vergi: “kan vergisi” yani devşirmedir.Hristiyanlar, yeniçeri askeri birliklerinin doldurulması için küçük vesağlam çocuklarını vermeye mecbur tutuyorlardı. Kan vergisine karşıdireniş çok büyüktür. Hristiyan halk bu şekilde çocuklarınıTürkleştirmekten / Müslümanlaştırmaktan kurtarmak için değişikyöntemler kullanmışlardır.
Osmanlı İmparatorluğundaki Hristiyan ahalinin durumu dayanılmazdı.
Zulüm ve terör sıkça görünen vakalardır. İnsanların namusu ve onuruna el uzatılıyordu, kadınlar ve kızlar kaçırılıyordu.
Doğu krizi döneminde Bosna-Hersek ve Makedonya’da ayaklanmalar meydanageldiğinde ve Sırbistan-Türkiye savaşı başladığında, 1876 yılında;Bulgaristan’da Türklere karşı güçlü bir ayaklanma başladı. Bu ayaklanma“Nisan Ayaklanması” olarak bilinmektedir. Türkler ayaklanmayı bastırmışve 15 bin masum insanı öldürmüştür.
Ejderhanın (Türklerin) öldürülmesi altyazısı olan Yunan kaynaklı birkarikatürde; Balkan İttifakı olarak: Sırp, Yunan, Karadağlı ve Bulgar,başında kavuğu olan bir ejderhayı öldürürken görülmektedir.
Neguş ayaklanması sonunda; Neguş Kasabası Osmanlı askeri vebaşıbozuklar tarafından ele geçirildi ve beş gün acımasız teröre,işkencelere ve yağmalamalara maruz kaldı. Bu esnada 1300 erkeköldürüldü ve çok sayıda köy yakıldı ve viran bırakıldı.
Meriç Savaşı’ndan sonra Osmanlılar Makedonya topraklarına kuzeydoğudan ve güneyden saldırmaya başladılar.
Makedonya toprakları birçok derebey, küçük devletlere ve knezliklerebölündü. Hükümdarlar arasındaki geçimsizliklerden yararlanan Sultan1nci Murat büyük bir direnme görmeden birçok Makedon kentini işgaletti. Çok sayıda Makedon askeri esir edilmiş, köle pazarlarında satıldı.
Osmanlılar işgal ettikleri topraklarda genç ve sağlıklı çocuklarıtopluyor, bunlara İslam dinini kabul ettirdikten sonra özel askerieğitimden geçiriyorlarmış. Yeniçeri adlı piyade olarak savaşakatıyorlarmış.
Yeniçeri askeri; kan vergisi yoluyla ele geçirilen ve sonradan İslamlaştırılan Hristiyan çocuklarından oluşan askerdir.
Osmanlı işkencecilerine karşı en etkili silahlı halk direnmesi olarak,haydutluk hareketi; 19 ncu yüzyılda da gelişme kaydetmiştir.
Nyeguş ayaklanması merhametsizce bastırıldı. Bunun sonucu olarak, askerve başıbozuklar beş gün boyunca şehri harabeye çevirdiler.Soygunculukla ellerine geçenleri alıp, cinayetler işlediler. 15yaşından 65 yaşına kadar 1300 erkek katledildi. Otuz genç Nyeguşlugelin çocuklarıyla birlikte Osmanlının eline düşmemek için; Nyeguşkentinden geçen Ara***a Irmağının şelalesine atlayarak intihar etti.Birçok köy yakılıp coğrafya haritasından silindi.